8. Hukuk Dairesi 2017/4922 E. , 2018/10460 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; 10.10.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 2.950,0…
**8. Hukuk Dairesi 2017/4922 E. , 2018/10460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; 10.10.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 2.950,00 TL olmak üzere ödenmeyen 2014 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait kira bedellerinin 2.006,01 TL işlemiş faizi ile tahsilini ve tahliye talep etmiştir. Ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, borçlu vekili süresi içinde verdiği dilekçe ile vekil edeni tarafından aylık kira borcunun KDV hariç her ay 2500 TL olarak zamanında ödendiği ve talep edilen faizin fahiş olduğundan bahisle itiraz ettiklerini belirtmiş, dilekçe ekine ödeme belgeleri ibraz etmiştir. Bunun üzerine davacı vekili icra mahkemesine başvurusunda taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde davalının ödeyeceği kira bedellerinin açıkça düzenlendiğini, yapıldığı iddia olunan ödemelerin önceki aylar kira bedellerine mahsuben yapıldığını, icra takibinin konusu aylara karşılık yapılmış bir ödemenin olmadığını belirterek kısmi itirazın kaldırılmasını ve tahliye talep etmiştir. Mahkemece tahliye yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1.350,00 TL asıl alacak, 56,50 TL işlemiş faiz üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmiş, karar taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Davalı tarafından kiracılık ilişkisine itiraz edilmediğinden kiracılık ilişkisi taraflar arasında kesinleşmiştir. Davadaki uyuşmazlık icra takibine konu edilen aylar kirasının ödenip ödenmediği noktasındadır. Borçlu istenilen aylara ait kira bedellerinin ödendiğini İİK 269/c maddesi mucibince ispat etmek zorundadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 101. maddesinde '' Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır '' 102. maddesinde ise; taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünü içermektedir. Mahkemece celp edilen hesap ekstresinde ve borçlu tarafından sunulan ödeme belgelerinde takip ile talep edilen aylara ait kira bedellerinin ödendiğine dair açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda; davalı tarafından, davacının dava konusu edilen aylara ilişkin yaptığı ödemelerin, ödenmeyen önceki aylara mahsup edildiği iddia edildiğine göre davacıdan ödemelerin hangi aylara mahsup edildiği sorularak mahkemece varsa kiracının önceki dönemlere ilişkin ödeme belgeleri de getirtilip ödemelerin kira sözleşmesinin başlangıcından itibaren denetlenmesi ve gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle eksik ödemeler bulunup bulunmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 02.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.