Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/3966 E. , 2024/7165 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3966 Karar No : 2024/7165 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun H
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/3966 E. , 2024/7165 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3966 Karar No : 2024/7165 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının Bank Asya'da bulunan hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren artırdığı tespitine yer verilse de, … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararından da anlaşılacağı üzere davacının Bank Asya'daki hesabının örgüt liderinin söz konusu Bankaya para yatırılması talimatının verildiği tarihten çok önce 26/01/2009 tarihinde açıldığı, 31/12/2013 tarihinde hesabında 43.319,50 TL bulunduğu, Bankaya para yatırılması talimatından sonra talimata uygun bir şekilde para artışı tespiti olmadığı gibi 44.500,00 TL parasını da 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında çektiği, hesap hareketlerinin talimata uygun olmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası'na üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de, adı geçen Sendikanın tüm memurların üyeliğine açık olduğu, örgütle irtibatlı olmayan memurların da bu Sendikaya üye yapılmaya çalışıldığı, ayrıca ülkemizde memurlar açısından sendika üyeliğinin sendikanın hukuki desteğinden, sosyal imkânlarından v.s. yararlanma, yönetici baskısı, arkadaş/meslektaş ısrarı gibi memurlar açısından FETÖ/PDY örgütü ile ilgisi olmayan sebeplerle de gerçekleşebildiği hususlarının diğer tüm tespitlerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde tek başına örgüt ile irtibatını kuracak yeterlikte olmadığı, kaldı ki davacının da 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden ve Sendikanın kanun hükmünde kararname ile kapatılmasından çok önce Şubat 2015 tarihinde sendika üyeliğinden ayrıldığı, başka deliller olmaksızın anılan tespitlerin davacı ile FETÖ/PDY terör örgütü arasında irtibat sağladığı yönünde bir kabulün somut olay bakımından ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olacağı, bu iddialar dışında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğunu gösterecek herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı, bu durumda, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibata gerekçe yapılabilecek delillere yönelik açıklamalar ve dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesi neticesinde davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile en az iltisak veya irtibat derecesinde bağının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank Asya'da 2009 yılında açtığı hesabına örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; 04/09/2014 tarihinde 4.000,00 TL para yatırdığı, 16/07/2014 tarihinde ise 44.500,00- TL.tutarında katılım hesabı açtığı hususunun sabit olduğu, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün Bankaya mali destek yapılmasına dair talimatıyla uyumlu olduğu, hesap açma ve para yatırma işlemlerinin, konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle tesis edildiğinin söylenemeyeceği, davacının anılan Bankaya finansal destek sağladığı, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikalar arasında yer alan Aktif Eğitimciler Sendikasında Mart 2014- Şubat 2015 tarihleri arasında 12 ay süreyle üyeliğinin ve bu süre zarfında sendika kesintisinin bulunduğu, bu durumun, davacının yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile grup bilinci içerisinde terör örgütüne iltisakını ve irtibatını gösterdiği, böylelikle, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikaya üye olması ve Bank Asya hesap hareketleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde FETÖ/PDY ve söz konusu yapının uzantıları ile çeşitlilik barındıran ilişkisinin tesadüfi olamayacağı, bu durumda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak olduğu, Bank Asya hesabının talimat tarihinden çok önce açılıp kullanıldığı, sendika üyeliğinden Şubat 2015 tarihi itibarıyla ayrıldığı, her iki kuruluşun da yasal şekilde kurulup faaliyetlerini sürdürdüğü, hiçbir zaman örgütsel saiklerle hareket etmediği belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve Sor. No: …, K:… sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve aleni yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makul olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makul sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık tarafların iddiaları karşılanmadan karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir. Davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler bu çerçevede incelendiğinde; A) Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya'ya para yatırması ve hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde artırması hususlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak; hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik başvurunun reddine dair Komisyon kararında, Bank Asya'da bulunan hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren artırdığı tespitine yer verilse de … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararından da anlaşılacağı üzere Bank Asya'daki hesabının örgüt liderinin söz konusu Bankaya para yatırılması talimatının verildiği tarihten çok önce 26/01/2009 tarihinde açıldığı, 31/12/2013 tarihinde hesabında 43.319,50 TL bulunduğu, Bankaya para yatırılması talimatından sonra talimata uygun bir şekilde para artışı tespiti olmadığı gibi 44.500,00 TL parasını da 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında çektiği, hesabın talimat tarihinden çok daha önce açıldığı, paranın hesaba yatırılma ve çekilme tarihlerinin araç satışı tarihlerine denk geldiği ve elde edilen paranın faizsiz işlem saiki ile hesapta tutulduğu ileri sürülmüştür. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince, davacının yukarıda belirtilen iddiaları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün Bankaya mali destek yapılmasına dair talimatıyla uyumlu olduğu ,hesap açma ve para yatırma işlemlerinin, konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle tesis edildiğinin söylenemeyeceği, davacının anılan bankaya finansal destek sağlama saikiyle hareket ettiği ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna varıldığı görülmüştür. Netice itibarıyla, Mahkemece, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; "davacının, müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının alınmasından sonra, davacının iddiaları da değerlendirilerek FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği tarihten, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekirken, anılan inceleme yapılmadan, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün Bankaya mali destek yapılmasına dair talimatıyla uyumlu olduğu ,hesap açma ve para yatırma işlemlerinin, konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi ticari, iktisadi ve beşeri nedenlerle tesis edildiğinin söylenemeyeceği, davacının anılan bankaya finansal destek sağlama saikiyle hareket ettiği ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğunun kabul edilmesinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. b) Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Aktif Eğitmenler Sendikasının üye olduğu tarih itibarı ile yasalara göre kurulmuş ve faaliyet gösteren bir sendika olduğu, üyeliğini de darbe girişiminden bir buçuk yıl önce Şubat 2015 itibarı ile sona erdirdiği ileri sürülmüştür. Dava dosyasının incelenmesinden; İdare Mahkemesince, davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden istifa ettiği yönündeki iddiasına yönelik herhangi bir araştırma yapılmadan karar verildiği görülmüştür. Netice itibarıyla, Mahkemece, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; "davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğini sona erdirmesine ilişkin istifa dilekçesinin aslının veya aslı gibidir onaylı bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra karar verilmesi gerekirken, anılan ara kararı yapılıp davacıya savunma hakkı tanınmadan davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin aleyhinde değerlendirilmesinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle, adil yargılanma hakkına aykırı şekilde dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/05/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.