9. Hukuk Dairesi 2014/19986 E. , 2014/29032 K. MAHKEMESİ : ANKARA 3. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2014 NUMARASI : 2013/327-2014/469 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan TC. M.. B.. avukatları tarafından temyiz…
**9. Hukuk Dairesi 2014/19986 E. , 2014/29032 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 3. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2014 NUMARASI : 2013/327-2014/469 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan TC. M.. B.. avukatları tarafından temyiz edilmiş, davacı avukatı tarafından duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin T.. L..çalıştığını, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatları ödenmeden okul müdürü tarafından feshedildiğini, davacının ücret ödemesinin ve sigorta işlemlerinin davalı T.. O.. A.. Birliği tarafından yapıldığını, işyerinin diğer davalı M.. B..na bağlı olduğunu, işyerindeki müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin emir ve talimatlarına göre iş yapıldığını iddia ederek davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ve son ay ücret alacaklarının davalılar MEB ve T.. O.. A.. Birliği'nden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı T.. B.. vekili cevabında, müvekkilinin tüzel kişiliği bulunmadığından hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, öte yandan davacının süresinde işbaşı yapmadığı gibi verilen işleri de yapmadığını, okul müdürüne karşı geldiğini, arşiv ve kamera kayıtlarına zarar verdiğini, 26.08.2008 tarihinde konuya ilişkin tutanak tutularak iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fazla mesai, hafta tatili ile bayram ve genel tatil çalışması olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı T.C. MEB vekili cevabında, davacının davalının işçisi olmaması nedeni ile müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığı gibi iş akdinin sunulu tutanaklarla sabit olduğu üzere haklı nedenle feshedildiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece 09.06.2010 tarihinde, davalı Okul Aile Birliği hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalı bakanlık yönünden ise iş akdinin feshinin haksız olduğu, bilirkişi raporunda belirli alacaklara davacının hak kazandığı gerekçesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karar davacı ve davalılardan T.C. M.. B.. vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve temyiz üzerine Dairemiz tarafından 18.12.2012 tarihinde “.....Dairemizin kararlılık kazanmış uygulama ve içtihatlarına göre davacı işçi yönünden ücret ve primler davalı Okul Aile Birliği tarafından yatırılmış olsa da iş görme edimi her iki davalı işverene karşı yerine getirilmiştir. Davalılar arasında davacı işçinin çalıştırılması noktasında amaç ve menfaatte birlik söz konusudur. Davacının iş görme ediminin her bir işveren yönünden kısmi süreli iş ilişkisi biçimde ayrıştırılması da mümkün değildir. Davacı aynı anda aynı işverenlere karşı iş görme edimini yerine getirmiştir. Bu bakımdan taraflar arasında birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. 4857 sayılı Yasanın 2.maddesindeki işveren tanımı karşısında Okul Aile Birliğinin tüzel kişiliğinin olmaması bu bakımdan sonuca etkili değildir. Buna göre davaya konu işçilik alacaklarından her iki davalının müştereken sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, davalı Okul Aile Birliği yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi hatalıdır....Mahkemece davacı lehine bilirkişi raporu benimsenerek fazla mesai ücreti ile hafta tatili ve milli bayram mesai ücreti hüküm altına alınmış ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, hükme esas bilirkişi raporundaki hesaplamalar tanık beyanlarına dayanmaktadır. Ancak davalının resmi bir kurum olduğu dikkate alındığında sırf soyut tanık beyanları ile sonuca gidilmesi doğru değildir. Bu nedenle davacının hizmet dönemi itibari ile çalıştığı okul işyerinden ikili eğitim olup olmadığı, derslerin bitimi ile okulun kapanmasından sonra ve hafta tatili ile milli bayram günlerinde kurs, etüd ve benzeri faaliyetler yapılıp yapılmadığı, yapılıyor ise bunların kaça kadar sürdüğü, aynı işi yapan kaç kişi bulunduğu, dönüşümlü veya nöbetleşe çalışma olup olmadığı sorularak belirlenmeli, ilgili bilgi ve belgeler celbedildikten sonra tanık beyanları ile birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulup gerekirse ek hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anılan alacaklarla ilgili hüküm tesisi hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmuş, bozma kararında davacı ve davalı T.C. M.. B.. vekillerinin bozma sebepleri dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmadığı da belirtilmiştir. Bozma kararı üzerine Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davacının yalnızca okulda eğitim ve öğretim yapılan saatlerde çalışma yaptığı, fazla mesai yapmadığı milli bayram tatillerinde çalışmadığı, ayrıca hafta tatillerinde çalışan personel sayısı bakımından davacının hafta sonunda çalışmadığı, davacının okul tatili dönemlerinde yıllık izne ayrıldığı ve okulların tatil olduğu dönemde okulların kapalı olması nedeniyle yıllık izin kullandığı ve davacının kıdem ve ihbar tazminatı hak etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece sadece “ 1- Davanın REDDİNE “ denilerek hüküm tefhim edilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında da sadece “ 1- Davanın REDDİNE “ yazılmış, yargılama gideri, vekalet ücreti, harç konusunda hiçbir şey yazılmamıştır. D) Temyiz: Kararı davacı ve davalı T.C. M.. B.. vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Öncelikle; Hüküm sonucunun ne şekilde oluşturulacağı ve neleri içereceği HMK. nun 297/2. maddesinde “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında;açık,şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “ hükmünü taşımaktadır. Bu hüküm genel olarak hüküm sonucuna ilişkin olup, basit yargılamaya tabi davalar açısından hüküm sonucunun tefhimi HMK. nun 321. maddesinde “ Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. “ şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu iki hükme göre basit yargılamaya tabi bir davada duruşmada tefhim edilecek hüküm sonucu hem HMK. nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımalı, hem de gerekçeli olmalıdır. Ayrıca; Mahkemece bozmadan önceki kararda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti, bayram çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının KISMEN KABULÜNE karar verilmiştir. Mahkemenin ilk kararı davacı vekili ile davalı T.C. M.. B.. vekili tarafından temyiz edilmiş, Mahkeme kararı Dairemizin 18.12.2012 tarih ve 2010/32662 E. 2012/43065 K. sayılı ilamı ile; Davacı vekili ile davalı T.C. M.. B.. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Kararı temyiz eden davacı açısından; “ Okul Aile Birliğinin de müşterek-müteselsil sorumluluğuna gidilmesi gerekirken bu davalı hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebi ile reddinin hatalı olduğu gerekçesi ile, Davalı T.C. M.. B.. açısından ise ; Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerine yönelik olarak eksik araştırma nedeni ile bozulmuştur. Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş bozma gereklerini yerine getirmektir. Zira, mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur. Usuli kazanılmış hakkın hukukumuzdaki yeri; 04.02.1959 gün ve 1957/13-E. 1959//5 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında (R.G. 28.04.1959 gün sayı:10193) “Temyiz merciince bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, davaların uzamasını önlemek maksadıyla kabul edilmiş çok önemli bir usuli hükümdür. Bir cihetin bozma kararının şümulü dışında kalması da iki şekilde olabilir. Ya o cihet, açıkça bir temyiz sebebi olarak ileri sürülmüş fakat dairece itiraz reddedilmiştir, yahut da onu hedef tutan bir temyiz itirazı ileri sürülmemiş olmasına rağmen dosyanın Temyiz Dairesince incelendiği sırada dosyada bulunan yazılardan onun bir bozma sebebi sayılması mümkün bulunduğu halde o cihet dairece bozma sebebi sayılmamıştır. Her iki halde de o konunun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararına mahkemece uyulması taraflardan birisi lehine usuli bir müktesep hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme, ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Zira umumi müktesep hakkın tanınması da amme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş bir esastır.” şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda temyize konu karar hem usuli kazanılmış hak, hemde HMK. nun 297 ve 321. maddeleri açısından değerlendirildiğinde; a- Mahkemece bozma kararı ile bozma dışı bırakılan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık ücretli izin alacağı talepleri açısından davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka riayet edilmemesi hatalıdır. b- Mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm özeti ile gerekçeli kararda yazılan hüküm sonucunun HMK. nun 297 ve 321. maddelerine aykırı olarak sadece “ Davanın reddine “ şeklinde oluşturulması da hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş bozma gereğini yerine getirerek, davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka riayet edilerek HMK. nun 297 ve 321. maddelerine uygun şekilde hüküm oluşturarak sonuca gitmektir. Bu nedenlerle usuli kazanılmış hakkı gözetmeyen ve HMK. nun 297 ve 321. maddelerine aykırı olan kararın bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.10.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.