10. Hukuk Dairesi 2024/11413 E. , 2025/837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1794 E., 2024/1099 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/360 E., 2022/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan
**10. Hukuk Dairesi 2024/11413 E. , 2025/837 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1794 E., 2024/1099 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/360 E., 2022/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 17.08.2005 - 30.12.2011 tarihleri arasında tır şoförü olarak kesintisiz çalıştığını, davacının çalışması boyunca yurt dışına ayda 2-3 sefer taşıma yaptığını, sefer başına Avrupa ülkeleri için 600,00 Euro, Ingiltere-İspanya gibi bir kısım ülkeler için 700,00 Euro harcırah + aylık asgari ücret karşılığında çalıştığını, ayrıca davalı işyerinde 1.997,00 TL ikramiye, 436,00 TL yakacak yardımı ve 73,00 TL öğrenci yardımı ödemesi yapıldığını, 2008 yılından sonra davalı işveren tarafından harcırah miktarlarında indirime gidilmiş ise de bu hususta davacı işçinin muvafakatinin alınmadığını, taraflar arasında İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesinin 2013/508 E. sayılı dosyası ile alacak davasının derdest olduğunu, emsal Yargıtay İçtihatlarında; “işçinin muvafakati olmaksızın sefer primlerinden indirim yapılamayacağı ve tazminata esas brüt ücretin indirimsiz sefer primleri esas alınarak hesaplanması gerektiği” belirtildiğinden hesaplamanın anılan içtihat uyarınca indirimsiz sefer primi üzerinden yapılması gerektiğini, davacıya 30.12.2011 tarihli ihbarname ile 6.169,74 TL ihbar tazminatı ödemesi kararlaştırıldığını, davalı işverence hesaplanan ihbar tazminatı tutarının davacının günlük ücretinin Kuruma bildirilenden çok daha yüksek olduğunu ileri sürerek davacının prime esasa kazancının sabit maaşı, harcırah, ikramiye, ve sair yardımlar dikkate alınarak gerçek tutar üzerinden tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının 17.08.2005 tarihli hizmet sözleşmesi ile yurt içi tır şoförü olarak işe girdiğini, 2006 yılı Kasım ayından itibaren uluslararası tır şoförü olarak çalıştığını, davalı şirkette çalışan uluslararası tır şoförlerinin 2008 yılının sonuna kadar İngiltere, İspanya gibi uzak Avrupa ülkelerine yaptıkları seferler için sefer başına 650,00 Euro Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa gibi nispeten daha yakın olan Avrupa ülkelerine (yapılan seferler için 550,00 Euro sefer harcırahı ve garanti asgari ücretin yarısı tutarında ücret almakta olduğunu, sonrasında garanti ücretle anlaştıklarını, davalı şirkete ait işyerinde 01.08.2011 tarihinden geçerli olmak üzere 21.12.2011 tanzim tarihi Toplu İş Sözleşmesi imzalandığını, TİS hükümlerine göre davalı şirkette çalışan işçilere yarısı yılın ilk yarısında, diğer yarısı ikinci yarısında olmak üzere yılda bir maaş ikramiye, 2012 yılının ilk yarısından başlanmak üzere yılda 1 defa yakacak yardımı ile okula giden çocuğu olanlara da eğitim yardımı verilmesinin hüküm altına alındığını, davacı işçi gibi uluslararası tır şoförü olarak çalışan kişilerin iş akdinin 30.12.2011 tarihinde feshedildiği için yarım maaş ikramiye aldıklarını, sefer harcırahının SGK primlerine dahil edilmesi gerektiği şeklindeki iddiasının haklı ve hukuki olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, bu nedenle reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği dönemlerde fiilen çalıştığını resmi belgeler ile ispat etmesi gerektiğini, bu davalarda da işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı ücret bordroları celbedilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalı gereğinde komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ücret iddialarının senetle ispat sınırları üzerinde olduğu ve davacının aldığını iddia ettiği ücretler yönünden dava dosyası kapsamında herhangi bir yazılı belge bulunmadığı göz önüne alınarak davacının ücret iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın yerinde olmadığını, istinaf incelemesi sırasında ödenen tutarın ne kadarının prim, ne kadarının yolluk olduğu hususunun dosya tanıkları dinlenerek sorulması ile davalı şirketten davacının çalıştığı döneme ait harcama belgelerinin getirtilerek davalı şirketin ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 17.08.2005 - 30.12.2011 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalışmaları yönünden prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen Mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde prime esas kazanca dahil edilecek kazançların neler olduğu düzenlenmiş, (b) bendinde ise sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanarak bunlar arasında yolluklara yer verilmiştir. Buna göre, maddenin 2. bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde yolluk; yol gideri olarak ödenen para, harcırah olarak tanımlanmış, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanunda geçen harcırahın, bu Kanuna göre ödenmesi gereken yol gideri, gündelik, aile gideri ve yer değiştirme giderinden birini, birkaçını veya tamamını ifade ettiği, 5. maddesinde, harcırahın; yol gideri, yevmiye, aile gideri ve yer değiştirme giderini içerdiği, ilgilinin, bu Kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına hak kazanabileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan 28.08.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 103. maddesinde, değinilen 77. ve 80. maddelere koşut düzenleme yapılmış, 28.09.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) Bentleri Kapsamındaki Sigortalılar İle Sadece Genel Sağlık Sigortasına Tabi Sigortalıların Prime Esas Tutulacak Kazançlarına Dair Tebliğ’in “Prime tabi tutulmayacak kazançlar” başlığını taşıyan 2.3. maddesinde, “2.3.1 - Ayni yardımlar; 2.3.3 - Görev yollukları; Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği, işverenlerin sigortalılar için ödediği yollukların neleri kapsadığı, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir….” düzenlemesine yer verilmiş, 01.09.2012 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girip anılan Tebliği ilga eden İşveren Uygulama Tebliği’nin “Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı 7. maddesinde, “7.8 - Prime Tabi Tutulmayacak Kazançlar 7.8.1- Ayni Yardımlar 7.8.3- Görev Yollukları Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3. maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.” hükmü öngörülmüştür. Davacı tarafça davalı şirket nezdinde tır şoförü olarak asgari ücret + 600 - 700 EURO sefer ücreti ile çalıştığını iddia etmiş, Mahkemece de dosyada kayıt ve belge bulunmadığı bu nedenle hesaplama yapılamadığı belirtilerek davanın reddine dair hüküm tesis edilmiş ise de Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanunun 77. maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanunun 80. maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu davada, davacının davalı şirkete ait araçlar ile yurtdışına gittiği hususunun sabit olduğu, öte yandan taraflar arasında görülen İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2013/508 E. sayılı dosyası içerisinde mevcut kayıt ve belgelere göre nakliye maliyet raporlarının değerlendirildiği anlaşılmakla, Mahkemece, söz konusu işçilik alacağı dosyasında yer alan yazılı belgeler ile işyerinde mevcut yazılı belgeler celp edilerek irdelenmeli, davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde gerektiğinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, bahsi geçen ödemeler yukarıda değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Öte yandan, Mahkemece yapılması gereken iş, yargı kararı ile hak kazanılan ücret ve ikramiye alacaklarının, ödenmeleri koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması halinde ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.