11. Hukuk Dairesi 2010/5342 E. , 2011/16119 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2009 tarih ve 2008/302-2009/786 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2010/5342 E. , 2011/16119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2009 tarih ve 2008/302-2009/786 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı ziraat banka nezdindeki hesaptan muhtelif para ödeme ve para yatırma işlemleri gerçekleştirildiğini, müdür yardımcısı ...’nun hesaplarla ilgili olarak şahtecilik yaptığının anlaşılması üzerine davacının bankaya başvurduğunu, davacının hesabında bulunan meblağın bir kısmının ödendiğini, ibra edilen bölüm dışında kalan asıl alacak 13.164.00 YTL ana paranın faiz ve diğer getirileri için dava ve talep haklarının saklı tutulduğunu belirterek; müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle asıl alacak (13,164,00) YTL nin 31.10.2002 tarihinden itibaren mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, hazırlanan müfettiş raporunda açıklandığı üzere, yatırım hesabından gerçekleşen ödemelere ilişkin mevcut tediye fişlerindeki tüm imzaların hesap sahibi ...’nun eli mahsülü olduğunu, ... tarafından düzenlenen ve bulunamayan tediye fişleri bedelinin davacıya ödendiğini, davacının hiçbir alacağının kalmadığını, talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, alacağa yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkilinden ve diğer davalı bankadan, mevduat hesabından kaynaklanan hiçbir alacağının bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, bilirkişi raporu ile saptandığı üzere, davalı bankanın 13.427.74 TL tutarındaki ödeme sonrasında bir borcunun bulunmadığının tespit edildiği, dekontlar üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun saptandığı, bankanın çalışanının eylemlerinden sorumlu tutulmasının gerektiği, davacının alacağını yasal ve takdiri delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı tarafından bankaya yatırılan paraların banka çalışanının zimmetine geçirilmesi sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığınca müşteri imzalarını taşıyan dekont ve tediye fişleri üzerinde yaptırılan imza incelemesi raporlarına itibar edilerek yargılama aşamasında imza incelemesi yapılmadan karar verilmiş; davacı vekilince 27/10/2009 havale tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile, davalı Banka tarafından dosyaya ibraz edilen sekiz adet tediye fişi üzerinde bulunan imzaların davacıya ait olmadığı iddia edilerek, tarih ve miktarları açıkça belirtilen tediye fişleri üzerinde bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yaptırılması talep edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için ibraz edilen evraklar üzerindeki müşteri imzalarının davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. Bu itibarla, mahkemece davacı vekilinin itiraz ve talep dilekçesi nazara alınarak üzerlerinde bulunan imzaların davacıya ait olmadığı iddia edilen evraklar üzerinde bilirkişi vasıtasıyla usulüne uygun imza incelemesi yapılması gerekirken bu husus göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.