7. Hukuk Dairesi 2014/16693 E. , 2014/19107 K. Mahkemesi : Adana 3. İş Mahkemesi Tarihi : 11/07/2014 Numarası : 2014/228-2014/662 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 26.02.2011 tarihinden itibaren Ç.Üniversitesi Rektörlüğü ile dava dışı taşeron firmalar arasında imzalanan ihale sözleşmesi uyarınca davalıya a…
**7. Hukuk Dairesi 2014/16693 E. , 2014/19107 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Adana 3. İş Mahkemesi Tarihi : 11/07/2014 Numarası : 2014/228-2014/662 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 26.02.2011 tarihinden itibaren Ç.Üniversitesi Rektörlüğü ile dava dışı taşeron firmalar arasında imzalanan ihale sözleşmesi uyarınca davalıya ait Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde çalıştığını, iş müfettişliğince davalıya bağlı hastane işyerinde yapılan incelemede işyerinde çalışan işçilerin işe başladığı günden bu yana alt işveren ile birlikte davalının üst işveren sıfatını koruduğu ve asıl işverenin işçisi oldukları yönünde muvazaa raporu düzenlendiğini, söz konusu rapora 6 iş günü içinde itiraz edilmediğinden muvazaa raporunun kesinleştiğini, muvazaa raporunun kesinleşmesi ile müvekkilinin de işe başladığı tarihten itibaren 4857 sayılı iş yasası uyarınca davalı üniversitenin işçisi konumuna geldiğini, muvazaalı işlem nedeniyle müvekkilinin 6772 sayılı yasa gereği ödenmesi gereken yıllık iki aylık (52 günlük) ilave tediyelerden yoksun bırakıldığını, müvekkilinin işe başladığı tarihten itibaren davalının işçisi sayıldığından ilave tediyelerin kendisine ödenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu belirterek, ilave tediye ücreti alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının kamu kurum ve kuruluşlarına işçi alınmasında uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olarak kamu işçisi olma hakkını elde etmeden bu statüde bulunanlarla aynı haklara sahip olmayı talep etmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, kamu işçisi olmadığından 6772 sayılı yasa gereği ilave tediye ücreti talep edemeyeceğini, davacının dava dışı yüklenici firma işçisi olduğunu, bu nedenle müvekkili idareye husumet yöneltilmeyeceğini, davacıyı işe alan ve çalıştıran, ücretlerini ödeyen, sigorta primlerini yatıran kişinin yüklenici firma olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen ÇSGB müfettişliğinde hazırlanan muvazaa raporunun, ilgili hizmet alımı sözleşmelerinin bitiş tarihi itibari ile hukuken geçerliliği kalmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalı Ç.. R..ne bağlı olarak taşeron firma nezdinde hizmet akdine bağlı sağlık teknisyeni olarak çalıştığı, baştan beri davalı idarenin asıl işçisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının yaptığı işin hastanenin yaptığı iş bakımından yardımcı işlerden olmayıp asıl iş kapsamında olduğu, bu nedenle sağlık teknisyeni olan davacı açısından davalı idare ile dava dışı şirket arasındaki muvazaa ilişkisinin varlığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır. Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir. Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Kanun'un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Bilindiği üzere 24.07.2003 tarih ve 25178 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin III. Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı başlıklı kısmına eklenen fıkra ile “Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.” hükmü getirilmiş; sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda öngörülen istihdam şekillerinden farklı olarak, gerektiğinde hizmet satın alma yolu ile de gördürülebileceği ve anılan hizmetin satın alma işlemlerine ilişkin esas ve usullerin de bakanlıkça tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede gerek Kanun'un tanzim şekli, gerekse satın alınacak olan sağlık hizmetinin diğer hizmet alanlarına nazaran haiz olduğu önem ve hususiyet göz önüne alındığında, bu kabil hizmetlerin satın alınması işlemlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanuna dayanılarak hazırlanmış bulunan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerinin bire bir uygulanma imkanının olmaması nedeniyle temel ilkeler ve kurallarda anılan kanun ve yönetmelik hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, salt sağlık hizmetlerinin satın alma yoluyla gördürülmesine yönelik olarak bu esas ve usullerin hazırlanması zarureti doğmuş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay Başkanlığı'nın da uygun görüşü alınmak suretiyle bakanlıkça hazırlanmış bulunan bu esas ve usuller 05.05.2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir Somut olayda, davacının 26.02.2011 tarihinde işe girmiş olup, davalı üniversite bu tarihten önce, kendisine bağlı Adana Balcalı Hastanesinde ve bu hastanenin klinik, poliklinik, yoğun bakım, ameliyathanelerinde ve eczanelerinde eczacılık hizmeti,radyoloji-radyoterapi-anestezi teknisyenliği hizmeti, laboratuvar teknisyenliği hizmeti, hastabakıcı hizmeti ve hemşirelik hizmetleri için dava dışı şirketlerden hizmet alımı yapmıştır. Yukarıda özetlenen 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin III. Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı başlıklı kısmına eklenen fıkra hükümlerine göre, davalı üniversite ile dava dışı alt işveren arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'unun 2. maddesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı üniversite ile dava dışı alt işveren arasındaki ilişki muvazaalı olmadığı ve mahkemece muvazaanın kanıtı olarak kabul edilen iş müfettişliği raporunun, davacının işe girmesinden önceki 2008-2010 döneminde yapılan sözleşmeleri kapsaması nedeniyle davacının iş sözleşmesinin başlangıcından itibaren davalı Çukurova Üniversitesinin işçisi olduğunun kabul edilmesi hatalıdır. 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun, devlet tarafından kanun ve kanunun verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacaktır. Davacı, dava dışı alt işveren işçisi olduğundan ilave tediye ücret alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup, bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 20/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.