T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1923 KARAR NO : 2025/1493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/855 KARAR NO : 2024/810 DAVA TARİHİ: 01/12/2023 KARAR TARİHİ: 23/10/2024 DAVA: İflas KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1923 KARAR NO : 2025/1493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/855 KARAR NO : 2024/810 DAVA TARİHİ: 01/12/2023 KARAR TARİHİ: 23/10/2024 DAVA: İflas KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ... Otel İşletmeleri Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin tarafı olduğu Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1715 E., 2023/745 K. sayılı dosyasında 43.392,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiz ile birlikte, 1.897,25 TL yargılama gideri ve 6.942,72 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde hüküm kurulduğunu, mahkemece verilen kararın İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, İİK'nın 43/2. maddesi uyarınca takibin iflas yolu ile yapıldığını belirterek davalının iflasını talep etmiştir. CEVAP Davalı yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hukuki niteliği itibariyle davacı tarafından davalı borçlu şirket aleyhinde İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasından gönderilen ilamlı icra emrinin tebliğine rağmen verilen süre içerisinde bir ödemede bulunulmadığından davalı şirketin iflası istemine ilişkin davada, Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesince 07.07.2023 tarihinde verilen 2022/1715 esas 2023/745 sayılı kararının İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından ilamlı takip başlatıldığı, daha sonra talebin iflas yoluna dönüştürülerek örnek 11 ödeme emrinin davalı borçluya 31/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından itiraz edilmediği gibi her hangi bir ödemenin yapılmadığı, İİK'nın 158. maddesi hükmü gereğince alacaklının iflas takibi kesinleşmiş bulunduğundan İİK'nın 166. maddesi hükmü gereğince davalı borçlu hakkında iflas davası açıldığı, itiraz etmek isteyenlerin itirazda bulunabilecekleri konusunda Basın İlan Kurumu ve ticaret sicili gazetesinde ilan yapıldığı, herhangi itirazda bulunanın olmadığı, Mahkemece icra takibine konu yapılan ve depo kararına esas teşkil eden alacak miktarının belirlenmesi yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bilirkişi tarafından ibraz olunan raporda; 18.09.2024 tarihi itibariyle depo kararına esas teşkil edecek alacak miktarının 95.743,27 TL olduğunun belirlendiği, bu konuda mahkemece düzenlenen 08.10.2024 tarihli depo kararının davalı borçlu şirkete 13.10.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen 7 günlük kesin süre içerisinde mahkememiz dava dosyasına yatırılmadığı gibi davacı alacaklıya da ödenmediğinin belirlendiği gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı ... OTEL İŞLETMELERİ TURİZM İNŞAAT TİC. A.Ş.'nin İFLASINA, İflasın 23/10/2024 Tarih ve Saat 15.13 itibariyle açılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin merkez adresi Ticaret Sicil Gazetesinden de görüleceği üzere ... Tic Mer. A Blok... Şişli/ Istanbul adresi olup yetkili icra dairesi ve mahkemesi İstanbul (Çağlayan) icra müdürlükleri ve mahkemeleri olduğunu, bu husus kamu düzeninden olmakla yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından alacaklarının tahsiline dair herhangi bir icrai işlem yapılmadığını, doğrudan iflas takip yoluna gidilmesinin ilgili yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, davacı tarafın işbu davayı ikame etmekteki kötü niyetli olduğunu belirterek, iflas kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle, ilamlı takibin İİK'nın 43/2. maddesi uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilmesi sonucu açılan iflas davasıdır. 2004 sayılı İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Ancak, İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden olmadığından bu konuda yetki sözleşmesi yapılabilir. Borçlu ve alacaklı yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerden başka bir yer icra dairesini yetkili kılmışlarsa o yerin icra dairesi de iflas takibi için yetkili sayılır. Ancak iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır. Davanın açıldığı 01.12.2023 tarihinde davalı şirket adresi Ataşehir/İstanbul olup, dava açıldıktan sonra 06.02.2024 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan ilanla adresinin Şişli/İstanbul olarak değiştirildiği, yani davanın sicilde kayıtlı adresi itibariyle yetkili ve görevli mahkemede açıldığı tespit edilmekle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca "hukuki yarar" dava şartı olduğundan, Dairemizce öncelikle davacının işbu dava yönünden hukuki yararının olup olmadığı hususunun re'sen incelenmesi gerekmiştir. Zira davacı tarafından ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi üzerine İİK'nın 177. maddesi uyarınca doğrudan iflas davası açılmamış, ilamlı takip İİK'nın 43/2. maddesi uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilerek, iflas yoluyla takibin kesinleşmesi nedeniyle eldeki iflas davası açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2017 tarihli ve 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı kararında ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılmasında hukuki yarar olmadığına dair karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5.maddesinde "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar." hükmü gereği içtihadı birleştirme kararları mahkemeler yönünden bağlayıcıdır. Ancak bu bağlayıcılık içtihadı birleştirme kararına konu edilen uyuşmazlıkla benzer hukuki konulara ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında "ilama bağlanmış para alacakları için genel haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağı" yani "ilamlı takip" ile "genel haciz yoluyla takip" tartışılmıştır. Eldeki dosyada ise "alacağı ilama bağlanmış bir alacaklının iflas yoluyla adi takip yapması" hali söz konusu olduğundan somut dosya yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Zira genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi ile iflas yoluyla takibin hükümleri farklıdır.İİK'nın "Ödeme emri ve münderecatı" başlıklı 155. maddesinde; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.""İflas talebi ve müddeti" başlığını taşıyan 156. maddesinde ise; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır.Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." hükümleri yer almaktadır.YİBHGK kararında genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine, alacaklının icra hukuk mahkemesinde İİK'nın 68. maddesi uyarınca açacağı itirazın kaldırılması davası yada İİK'nın 67. maddesi uyarınca açacağı itirazın iptali davası neticesinde alacağın tekrar ilama bağlanması halinin gündeme geleceği, bu durumun ise gerek hukuki yarar gerekse kesin hüküm veya derdestlik sorunu ile karşılaşacağı açıklanmıştır. Oysa iflas yoluyla takip başlatılması halinde takibe itiraz edilsin yada edilmesin, dosya borcu ödenmez ise alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren İİK'nın 156/4. maddesi uyarınca 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde yetkili ticaret mahkemesinde iflas davası açması gerekmektedir yani bu halde açılacak dava İİK'nın 68. maddesi uyarınca itirazın kaldırılması davası yada İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası değildir. Ayrıca alacaklının tercih hakkını doğrudan iflas davası açarak değil adi iflas yoluyla takip başlatarak kullandığı ve iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine borçlunun bir itirazının olmaması sebebiyle takibin kesinleştiği eldeki davada ara karar niteliğinde olsa dahi mahkemece "itirazın kaldırılması" yönünde bir karar da verilmeyecektir. Bu nedenle ilama bağlı bir alacağın tekrar ilama bağlanması hali bulunmamaktadır. İflas yoluyla takibe itiraz edilmiş olunması ihtimalinde dahi, açılan iflas davasında verilecek "itirazın kaldırılması" kararı bir "ara karar" niteliğinde olduğundan ilam niteliği taşımamaktadır.Alacak bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye bağlı ise, alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna başvurabilir (m.37;177/4). Fakat alacaklı, böyle bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, (özellikle m.32'ye göre bir ilamlı icra takibi yapmadan) genel iflas yoluna da başvurabilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1110).İlamlı icrada da, iflasa tabi olan bir borçlu süresi içinde borcunu ödemezse, alacaklı haciz veya iflas yolundan birini tercih edebilir. Ancak alacaklı, ilamlı icra takip talebinde haciz istediğini bildirmiş olsa bile, icra emrindeki süre geçince iflas isteyebilir (m.37). İİK'nın 43. maddesi gereğince takip yolu değiştirilince, terk edilen takipte, takibin kesinleşmiş olması veya hacizlerin yapılmış olmasına bakılmaksızın yeni takip yoluna mahsus ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2019, s.376) Genel iflas yolu, alacaklının icra dairesine yapacağı bir iflas takip talebi ile başlar. Bunun üzerine, icra dairesi borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Borçlu, yedi gün içinde borcunu öderse iflas takibi son bulur. Ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesine iflas davası açarak borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Takip talebi ve ödeme emri safhaları, kural olarak genel haciz yolundaki takip talebi ve ödeme emri safhalarına benzer... Alacaklının alacağı bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmakta ise alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna (m.177/4) başvurabileceği gibi ilam veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, genel iflas yoluna da başvurabilir. (s.385)Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2012 tarihli 2012/3216 E. 2012/4983 K. sayılı kararında; "...Davalı şirket hakkında başlatılan ilamlı takip, borcun ödenmemesi üzerine iflas yoluyla adi takibe çevrilmiş, İİK'nun 155. maddesi hükmü uyarınca düzenlenen iflas yoluyla adi takiplere ilişkin ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine, davacı tarafça iflas istemli işbu dava açılmıştır. İflas kararı verilebilmesi için İİK'nun 158. madde hükmü uyarınca borçluya, depo emrinin verildiği güne kadar bu alacağın ulaştığı tutarı ve bunun eklentilerini, ödeme süresini ve depo emrine uyulmamasının sonuçlarını gösteren usulüne uygun depo emri çıkartılması, depo emri tebliğine rağmen borcun ödenmemiş olması gerekir. Ödeme emrinin dayanağı olan alacak, ilama dayalı ise de davacı tarafça İİK'nun 177/4. maddesi hükmünden yararlanılmamış olmasına göre, mahkemece İİK'nun 177/4. maddesi hükmündeki usule göre iflas hükmü kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Diğer bir husus ise İİK'nın 37. maddesinde yer alan "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemiyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olupta alacaklı isterse salahiyetli ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmüdür. Bu hüküm uyarınca icra emrine konu borç ödenmediği takdirde alacaklı ya haciz yoluna gidecek yada isterse mahkemece iflasına karar verilecektir. Anılan hüküm iflas yoluyla takip ile çelişkili değildir. İİK'nın 156/4. maddesi uyarınca iflas yoluyla takip başlatılması halinde de şayet borç ödenmez ise takibe itiraz edilsin yada edilmesin, cebri icraya yönelik herhangi bir işlem yapılmadan/yapılamadan alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde iflas davası açması gerekmektedir. Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2014 tarihli 2014/20190 E. 2014/23928 K. sayılı kararında; "...Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takiplere ilişkin İİK’nun 171/4 ve 173/1. maddelerinde; örnek 12 iflas ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük sürede borcu ödememesi, itiraz ve şikayette de bulunmaması halinde, alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile Ticaret Mahkemesi’nden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Takibin şekline göre iflas takibi kesinleşse bile Ticaret Mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmediği sürece bu dosyadan işlem yapılamaz. Pek tabiidir ki, borçlunun iflasına karar verilmesinden sonra, taşınmazına iflas şerhi konması halinde taşınmazın haline münasip meskeni olduğunu ileri sürerek İİK’nun 211. maddesi göndermesi ile aynı kanunun 82/12. maddesi kapsamında İcra Mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapabilecektir. Bu durumda, ortada haciz yolu ile yapılan bir icra takibi bulunmadığına ve İflas yolu ile yapılan takipte haciz mümkün olmadığına göre haczin yasal dayanağı yoktur. Dairemizin 2012/25829 Esas, 2013/2437 Karar Sayılı ve 28.01.2013 tarihli bozma ilamı maddi hataya dayalı olup, belirtilen bu hususların süresiz şikayete tabi ve kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında, bozmaya uyulmuş olması taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz. O halde Mahkemece; şikayetin kabulü ile yasaya aykırı, yok hükmündeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir..." açıklaması ile iflas yoluyla takipte haciz uygulanmasının mümkün olmadığına, uygulanacak hacizlerin ise yok hükmünde olduğuna, iflas takibi kesinleşse bile Ticaret Mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmediği sürece dosyadan işlem yapılamayacağına, bu takip yolunda alacaklının ancak iflas davası açarak borçlunun iflasını isteyebileceğine işaret edilmiştir. Yani iflas yoluyla takipte ödeme emrinin tebliğinden sonra genel haciz yolunda olduğu gibi cebri icraya yönelik herhangi bir işlem yapılamayacak sadece iflas davası açılabilecektir ki bu durumda İİK'nın 37. maddesine aykırı bir husus olmadığı gibi İİK'nın 37. maddesindeki düzenleme ile aynı doğrultudadır. Alacaklının ilama dayalı alacağının icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi halinde başvurulacak tek yolun İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılacak doğrudan iflas davası olduğunun kabulü halinde, bu durum gerek alacaklının gerekse borçlunun menfaatine de uygun düşmeyecektir. Öncelikle İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılacak doğrudan iflas davasında depo emri çıkartılmamaktadır. İflas yoluyla takip nedeniyle açılan iflas davasında ise depo kararı verilmektedir. Depo emri verilmesindeki amaç borçluya borcunu ödemesi ve iflastan kurtulması için son bir fırsatın verilmek istenmesidir. Zira iflas yoluyla takip başlatılması akabinde açılacak iflas davasında mahkemece depo emri gönderileceğinden, somut olayda olduğu gibi depo emrinin borçlu tarafından yerine getirilmesi halinde hem alacaklının alacağına kavuşmasına hem de borçlunun iflastan kurtulmasına imkan varken, bu yol kabul edilmeyerek alacaklının İİK'nın 177. maddesi uyarınca doğrudan iflas davası açmaya mecbur bırakılması halinde, şayet takibin dayanağı ilam için icranın geri bırakılması kararı getirilmediği takdirde ticaret mahkemesi ilamın kesinleşmesini beklemeden ve depo kararı çıkartmadan yapacağı şekli inceleme ile icra emrine rağmen borcun ödenmediği için iflas kararı verecektir. Bu halde ise alacaklının ulaşmak istediği amaca yani alacağına kavuşmasına engel olunacağı gibi borçlu açısından ise ağır bir sonuç doğuran iflasa sebebiyet verilecektir. Borçlunun iflası halinde alacaklının, alacağına tam olarak kavuşup kavuşamayacağı meçhul olduğu gibi alacağına ne zaman kavuşacağı ise belli değildir. Ayrıca eldeki dosya davalısı ... Otel İşletmeleri Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketi hakkında, seri halde, farklı davacılar tarafından ilamlı icra takibinin İİK'nın 43/2. maddesi uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilmesi neticesinde pek çok iflas davası açılmış, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçmiştir. Örnek olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/996 E. 2025/2434 K. sayılı kararında; "...Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin tarafı olduğu Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/28 Esas, 2023/289 Karar sayılı dosyada 44.995,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiz ile birlikte, 148,14 TL yargılama gideri ve 8.879,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde hüküm kurulduğunu, kararın İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün 2023/33240 Esas sayılı dosyası ile öncelikle ilamların icrası yolu ile takibe konulduğu, herhangi bir sonuç alınamadığını, İİK'nın m.43/2 uyarınca takibin iflas yolu ile yapılması talep edildiği, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalının itiraz etmediğini ileri sürerek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile depo emrinin tebliğinden sonra borcun icraya ödendiği ve davaya konu takibin infazen kapatılarak davanın konusuz kaldığı, bu durumda yargılama giderlerinin, davanın açıldığı andaki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, davacının ise dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçelerine istinaden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. ...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ...Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca onanmasına..." karar verilmiştir. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/997 E. 2025/2124 K., 2025/903 E. 2025/1591 K., 2025/901 E. 2025/1589 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.Açıklanan nedenlerle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu kanaatine varılarak dosyanın esastan incelemesine geçilmiştir; İİK'nın 43. maddesi uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi yeniden gönderilecek ödeme emrinin aynı alacak kalemlerini içermesi gerekmektedir.İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile; davacı tarafından, Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2022/1715 E. 2023/745 K. Sayılı 07.07.2023 tarihli ilamı uyarınca hükmedilen alacakların tahsili için ilamlı takip başlatılmış ve 43.392,00 TL asıl alacak, 1.897,25 TL yargılama gideri, 6.942,72 TL ilam vekalet ücreti, 8.017,72 TL asıl alacak faizi olmak üzere toplam 60.249,69 TL üzerinden 12.10.2023 tarihinde icra emri düzenlenmiş, davalı vekiline 17.10.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davacı vekili 25.10.2023 tarihinde ise İİK'nın 43/2. maddesi uyarınca takibin iflas yoluyla takibe çevrilmesini talep etmiş ve 26.10.2023 tarihinde yukarıda belirtilen tutarlar üzerinde iflas yoluyla adi takibe ilişkin ödeme emri düzenlenmiş, davalı vekiline 31.10.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Somut dosyada; ilamlı takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki alacak kalemleri ve miktarlar aynı olup, İİK'nın 43/2 maddesinde öngörülen usule uygundur. İİK m.156/4'te "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından iflasın, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. İflas ödeme emri davalı vekiline 31.10.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davanın hak düşürücü süre içinde 01.12.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.İİK'nın 158'de iflas yoluyla takip başlatılması halinde açılacak iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yasal ilanlar Ticaret Sicil gazetesinde 15.01.2024, ...gazetesinde 14.01.2024 tarihlerinde ayrı ayrı yapılmış, İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı 01.04.2024 tarihinde yatırılmıştır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/09/2013 tarihli 2013/4197 E. 2013/5054 K.sayılı kararı; "...İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Mahkemece verilen depo emrinde, icra dosyasındaki borcun asıl alacak, faiz ve diğer giderleri ile birlikte icra dosyasına ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi istenilmiş olup; asıl alacak, işlemiş faiz, icra masrafı ve vekalet ücreti kalemlerinden oluşan meblağ açıkça belirtilmediğinden çıkartılan depo emri İİK'nın 158. maddesi hükmüne uygun değildir..."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı kararı; "...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Depo kararı, verildiği gün için hesaplanan alacağı içermelidir.Somut olayda mahkemece, 31.01.2017 tarihli celsede depo kararına esas olmak üzere dosya borcunun 07.03.2017 tarihi itibariyle hesaplanması için ... 1. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de icra müdürlüğüne gönderilen yazıda dosya hesabının 03.07.2017 tarihi itibariyle hesaplanması istenmiştir. Denetime elverişli olmayan icra müdürlüğünün hesabında depo emrine esas hesaplama tarihi 03.07.2017 olarak gösterilmiş olup bu tarih mahkemenin gerekçeli kararından sonraki bir tarihtir. Mahkemece uzman bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp İİK'nın 158. Maddesi hükmüne uygun depo emri çıkartılması gerekirken mahkemenin karar tarihinden sonrasını kapsayan usulüne uygun olmayan depo emri üzerine yazılı şekilde iflasa karar verilmesi doğru olmamıştırYargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2015 tarihli 2014/5678 E. 2015/5377 K.sayılı kararı; "...Mahkemece, depo emrinin verildiği güne kadar asıl alacak, faiz ve icra masrafları hesaplattırılıp, borçluya İİK'nın 158. maddesine uygun olarak, depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır..."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2015 tarihli 2014/9657 E. 2015/1906 K. sayılı kararı; "...Dava, adi iflas yoluyla girişilen takibin kesinleştiği iddiasına dayalı iflas istemine ilişkindir. İflas yoluyla takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine, borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır..."Emsal kararlarda da açıklandığı üzere, depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 01.09.2024 tarihli depo hesabına esas miktarın tespitine ilişkin aldırılan rapor:"...asıl alacak 43.392,00 TL, yargılama gideri 1.897,25 TL, ilam vekâlet ücreti 6.942,72 TL, dava tarihi ile takip tarihi arasındaki faiz 8.017,72 TL, takip tarihinden sonraki faiz 20.125,41 TL, icra masrafları 245,50 TL, icra vekalet ücreti 9.639,95 TL, Tahsil harcı 5.482,72 TL olmak üzere...duruşma tarihi olan 18/09/2024 itibariyle yapılan hesaplamalar sonucunda, depo emrine mesnet teşkil edecek alacak tutarının 95.743,27 TL olduğu" şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibar edilerek depo kararı oluşturulmuş ise de, bilirkişi hesaplamasında tahsil harcı kalemi yönünden %9,10 oranı esas alınmıştır. Ancak İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasında haciz işlemi yapılmadığı anlaşılmakla Tahsil harcının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı tarife B-3'de yer alan "b) Hacizden sonra ve satıştan önce ödenen paralardan (Yüzde 9,10)" üzerinden değil "a) Ödeme veya icra emrinin tebliği üzerine hacizden evvel ödenen paralardan (Yüzde 4,55)" üzerinden hesap edilmesi gerekmekte olduğundan depo emrinde bu kalem yönünden 2.741,36 T fazla hesaplama yapılmıştır.. Ayrıca depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmediği için faiz kalemi yönünden eksik hesaplanma yapılması suretiyle depo edilecek miktar yönünden her iki kalemin hatalı hesaplanması sonucu depo kararınında depo edilecek miktar usulüne uygun olarak tespit edilmemiştir. İflas davasında depo kararı kamu düzeninden olup resen dikkate alınması gerektiğinden mahkemece hatalı depo kararı neticesinde iflas kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin aykırılıklar gözetilerek HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince esası incelemeden kararın kaldırılmasına, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/855 E. 2024/810 K. Sayılı 23/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/12/2025