Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;------Tedavi masraflarının birden fazla sigortası tarafından temin edilmiş olması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranının paylaştırılır" denildiğini, sigortalı dava dışı ---- tedavisine ilişkin ---- fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin --- sigortalı dava dışı ------- tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin -------sigortalı dava dışı ---- ilişkin ---- fatura ile hastaneye provizyon veril
davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçelerinde özetle; davalı şirketin 2018 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 26/03/2019 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette yaklaşık %15 oranında pay sahibi olduklarını, müvekkillerinin söz konusu genel kurulu toplantısına katıldıklarını, toplantı sırasında gündemin, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin 5.maddesine geçildiğinde şirketin toplam 1.465.422 payından 1.025.796 adet payının sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından kendisine ödenmesini talep ettiği ücret önerisinin okunduğunu ve talebi gibi aylık 360.000,00 TL net ücret ödenmesine ve sonraki yıllarda ise ocak ayından itibaren yılık tüfe oranında artış yapılmasına karar verildiğini, müvekkillerinin de dahil olduğu 439.626 adet red oyuna karşılık 1.025.796 adet kabul oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, kararda olumlu oy kullanan tek pay sahibinin öneride bulunan ve ücretin ödeneceği yönetim kurulu başkanı ... olduğunu, ...'ın oyunu kendisine fahiş miktarda ücret ödenmesi için kötüniyetle kullandığını, müvekkillerinin ücret ödenmesi önerisine itiraz ederek muhalefet şerhlerini tutanağa geçirtiklerini, kararın sermayenin korunması ilkesi hakkındaki TTK 447 maddesine aykırı olması nedeniyle batıl olduğunu, söz konusu genel kurulda davalı şirketin 2018 yılına ait bilanço, kar-zarar tablolarını görüşüldüğünü, 2018 yılını davalı şirketin 14.406.801,39 TL zarar ile kapattığını, henüz kar elde edilmeden önce kendisine fahiş ücret belirlenmesi hususunun kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, şirket kara geçse dahi söz konusu karın önemli bir kısmının yönetim kurulu başkanının ücreti için ayrılacağını, böyle bir durumda söz konusu ücretin, kurumlar vergisi kanunun 13.maddesi kapsamında transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı niteliğinde olacağını, diğer pay sahiplerinin kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarının ihlal edilmiş olacağını, zira şirketin payında temettü hakkının kanundan kaynaklanan haklar içerisinde yer aldığını, söz konusu kararın eşit işleme kesin aykırı olduğunu, TTK 445. Maddesine göre söz konusu kararın kanun hükümlerine, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeniyle de iptale tabi olduğunu, ayrıca TTK 436. Maddesi uyarınca ...'ın oy kullanma hakkı olmadığı halde onun oyuyla bu kararın alındığını, belirlenen ücretin fahiş olduğunu, ücretin fahiş olup olmadığının değerlendirilmesinde esas alınması gereken kriterlerin, şirketin mali yapısı, şirketin ortaklık yapısı, yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması, pay sahiplerinin vazgeçilemez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek olması, mani durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler olduğunu, kararlaştırılan aylık 360.000,00 TL ücretin bu kriterlerin hiç birine uymadığını, davalı şirket ile aynı ticari faaliyeti yürüten benzer şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen ücretlerin dilekçede açıklandığını belirterek söz konusu kararın TTK 447.maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, batıl değil ise TTK 445 ve devamı maddeleri gereğince kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. ASIL DAVA VE BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçelerinde özetle; davalı şirketin 26/03/2008 tarihinde "Elektrik Enerjisi üretim tesisi kurulması, işletmeye alınması, elektrik enerjisi üretimi, üretilen elektrik enerjisinin satışı işi ile iştikal etmek" üzere kurulduğunu, kurulduğunda elinde hiç bir varlığı ve projesi olmayan sadece proje edinme ve yatırım yapma niyeti olan bir şirket iken bugün elinde bir jeotermal kaynak işletme ruhsatı, elektrik üretim lisansları, üretim ön lisansı, jeotermal elektrik üretim santrali işletmesi ile yatırımı %95 seviyelerinde tamamlanmış, Ekim 2019 tarihinde işletmeye girecek ikinci bir jeotermal elektrik üretim santrali bulunan bir şirkete dönüştüğünü, finansman sözleşmesinin şirketin yapay sahiplerinin maksimum yararına düzenlenebilmesi için yoğun çaba ve emek gösterilmesinin yanında 168.000,000,00 USD mertebesinde olan büyük bir kredi için şirketin %70 hissedarı olan ...'ın sözleşmede garantör olarak bulunması ve kendi adına kayıtlı gayrimenkullere ipotek ettirmesinin finansman sağlanmasında büyük önem arz ettiğini, diğer hissedarların böyle bir yüke girmediklerini, yatırım riskini tamamen %70 hissedar olan ...'ın aldığını, söz konusu proje finansmanın ödül aldığını, jeotermal kaynaktan elektrik enerjisi üretimi yatırımının özellikle yatırım öncesinde rezervuara sahip bir ruhsat edinimi, potansiyelin açığa çıkartılması noktasında zorlu, uzun ve maliyetli bir süreç olduğunu, bu süreçlerin başarıyla tamamlandığını, bu başarıda yönetim kurulu ve başkanının özverili çalışmalarının yatsınamayacağını, yaklaşık 10 yıldır bu faaliyetlerin yönetim kurulu başkanınca özverili şekilde gerçekleştiğini, diğer hissedarlar şirkete hiç emek koymadıklarını, ...'ın zorlukla geçen 10 yılda şirketten hiç ücret almadığını, artık yatırımlarda birinin yaklaşık 1 yıldır işletmede olduğunu, diğer yatırımın da işletmeye girmek üzere olduğu bu noktada yıllara sari yoğun emeğinin ve mesaisinin karşılığında belirlenen ücrete karşı çıkılmasının haksızlık olduğunu, alınan kararın sermayenin korunması ilkesine aykırı olmadığını, anonim şirketlerin alacaklılarına karşı mal varlığıyla sorumlu olduklarını, şirketin sahip olduğu malvarlığının esas sermayesinden çok büyük olduğunu, kararlaştırılan ücretin harcanan emek ve mesainin karşılığı olması nedeniyle bu ücretin ödenmesi için şirketin kar elde etmiş olmasının gerekmediğini ayrıca yukarıda açıklandığı üzere alınan krediler için yönetim kurulu başkanının malvarlıklarını ipotek ettirdiğini ve garantör olarak kredi sözleşmelerini imzaladığını, ödenen ücretin pay sahipliği hakkından bağımsız olduğunu bu nedenle örtülü kazanç iddiasının doğru olmadığını, yönetim kurulu başkanının ücret ve prim ödenmesi konusunda yapılan müzakerelere katılabileceğini ve oy kullanabileceğini TTK'nun 436/1 maddesine düzenlenen oydan yoksunluk ilkesine aykırı bir durumun bulunmadığını, TTK'nun bu maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk halinin pay sahibinin şirket ile arasındaki kişisel nitelikteki iş, işlem veya davaya ilişkin müzakerelere dair olduğunu, belirlenen ücretin fahiş olmadığını, 10 yıldır yönetim kurulu başkanının hiç ücret almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.