TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2023 NUMARASI : 2023/270 Esas 2023/920 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/03/2023 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı v…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1700 Esas 2026/152 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1700 KARAR NO : 2026/152 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2023 NUMARASI : 2023/270 Esas 2023/920 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/03/2023 KARAR TARİHİ : 20/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren şirket müdürlüğü görevini üstlendiğini, diğer ortak ...'in şirketin projeleri için 84.000,00 Euro ile şirketin kuruluş sermayesi için 82.500,00 TL para verdiğini, taraflar arasındaki güvenden yararlanan ...'nın, ortaklardan ...'den 60.000,00 Euro borç istediğini, bu borcun kendisine gönderildiğini, sonradan taraflar arasında ihtilaflar başladığını, tarafların birbirlerini mahkemeye verdiklerini, ortaklardan ...'in 60.000,00 Euro alacağı için davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalı ...'nın borca itiraz ettiğini, borcun şahsi borcu olmadığını, şirket için gönderildiğini iddia ettiğini, daha sonra ortaklardan Şakir ile davalı ...'ın ihtilafları sonlandırmak amacıyla bir protokol yaptıklarını, bu protokolde ...'den gönderilen paraların şirket için gönderildiğinden hareketle, ...'in başlattığı icra takibi ve itirazın kaldırılması davasından feragat edilmesinin yer aldığını, protokolü ...'in avukatının, ... ve şirket adına da ...'in imzaladığını, daha sonra ...'in davalının arkadaşı olan muhasebecisini azlederek başka bir muhasebeciye verdiğini, yeni muhasebecinin şirket defterlerinde ... tarafından gönderilen paranın kaydedildiğine ilişkin herhangi bir kayıt olmadığını söylediğini, kuruluş sermayesi olarak gönderilen 82.500,00 TL'nin bir kısmını elden çektiğini, kalanı da kendi şahsi hesabına aktardığını belirterek 60.000,00 Euro'nun ve 82.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacaklardan 60.000,00 Euro paranın gönderildiği tarihten bir gün sonrasından başlamak üzere döviz kurlarına uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasına, 82.500,00 TL'ye ise çekildikleri tarihlerden itibaren faiz işletilmesine, bunlar mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren talep edilen faizlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'in ...'in babası olduğunu, 2017 yılında ...'in müvekkiline iş teklifinde bulunduğunu, tarafların evlerinin bulunduğu taşınmazın üç parselini de kapsayan bir restoran işletmesi yapmayı amaçladığını ve güvenilir bir ortak aradığını belirttiğini, yapılan toplantı neticesinde ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. adında bir şirket kurulacağı ve şirket hisselerinin %51'i ...'in, %35'i müvekkilinin %14'ünün ...'in olacağı, restoran inşaatının mülkiyetinin ... üzerinden ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye devredileceğini, herkesin şirket hissesi oranında mülkiyet hakkına sahip olacağını, müvekkilinin taşınmaz üzerine ve yan parsele kendi parasından da kullanarak inşaat yapıp, ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye devredeceği ve inşaat işleri ile ilgilenmesi nedeniyle müvekkiline aylık 6.000,00 TL ücret ödemesi yapılacağı, ... ailesinin planlanan inşaata Avrupa ve Türkiye'de bulunan gayrimenkullerinin bir kısmının satılarak yapılması planlanan inşaata kaynak olarak aktarılacağı, müvekkilinin üst segment araçlarını satarak inşaat için gerekli malzeme, beton gibi masrafları karşılayacağı hususlarında anlaşıldığını, müvekkiline inşaat işlemlerini takip edebilmesi amacıyla vekaletname verildiğini, müvekkilinin inşaata başladığını, bu süreçte ... ve ...'in, ödeme beklediklerini ve paranın gelmesiyle müvekkiline ödeme yapılacağını belirttiklerini, dükkanlarının satışı işini müvekkilinin takip etmesini istediklerini, satış parasının müvekkiline verileceğini söylediklerini, müvekkilinin iyi niyetiyle birtakım araçlarını satarak inşaatın yapım masraflarını karşılamaya başladığını, müvekkilinin söz konusu taşınmazın inşaatına ilişkin yaklaşık 1.300.000 TL ödeme yaptığını, müvekkiline 19.06.2018 tarihinde 50.000,00 TL, 20.06.2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 05.03.2018 tarihinde 60.000,00 Euro ödeme gönderildiğini, 60.000,00 Euronun gönderilirken "borç" açıklaması ile gönderildiğini, bunun kötü niyetli olarak müvekkilinin mağdur edilmesi amacıyla yapıldığını, daha sonra icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe itiraz ettiğini, gönderilen paranın borç değil, yapılan ödemelerin karşılığı olduğunu, vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında ... ve ... lehine yapmış olduğu iş, işlem, ödeme ve imalatların tahsili amacıyla dava açıldığını, taraflar arasında imzalanan protokolün bu davadan ve ceza soruşturması ile icra takibinde yer alan talepler bakımından yapıldığını, protokol ile davalardan feragat edileceğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davacı tarafa bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, her ne kadar davacı, davalının 60.000,00 Euro ve 82.500,00 TL borcu bulunduğunu iddia etmiş ise de, taraflar arasında imzalanan, imza inkarı bulunmayan ve davadan önce düzenlenen 02/04/2021 tarihli protokol uyarınca tarafların mahkeme ve icra dosyasından feragat ettikleri, bu şekilde davalıya yapılacak ödeme hariç, protokol şartlarının yerine getirildiği, her ne kadar protokol uyarınca davalıya para ödemesi yapılmamış ise de, bu durumun protokolü imzalayan davcı şirket ve dava dışı şahısların davalıya karşı olan yükümlülüklerine ilişkin olduğu, protokol uyarınca davalının üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiği, buna göre protokol uyarınca davacı şirketin dava konusu alacak talebine ilişkin davalıyı dönüşü olmayacak şekilde (gayrı kabil rücu) ibra ettiği, buna göre alacak hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön inceleme duruşmasında tahkikata yönelik işlemlerin yapılamayacağını, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceğini, tahkikat için duruşma günü verilemeyeceğini, dava şartları ve ilk itirazların, sulhe teşvik gibi konuların ön inceleme safhasında mutlaka tutanağa geçirilip ön inceleme aşamasının icrası ve duruşma açılmasının zorunlu olduğunu, mahkemenin 13-09-2023 tarihindeki duruşmada tahkikata yönelik işlemler yaptığını, bunun hukuka aykırı olduğunu, bu duruşmada alınan 1 ve 2 numaralı kararların tahkikat aşamasında yapılması gereken işlemler olduğunu, 01/11/2023 tarihli duruşmada taraflarınca delillerin toplanması talep edilmesine rağmen deliller toplanılmayarak tahkikata geçilip karar verildiğini, kanunu düzenleme ve yine kanunun sistematiği dikkate alındığında tahkikat duruşmasının taraf vekillerinin isteği ile öne alınmasının mümkün olmadığını, bu durumun tahkikat aşamasının amacına aykırı olduğunu, davacının delilleri toplanmadan karar verildiğini, bunun temel insan haklarından olan hukuki dinlenilme hakkına, iddia etme ve ispat hakkına aykırı bulunduğunu, davacının en önemli iddiasının protokolde bahsedilen rakamın şirket defterlerinde yer almadığı iddiası olduğunu, ancak bu durum dikkate alınmadan özellikle davacının delilleri toplanmadan usule aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemenin dava vakıalarının tespitinde ve değerlendirilmesinde hataya düştüğünü, taraflar arasında ki sözleşmenin ibra sözleşmesi olmadığını, olsa olsa bir sulh veya ikale sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, sözleşmenin içeriği incelendiğinde tarafların giriş bölümünde "...talepler üzerine anlaşmaya varmıştır. Anlaşma şu şekildedir..." diyerek 4 maddede aralarındaki ihtilaflar ile ilgili dava ve icra takiplerinden feragat edilmesi konusunda anlaştıklarını, yani tarafların bir birlerine karşı olan somut borçlarının sona erdirilmesini kast etmediklerini, tarafların sadece aralarında ki dava ve icra takipleri hakkında bir karara vardığını, davacının zaten esas iddiasının karşılıklı olarak davalardan feragat edilmesine yol açan ihtilaflarda davalının, ...'den almış olduğu borcun şahsi borç değil, şirket için gönderilen bir para olduğunu hem icra dosyasına yaptığı itirazda hem de kendi açmış olduğu davada ikrar ettiğini, sözleşmenin düzenlenmiş olmasına rağmen bahsedilen paranın şirket kayıtlarında olmadığını, davalının sorumluluğunun sözleşme müzakerelerinden sorumluluk olduğunu, mahkemenin olayı sadece taraflar arasında ki anlaşmaya dayanarak çözdüğünü, inşaat için yapılan işler ve üçüncü şahıs veya şirketlere yapılan ödemelerin bu kapsamda olduğunu, taraflar arasında ki işlemler ve ödemelerin olmadığını, aksi takdirde sözleşmede yer alan 4 maddenin yeterli olacağını, tam tersi bu dört maddeye ihtiyaç kalmayacağını, yani tarafların aralarında ki davaları ayrı bir şekilde çözdüğünü, inşaat işlemlerini ayrı bir şeklide çözdüğünü, ... tarafından gönderilen paranın bir ödeme olmadığını, yani ... bu parayı ...'ya bir şeyin karşılığını ödemek için göndermediğini, borç olarak gönderildiğini, dolayısıyla bu paranın sözleşmenin son bölümünde yer alan ödeme ifadesinin içeriğinde yer almayacağının hem bölümün ifadesinden hem sözleşmenin tümünden hem de dava vakıası olayların birlikte değerlendirilmesinden ortaya çıktığını, karşılıklı başkaca hiç bir alacak/verecekleri olmadıklarının ifadesi olduğunu, bu ifadenin önünde ki ifadeyle bağlantılı olduğunu, özellikle başkaca ifadesi bunu ortaya koyduğunu, yani tarafların inşaat işlemleri ve inşaat ile yapılan ödemeler konusunda başkaca borçlarının olmadığını tespit ettiğini, kaldı ki müvekkilinin başka bir borçtan bahsetmediğini, yapılan işlemler veya ödemeler ile ilgili başka bir borç kaynağına dayanmadığını, somut bir borçtan veya bir takım borçlardan ibra gibi bir şey söz konusu olmadığını, davaların ve icra takiplerinin sonlandırılması ibra kavramının içeriğine ve anlamına aykırı olduğunu, ibra ile davanın veya takibin sona erdirilmeyeceğini, ibranın borcu sona erdireceğini, her ne kadar ibra ifadesi yer almış olsa da, sözleşmenin yorumunda kullanılan kelime ile sınırlı kalmayıp, tarafların amaçları, sözleşmenin genel yapısı ve kullanılan kelimenin hukukta ki teknik anlamı birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmenin 2 numaralı şartının yerine gelmediğini, şart yerine gelmediği için tarafların aralarında ki ibranın (her ne kadar dava konusunu kapsamasa dahi) geçerli olmayacağını, mahkemenin bu konuyu da yanlış değerlendirdiğini, ödemenin yapılmaması bir şart olarak görmeyip davacı şirketin davalıya yükümlülüğü olduğunu belirttiğini, dava konusunu kapsamayan bir ibra olsa dahi bu şarta bağlandığını, şart gerçekleşmediği için de ibradan bahsedilemeyeceğini, tarafların iradelerinin bu yönde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin şirket ortağından olan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/122 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, Eskişehir 1. İcra Müdürlüğünün 2021/432 sayılı takip dosyasının sureti, banka dekontu, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, 02/04/2021 tarihli anlaşma protokolü dosya içerisinde yer almaktadır. Dava dışı ... tarafından davalı hesabına 05/03/2018 tarihinde "borç" açıklamasıyla 60.000,00 Euro havale edildiği banka dekontu ile sabittir. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/122 Esas sayılı dosyasından, davacı ... (işbu davada davalı) tarafından davalılar ... ve ... aleyhine vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan tazminat talebiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. Eskişehir 1. İcra Müdürlüğünün 2021/432 sayılı takip dosyasında, alacaklının ..., borçlunun ... (davalı) olup, yukarıda anılan dekonta dayalı olarak başlatılan icra takibinde davalı borçlunun 29/01/2021 tarihli itiraz dilekçesinde banka dekontundaki ödemenin şirket adına yapılan inşaatın masrafı için davalıya gönderilen ödeme olduğunu bildirdiği görülmüştür. Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabından, davacı şirketin 10/01/2021 tarihli genel kurul kararıyla davalı ile ...'in hisselerini ...'e devirlerinin oy birliğiyle kabulüne karar verildiği, davacı şirketin tek ortağının ... olduğu, davacının tek ortaklı anonim şirket niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket, davalı ile dava dışı ..., ... vekili, ... ve ... vekili ile davalı vekilinin imzalarının bulunduğu 02/04/2021 tarihli anlaşma protokolünde, tarafların Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/122 Esas sayılı dosyadaki talepleri, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/3953 Sr. Sayılı dosyası ve Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/432 sayılı icra takibindeki talepleri üzerine anlaşmaya vardıkları, ...'in davalıya karşı açtığı Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/432 sayılı takipteki alacaklarından kayıtsız şartsız feragat edeceği, takibi işlemden kaldıracağı, ...'in davalının Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/122 Esas sayılı dosyadaki taleplerine karşılık 78.000,00 Euro ödemeyi, 02/04/2021 tarihinden 01/12/2021 tarihine kadar 18.000,00 Euro 01/01/2022 tarihinden 01/12/2022 tarihine kadar 30.000,00 Euro, 01/01/2023 tarihinden 01/12/2023 tarihine kadar 30.000,00 Euro şeklinde yapacağı, protokolün imzalanmasına müteakip davalının Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/122 Esas sayılı dosyasındaki tüm taleplerinden ve dosyadan feragat edeceği, davalının ... ve ...'in akrabası ...'e karşı başlattığı Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1853 sayılı takipteki alacaklarından kayıtsız şartsız feragat edeceği, ...'in Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/3953 Sr. Sayılı dosya üzerinden davalı aleyhine gerçekleştirdiği şikayetinden tüm sonuçlarıyla feragat edeceği, protokoldeki maddeler taraflarca yerine getirildiğinde davacının inşaatının yapımı için yerine getirilen edimler ve yapılan ödemeler konusunda tarafların birbirine gayri kabili rücu ibra ettiklerini kabul ettikleri hükme bağlanmıştır. Dava dışı ... tarafından davalı aleyhine başlatılan Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/432 sayılı takip dosyasında, anılan alacaklı vekilince 02/04/2021 tarihli yazılı beyanla icra takibinden feragat edildiği bildirilmiştir. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/122 Esas sayılı dava dosyasında davacı sıfatı bulunan ... (davalı) vekili tarafından 07/04/2021 havale tarihli dilekçe ile davadan feragat edilmiş anılan feragat üzerine anılan mahkemece 2021/118 Karar sayılı karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili de davalı vekili hazır bulundukları 01/11/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında tahkikat duruşmasının aynı celse yapılmasının talep ettiklerini beyan ettikleri duruşma tutanağına geçirilmiştir. Davacı yan, davalının şirketin ortağı ve müdürü olduğu dönemde diğer ortak ... tarafından sermaye olarak gönderdiği paranın bir kısmını elden çektiğini, bir kısmını ise şahsi hesabına aktardığını, diğer ortak ... tarafından hesabına borç olarak gönderilen paranın şirket için gönderildiğini belirttiği halde şirket kayıtlarında bu paranın yer almadığını iddia etmiş, davalı yan ise taraflar arasında protokol imzalandığını, davacıya borçlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davalının davacı şirketin kurucu ortağı ve müdürü olduğu dönemde dava dışı ortak ... tarafından borç açıklaması ile davalının hesabına 60.000,00 Euro havale edildiği, taraflar ile dava dışı ortak ..., ... ve vekillerinin 02/04/2021 tarihli anlaşma protokolü imzaladığı, anılan protokol hükümleri gereğince davalının davacı şirketin kuruluş aşamasındaki diğer ortakları aleyhine vekaletsiz iş görme iddiasına dayanarak açtığı tazminat davasından feragat ettiği, ...'in de banka dekontunu dayanak göstererek davalı aleyhine başlattığı icra takibinden feragat ettiği, dava tarihi itibarıyla davacı şirketin tek ortaklı anonim şirket olup, ortağının ... olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı şirketin eski ortağı olan davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı var ise miktarı, taraflar arasında akdedilen anlaşma protokolü uyarınca davacının davalıyı ibra edip etmediği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan davalı eski ortağın şirketin ortağı ve müdürü olduğu dönemde diğer ortak ... tarafından sermaye ödemesi olarak gönderilen paranın bir kısmını elden çektiği, bir kısmını ise şahsi hesabına aktardığı, ortak ... tarafından şahsi hesabına borç açıklamasıyla gönderilen parayı şirket için gönderildiğini ileri sürdüğü halde gönderilen paranın şirket kayıtlarında yer almadığı, davalı eski ortaktan alacaklı olduğu iddiasıyla işbu alacak davasını açmıştır. Anılan iddialar karşısında davacının alacağının dayanağı davalı eski ortağın şirketten borç olarak para alması olup, davada ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf üzerindedir. Davalı tarafından da ortak olduğu dönemde şirket ortağı olan dava dışı diğer ortaklar aleyhine, anılan ortakların evlerin de bulunduğu 3 parseli de kapsayan restoran işletmesi yapmayı amaçladıklarını, ...'nın (davalı) bu işe uygun ortak olduğunu, inşaat başlangıcına kadar yurt dışında oldukları süre içerisinde inşaat imalatı konusunda müvekkilinin ilgilenmesi gerektiğini, buna karşılık gerekli ödemelerin, hisselerin ve tapu ortaklığının yapılacağını belirterek müvekkiline teklif sunduklarını, tarafların yaptıkları toplantı sonucu davacı şirketin kurularak şirkette tarafların ortaklık hisselerinin ne şekilde olacağının kararlaştırıldığı gibi, restoran inşaatının mülkiyetinin ... üzerinden şirkete devredileceği, herkesin şirket hissesi oranında mülkiyet hakkına sahip olacağı, ...'nın inşaatı yapıp, davacı şirkete teslim edeceği, ...'ya aylık ücret ödenmesi, ...'nın araçlarını satıp, çalıştığı firmalarla anlaşarak malzemeleri karşılayıp tüm bu satışlar nakde çevrilene kadar ...'nın sahibi olduğu firmanın inşaatı finanse edeceği, nakit veya hizmetlerin inşaat için kullanılacağının kararlaştırıldığını, inşaatın yapımı için ... tarafından araçlarının satılıp, bankalardan borçlandığını, inşaat için harcamalar yaptığını, ... ailesinin tüm özel işleriyle ilgilenmek zorunda kaldığını belirterek vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/122 Esas sayılı davayı açmıştır. Öte yandan, dava dışı ... tarafından dava dilekçesinde de belirtilen 60.000,00 Euro bedelli dekont dayanak gösterilerek davalı ... aleyhine Eskişehir 1. İcra Müdürlüğünün 2021/432 sayılı icra takibini başlatmıştır. Delil olarak dosyaya ibraz edilen ve davacı tarafından da imzası inkar edilmeyen taraflar arasında akdedilen 02/04/2021 tarihli anlaşma protokolünde tarafların anılan dava ve icra dosyası ile ceza soruşturması dosyasındaki talepler üzerine anlaşmaya vardıkları, ...'in icra takip dosyasından feragat edeceği, ...'in davalı tarafından açılan vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan tazminat davasındaki taleplerine karşılık davalıya 78.000,00 Euro ödeyeceği, protokolün imzalanmasından sonra davalının anılan davasındaki tüm taleplerinden ve dosyadan feragat edeceği, protokoldeki hükümler yerine getirildiğinde davacı şirketin inşaat yapımı için yerine getirilen edimler ve yapılan ödemeler konusunda tarafların birbirini ibra ettikleri hükme bağlanmıştır. Protokol hükümleri uyarınca davalı tarafından Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/122 Esas sayılı dosyasından feragat edildiği gibi, dava dışı ... tarafından da banka dekontuna dayanılarak davalı aleyhine başlatılan Eskişehir 1. İcra Müdürlüğünün 2021/432 sayılı takip dosyasından da feragat edilmiştir. Anılan anlaşma protokolü ve yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, protokol hükümleri uyarınca davalının kurucu diğer ortaklar aleyhine açtığı davadan feragat ettiği, dava dışı ...'in de icra takibinden feragat ettiği, protokol hükmü uyarınca davalının davacı şirketin inşaatı için vekaletsiz iş görme kapsamında alacaklı olduğuna ilişkin dava kapsamındaki taleplerine karşılık dava tarihinde davacı şirketin tek ortağı haline gelen ... tarafından davalıya 78.000,00 Euro ödeneceği, bu ödeme hali hazırda yapılmamış ise de, yapılacak ödemenin miktarının ve yükümlüsünün açıkça belirlendiği, davalının protokol hükümleri uyarınca yükümlülüklerini yerine getirdiği, protokolde, protokol taraflarca yerine getirildiğinde davacı şirketin dava konusu alacak talebine ilişkin davalıyı ibra ettiği anlaşıldığından davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak kalmamıştır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında akdedilen anlaşma protokolündeki davalı yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirildiği, davalının davacı şirketin inşaat işleriyle ilgili vekaletsiz iş görme kapsamında alacaklı olduğu iddiasıyla açtığı davaya ilişkin taleplerine karşılık olmak üzere dava tarihi itibarıyla davacı şirketin tek ortağı olan ... tarafından davalıya 78.000,00 Euro ödeneceğinin kararlaştırıldığı, anılan yükümlülüğün davacı şirketin tek ortağı haline gelen ...'in yükümlülüğü olduğu, anlaşma protokolünde, protokol hükümleri yerine getirildiğinde davacı şirket inşaatı yapımı için yerine getirilen edimler ve yapılan ödemeler konusunda tarafların birbirini ibra ettiklerinin açıkça hükme bağlandığı, anılan ibra hükmü karşısında davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağı bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/02/2026 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.