Davacı ... ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM SANAYİ TİCARET A.Ş. tarafından açılan Zayi Belgesi Verilmesi davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Seferihisar ilçesi açıklarında 30/10/2020 tarihinde meydana gelen deprem afeti sebebiyle ... Enerji Elektrik Üretim Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin ticari defterlerinin bulunduğu adres olan şirket merkezinin büyük hasar uğradığını, iş yerinde tadil
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin tarım makinelerinin alım satımı ve satış sonrası hizmetleri alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ilk olarak 15.12.2010 tarihinde ... markalı tarım makinelerinin münhasıran satış ve pazarlaması amacıyla bayilik sözleşmesi ve 01.01.2013 tarihinde ... markalı biçerdöverlerin satış ve pazarlaması amacıyla bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, ... Bayilik sözleşmesi ile ilk olarak “... ili ve ilçeleri, ... ili ve ilçeleri, ... iline bağlı ..., ..., ..., ..., ... ilçeleri ile ... ilinin...’nda” bu ürünlerin satış ve pazarlamasının münhasır olarak müvekkili şirkete bırakıldığını, daha sonra bu bölgenin davalının tek taraflı beyanı ile 28.07.2015 tarihinde “.. iline bağlı .., .., .., ..., ... ilçeleri ile İstanbul ilinin ...” olarak değiştirildiğini, ticari ilişkinin ilerleyen safhalarında müvekkili şirket ile davalı arasında bu sözleşmelerin yerine geçmek üzere bu kez davalının piyasaya sunduğu ... markalı ürünlerle birlikte yedek parçalarının da münhasıran satış ve pazarlanmasını konu alan 11.10.2016 tarihli Tarım Makineleri Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, nihai sözleşmeyle, .... iline bağlı ..., ...., ..., ..., ... ilçeleri ile ... İlinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .., ..., ...., ..., ..., ... ilçelerinde ürünlerin münhasır satış ve pazarlamasının müvekkili şirkete bırakıldığını, müvekkilinin bu bölgelerde satış ve pazarlama faaliyetlerini sürdürürken 27.12.2017 tarihinde davalı tarafından müvekkili şirkete bırakılan münhasır bölgenin tek taraflı olarak ... İline bağlı ..., ..., ... ve ... ilçeleri olarak değiştirildiğini, müvekkili şirketin yeni bölgede satış ve pazarlama faaliyetlerini sürdürürken 08.04.2019 tarihinde davalının bir çalışanı tarafından yönetim toplantısında müvekkili şirketin bayilik ilişkisini sonlandırma kararı alındığı ve söz konusu e-posta ekinde gönderilen fesih protokolünün imzalanması gerektiği yönünde bir e-postanın kendilerine iletildiğini, müvekkili şirketin söz konusu e-postaya kendilerinin süresinden önce tek taraflı feshi kabul etmediklerini, söz konusu e-postanın nihai sözleşme ile kararlaştırılan fesih usulüne uygun olmaması ve davalının e-postayı gönderen çalışanın fesih yetkisini gösteren bir belge sunulmamış olması sebebiyle işlemin derhal fesih etkisi doğurmaya elverişli olmadığını davalıya ihtar ettiğini ve davalının tek taraflı derhal fesih iradesinin varlığı halinde bunun usulüne uygun olarak kendilerine iletilmesini talep ettiğini, ancak usulüne uygun bir yazılı fesih beyanının müvekkili şirkete ulaştırılmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan ürün siparişlerinin davalı tarafından “taraflar arasında mevcut durum” sebep gösterilerek kabul edilmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ürün siparişlerinin kabulü ile müvekkili şirkete teslim edilmesi, aksi halde fiilen nihai sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı feshedilmiş sayılacağının 18.06.2019 tarihinde davalıya ihtar edildiğini, davalının söz konusu ihtara, 27.06.2019 tarihinde cevap vererek nihai sözleşmenin herhangi bir şekilde feshedilmediğinin belirtilerek aynı ihtarname ile nihai sözleşme döneminin sonunda sözleşme süresini uzatmama yönündeki iradesini kullandığı, nihai sözleşmenin 10.10.2019 tarihi itibarı ile süresinin bitmesi sebebiyle son bulacağının belirtildiğini, son olarak 11.10.2019 tarihinden itibaren verilen siparişlerin reddedildiğini ve bu tarihten sonra ürün tedarikinin tamamen kesildiğini, nihai sözleşmenin davalı tarafından süresinin dolması sebebiyle sonlandırılması dolayısıyla davalı tarafından müvekkili şirkete hakkaniyete uygun bir denkleştirme tazminatı ve karşılanamayan yatırım giderinin ödenmesini talep etme gereğinin hasıl olduğunu,, müvekkili şirketin 30 yıla yakın bir süredir ürünlerin ticaretini yapıyor olması ve davalı ile 10 yıla yakın ticari ilişkisi bulunmasının müvekkili şirkette ticari ilişkinin devam edeceği yönünde haklı beklenti oluşturduğunu, bu nedenle davalının talepleri doğrultusunda çok yüksek tutarlı yatırım harcamaları yaptığını belirterek, amortisman bedelleri henüz dolmamış ve ikamesi mümkün olmayan yatırımlar ile diğer bayi çalışanlarına verilen eğitim ücretlerine karşılık 16.841,71 TL ve 4.750.377,69 TL denkleştirme tazminatının fesih tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.