Başvurucu, dinleme talep edilen suçtan beraat etmesi sonrasında hukuka aykırı delile dönüşen iletişimin tespiti tutanaklarına dayanılarak farklı suçlardan mahkum edildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 22. ve 38. maddelerinde korunan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve aleyhine hükmedilen cezanın kaldırılması talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, dinleme talep edilen suçtan beraat etmesi sonrasında hukuka aykırı delile dönüşen iletişimin tespiti tutanaklarına dayanılarak farklı suçlardan mahkum edildiğini, bu nedenle Anayasa’nın ve maddelerinde korunan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve aleyhine hükmedilen cezanın kaldırılması talebinde bulunmuştur. Başvuru, 23/1/2013 tarihinde Mersin Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 4/11/2014 tarihli yazısı, 12/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, görüşünü 14/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Çalıntı araçların parçalanarak satılmasına yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında, şüphelilerin bu eylemleri organize biçimde yaptıkları, başka bir şekilde delil elde etme imkânı bulunmadığı belirtilerek ve örgüt yapısının ortaya çıkarılması, faaliyetlerinin tespiti ve işlenen suçların aydınlatılması amacıyla iletişimin tespiti talep edilmiştir. Mersin Sulh Ceza Mahkemesi, 16/5/2008 tarihli ve 2008/730 Değişik İş sayılı kararıyla şüpheli T.A. tarafından kullanılan telefon da dâhil olmak üzere üç ay süreyle iletişimin tespitine ve kayda alınmasına izin vermiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 4/2/2009 tarihinde, başvurucu ve diğer 14 sanık hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üye olmak ya da örgüt adına suç işlemek, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açmıştır. Başvurucu, çalıntı olduğunu ve başka bir araca ait şasi numarasının kaynak yoluyla monte edildiğini bildiği bir aracın B.Ö. vasıtasıyla başka bir kişiye satılması eyleminden sorumlu tutulmuştur. Mersin Ağır Ceza Mahkemesi, 2/2/2012 tarihli ve E.2009/95, K.2012/26 sayılı kararıyla örgütle ilgili suçlamalar bakımından başvurucunun ve diğer sanıkların delil yetersizliğinden beraatına hükmetmiştir. Mahkeme bununla birlikte başvurucunun, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi ile kamu kurum ve kuruluşlarının aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun, diğer sanık T.A.’yla yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin tutanaklara ve davaya katılan B.Ö.’nün ifadelerine dayanarak, aracın çalıntı ve şase numarasının değiştirilmiş olduğunu bilmediği yönündeki savunmasına itibar etmemiştir. Başvurucu, iletişim tespiti tutanaklarının çalınma ve değiştirme olayından haberdar olmadığını ortaya koyduğu, sadece bu tutanaklara dayanılarak hüküm kurulamayacağı, alım satım işlemine katılmadığı ve B.Ö.’nün katılan sıfatı alamayacağı gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 19/11/2012 tarihli ve E.2012/12540, K.2012/44016 sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi kararını başvurucu yönünden onamıştır. Başvurucu, onama kararını 27/12/2012 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Dosya içerisinde, başvurucunun daha erken bir tarihte karardan haberdar olduğunu veya olması gerektiğini gösteren herhangi bir belge bulunmamaktadır. Bireysel başvuru, 23/1/2013 tarihinde yapılmıştır.