T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/620 KARAR NO : 2025/1712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.03.2025 NUMARASI : 2025/65 E. - 2025/208 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 03.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03.12.2025 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2025 tarih 2025/65 E. - 2025/208 K. sayılı kararın Dairemizce …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/620 KARAR NO : 2025/1712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.03.2025 NUMARASI : 2025/65 E. - 2025/208 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 03.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03.12.2025 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2025 tarih 2025/65 E. - 2025/208 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı ...'nın 21.12.2012 tarihinde 10 yıllığına davacı şirketin müdürü olarak atandığını, davalı müdürlük görevini yerine getirirken şirketin ... Banktaki hesabından 16.4.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiğini, bu parayı şirkete geri ödemediğini, davalı aleyhinde ceza davası açıldığını, bu ceza davasının Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1849 Esas-2021/2358 Karar sayılı kararıyla davalı sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl hapis 300 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, bu şekilde davalı şirket müdürünün şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, davalı aleyhine Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2018/12395 E sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek, 98.535.00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 16.4.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili, müdürlerin sorumluluğu hakkında TTK’da bulunan düzenleme gereği davanın 2 yıllık öğrenme ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğundan, zamanaşımı itirazı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, yine TTK hükümleri gereği şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararı bulunmasının zorunlu olduğunu, dava konusu bedelin yatırıldığı ... Bankası Aydın Şubesinde sadece ... değil, muris ...’un çocukları, eşi gibi yakınlarının da işlem yaptıklarını, aynı bankada davalının da hesabının bulunduğunu, 16/04/2013 tarihinde çekilen bu paranın bir gün önce bu hesaba davalı tarafından yatırıldığını, davalının .... Mah., ... Mevkii,... Ada,... parselde bulunan taşınmazını ... isimli kişiye 115.000, TL bedelle ve harici sözleşme ile sattığını, daha sonra şartlar oluştuğunda 22/05/2013 tarihinde de tapuda devrini sağladığını, harici sözleşme ile satış bedelini tahsil eden davalının olay tarihinde ...bank Aydın Şubesinde bulunan hesabına bir kısmını yatırmak istediğini, ancak görevli banka memurunın davalının getirmiş olduğu parayı kendisine sormadan şirket hesabına yatırdığını, davalının bu durumu ertesi gün fark ettiğini ve şirketin asıl sahibi ... ....'nu da bilgilendirerek bu parayı çektiğini, davacı şirketin yetkilisi dahi bu hususun böyle olduğunu bildiğini, ancak muris ...’un eşi ile çocukları arasındaki hukuki çekişmelerde davalı kendi lehlerine ifade vermediği için şikayetçi olduklarını, yani davalının çektiği iddia edilen dava konusu paranın davacı şirket ile hiçbir ilgisi olmadığını, davalı tarafından paranın banka şubesine yatırıldığı ve çekildiği 15-16 Nisan 2013 tarihlerinde ve öncesinde davacı şirketin dava konusu bedel kadar bir parasının olmadığını belirterek davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, olmadığı taktirde genel kurul kararı alınmadan dava açılmış olmakla dava şartları yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 21.12.2012 tarihinde 10 yıllığına davacı şirketin müdürü olarak atandığı, davalının, şirkete ait ... Banktaki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği, iş bu olay sebebiyle davalı hakkında Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2021 tarih, 2021/2358 Karar sayılı karar ile davalı sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nun 155/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün İzmir Bam 13.CD'nin 2022/8 E-2022/1907 K sayılı kararıyla onanarak 07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, ceza yargılamasına konu eylem ile davaya konu eylemin aynı olduğu, bu haliyle davalının davacı şirkete ait ... Banktaki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği hususunun ispatlandığı, davalı tarafça zamanaşımı savunmasında bulunulmuş ise de, davaya konu olayda davalının eyleminin aynı zamanda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu (TCK'nun 155/2 maddesini oluşturduğu) oluşturduğundan, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınacağı, TCK'nun 66/e. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, ceza zamanaşımının başlangıç tarihinin ise mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarih olduğu, mahkumiyet hükmünün 07/06/2022 tarihinde kesinleştiğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, zamanaşımı itirazı nazarazının reddi ile davacının davasının kabulü ile 98.535,00-TL nin 16/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI : Dairemizce, ''... Somut olayda, davalı müdürün görevini yerine getirirken davacı şirketin banka hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL para çekmesine karşın, bu parayı şirkete ödemeyerek davacı şirketi zarara uğrattığının iddia edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının eyleminin aynı zamanda TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınacağı, TCK'nun 66/e maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu belirtilmesine karşın, hatalı olarak ceza zamanaşımının başlangıç tarihinin mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarih olduğunun belirtildiği, bilindiği üzere zamanaşımı süresinin failin ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, bu itibarla davalının mahkumiyet hükmünün kesinleştiği tarihin zamanaşımının başlangıç tarihi olarak dikkate alınmasında isabet bulunmadığı, diğer taraftan dava dilekçesinde davalı aleyhine daha önce yapılan bir icra takibinin bulunduğunun belirtildiği, TBK'nun 154/2 maddesi gereğince alacağın tahsili hususunda başlatılan icra takibinin zamanaşımını keseceği, böyle bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, varsa söz konusu icra takibi uyarınca zamanaşımı süresinin kesilip kesilmediği ve hukuktaki sürelerin durması hususunda yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 13.03.2020 tarihinden itibaren duran süreler ile zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulması halinde 6325 sayılı HUAB'nun 18/A-15.maddesi gereğince duran zamanaşımı süresinin son tutanağın düzenlendiği tarih itibariyle tekrar işlemeye başlayacağı da dikkate alınarak, zamanaşımını kesen ve durduran olguların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında mahkemece herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, öte yandan davalı tarafça söz konusu alacak hususunda karşılıklı olarak imzalanan protokol ve ibraname uyarınca kendisinin ibra edildiğinin iddia edilmesi karşın, mahkemece söz konusu ibraname ve protokol getirtilip incelenerek, taraflarının ve ibra konusunun iş bu davanın tarafları ve dava konusuyla aynı olup olmadığının araştırılmadığı gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının eyleminin aynı zamanda TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin2018/1849 E-2021/2358 K sayılı dosyasında davalı sanık ....'nın 16/04/2013 tarihinde şirket hesabından 98.535,00 TL para çekerek kendi yararına işlem yaptığı gerekçesiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün sanık davalı tarafında istinafı üzerine İzmir BAM 13.CD'nin 2022/8-1907 E ve K sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilerek hükmün 07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, TCK'nun 66/d maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, eylem tarihinin 16.04.2013 olduğu dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ve dosya kapsamından bu haliyle davalının davacı şirkete ait ... Banktaki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği hususunun TBK'nun 74. Maddesi gereğince kesinleşmiş olduğu, TTK'nun 553. Maddesi uyarınca davacı limited şirket yöneticisinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmesi ve takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, davalı şirket eski müdürünün davacı şirket hesabındaki parayı çekerek uhdesine geçirdiğinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 98.535,00-TL'nin 16/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, TTK' na göre şirket alacaklarında 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin gözetilmesi gerektiği, şirketin dava açabilmesi için yasa gereği genel kurul kararı bulunması gerektiği, davalının aynı bankada kendisine ait başka bir hesabının bulunduğu, aslında müvekkili tarafından kendi hesabına yatırılmak üzere şubeye para getirildiği, ancak banka görevlisi tarafından yanlışlıkla bu paranın şirket hesabına yatırıldığı, ertesi gün bu yanlışlığı şirketin asıl sahibi ... .'nun onayı ile düzeltildiği, yani şirket parası olarak iddia edilen paranın aslında müvekkiline ait olduğunu, taraflar arasında bu alacağı da kapsayan kapsamlı bir protokol yapılarak alacaktan feragat edildiğini, taraflar arasında yapılan protokolle tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini, bu protokolün 9 no'lu bendinde yer alan Aydın C. Başsavcılığının 2014/2708 Sor. no'lu dosyası bu davadaki alacağa ilişkin bir şikayet üzerine açıldığını, mahkemenin bu belgede davacının ismi geçmediği için ibranameyi davalı lehine değerlendirmediğini, ortaklardan ikisinin belgede adının ve imzasının olmasının dahi mahkemece lehe değerlendirilmediğini, avukatın isminin yazıldığı kısmın C. Başsavcılığı dosyası dışındaki dosyalar için olup, ibra yapılan diğer dosyalarda şirketin taraf olmadığını, belgenin alacağa istinaden yapılmış olan şikayetten vazgeçmeye ilişkin olduğuna göre, davacı şirket bu alacaktan feragat ettiğini belirtmiştir. GEREKÇE :Dava,TTK'nun 553. Maddesi gereğince limited şirket yöneticisi aleyhine açılan yöneticinin sorumluluğu esasına dayalı tazminat davasıdır. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK'nun 553. Maddesi uyarınca müdürler, kanundan ve esas sözleşmeden veya iş görme koşullarını saptayan diğer hükümlerden doğan yükümlülükleri kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Burada 6762 sayılı TTK'nun aksine, ispat yükü müdürün kusuruyla şirkete zarar verdiğini ileri süren kimseye yüklenir. Somut olayda, davalı müdürün görevini yerine getirirken davacı şirketin banka hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL para çekmesine karşın, bu parayı şirkete ödemeyerek davacı şirketi zarara uğrattığının iddia edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının eyleminin aynı zamanda TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin2018/1849 E-2021/2358 K sayılı dosyasında davalı sanık ....'nın 16/04/2013 tarihinde şirket hesabından 98.535,00 TL para çekerek kendi yararına işlem yaptığı gerekçesiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün sanık davalı tarafında istinafı üzerine İzmir BAM 13.CD'nin 2022/8-1907 E ve K sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilerek hükmün 07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, TCK'nun 66/d maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, eylem tarihinin 16.04.2013 olduğu dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ve dosya kapsamından bu haliyle davalının davacı şirkete ait ... Banktaki hesabından 16.04.2013 tarihinde 98.535.00 TL çektiği ve bu parayı şirkete iade etmediği hususunun TBK'nun 74. Maddesi gereğince kesinleşmiş olduğu, TTK'nun 553. Maddesi uyarınca davacı limited şirket yöneticisinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmesi ve takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, davalı şirket eski müdürünün davacı şirket hesabındaki parayı çekerek uhdesine geçirdiği ve bir daha iade etmediğinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, yerel mahkemece dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde TTK'nun 553. Maddesi uyarınca davacı limited şirket yöneticisi olan davalı şirket eski müdürünün şirket hesabındaki parayı çekerek uhdesine geçirdiğinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla ispatlanmış olmasına, TBK'nun 74. Maddesi gereğince hukuk hakiminin maddi olayların ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmasına, bu kapsamda mahkemece yapılan tespit ve değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.730,92 TL'den peşin alınan 1.682,73 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.048,19 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.