11. Hukuk Dairesi 2025/7058 E. , 2026/597 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2025/2 Esas, 2025/6 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece Sıfatıyla) kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonr…
11. Hukuk Dairesi 2025/7058 E. , 2026/597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2025/2 Esas, 2025/6 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece Sıfatıyla) kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; hukuki dinlenilme hakkının ihlali suretiyle yapılan tahkim yargılamasındaki kararın iptaline karar verilmesi gerektiğini, dava konusunun ve iddiaların büyük oranda banka kayıtlarındaki bilgi ve belgelerle ispat edilmesi mümkün iken banka kayıtlarının davalı bankadan istenilmemiş olması nedeniyle de kararın iptal şartlarının oluştuğunu, ... Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları'nın 29/1 ve 5 fıkralarına göre davanın dayanağı olan bir vakıanın tespiti için taraflardan delil sunulmasının istenilebileceğini, söz konusu maddedeki açık düzenlemeye rağmen Hakem Kurulu'nun taleplerini gerekçesiz olarak reddettiğini, bu suretle müvekkilin delillerinin dosyaya kazandırılamadığını, dava konusu kasko poliçesinin henüz kredi sözleşmesinin imzalanması tarihinde davalı banka çalışanı ... tarafından hazırlandığını, fiyat teklifi alındığını ve ancak yine davalı banka çalışanının ihmali neticesinde poliçe onayı verilmediğinden aktif edilmediğini, davalı banka çalışanı ...'nin işbu dosya kapsamındaki tüm yazışmaları incelendiğinde görüleceği üzere davalı bankanın henüz ilk işlemden itibaren kusurlu hareket ettiğini, bu itibarla müvekkile yükletilebilecek hiçbir kusur olmadığını, hüküm ile gerekçe arasında çelişki bulunması nedeniyle kararın iptal edilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda atıf yapılan yönetmelik hükümleri ile kararın neticesi arasında çelişki bulunduğunu, gerekçeye rağmen müvekkilin meydana gelen zarardan %40 oranında sorumlu tutulduğunu, uyuşmazlık konusu değer kaybı hususunda bilirkişi raporu eksik olmasına rağmen eksiklik giderilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve araç değer kaybı yönünden inceleme yapılmamış olması nedeniyle bu hususta ek rapor alınmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, yargılamanın başlangıcında taraflarınca davacı adına hakem olarak belirlenen hakemin daha önce davalı aleyhine birden çok davada taraf vekilliği yapmış olduğu ve tarafsız olmadığı değerlendirilmekle davalı tarafından yapılan itiraz üzerine divan tarafından anılan kişinin hakemliğinin kabul edilmediğini, bu kişinin aynı zamanda avukat olmasından dolayı görevi gereği üstlenmiş olduğu vekillik görevi sırasında davalı bankanın taraf olduğu yargılamalarda taraf vekilliği yapmış olmasının avukatlık mesleğinin gereği olduğunu, uyuşmazlığın tarafı olarak addedilmesinin kabul edilemeyeceğini, buna karşılık divan tarafından davalı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazının kabul edildiğini, bu suretle mevcut uyuşmazlığı çözmek için belirlenen hakem seçiminin usulsüz olduğunu, hakem kurulu kararının gerekçesinin ve müvekkili davacıya atfedilen kusur oranının hangi kriterlere göre belirlendiğinin denetime elverişli olarak ortaya konulmadığını, kendi içinde tutarsız ve çelişkili bir hüküm olduğunu, aleyhinde somut hiçbir delil bulunmadığı halde müvekkilinin müterafik kusurlu kabul edildiğini, müterafik kusurun söz konusu olabilmesi için davacının kasko sigorta poliçesinin kurulmamasına neden olması veya kurulmasına engel olması gerektiğini, somut olayda kasko poliçesini düzenleme işlemini yapmayı davalı bankanın üstlendiğini, sözleşmesel yükümlülüğü yerine getirmeyen davalıyla birlikte müvekkili davacının kusurlu olduğunun kabul edilmesinin bu kez sözleşmenin yok sayılması anlamına geldiğini, usulü zaman çizelgesine uyulmamış olması nedeniyle kararın iptal edilmesi gerektiğini, değer kaybı zararının sigorta poliçesi kapsamında talep edilebilir zararlardan olmasına rağmen eksik yapılan ve teklif aşamasında olan kasko poliçesi üzerinden yapılan farazi değerlendirmenin kusur sorumluluğu bulunan davalı bankayı haksız yere koruduğunu, gerekçeli kararda atıp yapılan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 112. maddesine uygun bir hüküm kurulmamış olmakla kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, davalı bankanın kasko sigortasını yapmamış olması nedeniyle meydana gelen zararların giderilmesi talebiyle açılan davada Hakem Heyeti tarafından bir kısım zararların kısmen kabul edilmesi ve bir kısım zararların da sözleşme gereğince geçerli hale getirilmeyen sözleşmenin geçerli hale getirilmesi faraziyesi üzerinde yapılan değerlendirmeyle reddine dair kararın açıkça TBK'ya aykırılık taşıdığını, zira Kanun'un ifadesinde geçen "kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe" hükmü dikkate alındığında tüm zararların giderilmesi gerekirken farazi değerlendirmelerle taleplerinin reddine karar verilmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürerek ... Tahkim Merkezi'nin 2024/DA-570 dava numaralı, 24.05.2024 dava tarihli ve 07.02.2025 karar tarihli kısmen ret kararının sözleşmeye, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ortada tanık dinlenmesini gerektirir bir hususun olmadığını, herhangi bir çelişki bulunmadığını, davacının sadece esasa ilişkin başvurusunun herhangi bir inceleme yapılmadan reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığı ve hak düşürücü sürenin geçirildiği itirazlarını sunduklarını, dava konusu talep ve alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, ayrıca hak düşürücü sürenin dolduğunu, kredinin teminatı niteliğindeki uyuşmazlık konusu taşıt için kasko yapılmasının yanı sıra yapılıp yapılmadığının kontrolünü sağlamanın da davacının yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili banka lehine hak tesis edilmesinin ve müvekkili bankanın bu hakkını kullanmamasının müvekkili bankaya bir sorumluluk atfetmeyeceğini, dolayısı ile davacı tarafından ileri sürülen kaskonun müvekkili banka çalışanı tarafından ihmali davranışla yapılmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, davacıya uyuşmazlık konusu araç için kasko sigortasının yapıldığına ilişkin bilgilendirme yapılmadığı, davacının hesabındaki tutarların kendi şahsi ihtiyaç ve kredi ile ... kira ödemeleri için kullanıldığı, prim kesintisi yapılmadığını bildiği nazara alındığında kasko yapılmadığının davacının bilgisi dahilinde olduğunu, sigorta yapılmış olsa idi dahi davacının tazmin talebinin sigorta tarafından karşılanmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki iptal davasının süresi içinde açıldığı, davacının ... Tahkim Merkezi (...) nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki kredi sözleşmelerine ve taşıt rehin sözleşmesine istinaden davalı banka tarafından verilen krediyi kullanmak suretiyle 07.09.2023 tarihinde 46... plakalı, ... marka, 2023 model sıfır kilometre otomobil satın aldığını, söz konusu otomobilin tescil kaydına davalı banka adına rehin sözleşmesine istinaden rehin konulduğunu, kredi ve rehin sözleşmesine konu söz konusu aracın 22.12.2023 tarihinde kaza yaparak hasarlandığını, bankadan kredi kullanılarak alınması ve aracın tescil kaydı üzerine bu nedenle rehin konulmuş olmasına bağlı olarak aracın davalı banka tarafından kasko sigortasının yaptırılması gerektiğini, ancak kaza yaptıktan sonra davalı bankayı aradığında aracın sigortasının yapılmadığını öğrendiğini, davalı bankanın aracın sigortasını yaptırmış olması gerekirken yaptırmaması nedeniyle ihmal ve sorumluluğu bulunduğunu, bu nedenle aracındaki hasarı, aracın uğradığı değer kaybını ve aracı kullanamamaktan kaynaklı araç yokluk bedelini davalı bankanın ödemesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 591.910,00 TL hasar onarım miktarı, 353,751,00 TL değer kaybı miktarı, 24.000,00 TL araç yokluk gideri miktarı olmak üzere toplam 969.661,00 TL zararın kaza tarihi olan 22.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, söz konusu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, davacı hakeminin davalı tarafından reddi üzerine Sekreterya tarafından 26.09.2024 tarihli yazı ile hakkında reddi hakem talebi bulunulan hakem hakkında ... Divanı tarafından ... Tahkim Kuralları 16/4 hükmü uyarınca hakemin reddi talebinin kabulüne karar verildiği, bu nedenle davacı tarafa yeni bir hakem seçimi yapması için 7 gün süre verildiği, bu süre içinde seçim yapılmaması ve bildirilmemesi halinde ... Tahkim Kuralları 14/2 hükmü uyarınca davacı adına seçimin Divan tarafından yapılacağının bildirildiği, davacı vekili tarafından sunulan 30.09.2024 tarihli dilekçede süre kaybı yaşanmaması da dikkate alarak davacı adına belirlenecek hakemin Divan tarafından seçiminin talep edildiği, Sekreterya tarafından 30.09.2024 tarihli yazı ile davacının hakem seçmemesi nedeniyle davacı adına hakemin ... Tahkim Kuralları 14/2 hükmü uyarınca Divan tarafından atanacağının bildirildiği, Divan tarafından davacı taraf hakeminin atandığı, taraf hakemi olarak atanan hakemlerin üçüncü ve başhakem seçimi konusunda aralarında anlaşmak suretiyle başhakem seçip Sekreterya'ya bildirdikleri gözetildiğinde hakem seçiminin usule uygun olduğu, davacı tarafın bu yöndeki iptal sebeplerinin yerinde görülmediği, davacı tarafın, hakem heyetinin süresi içerisinde karar vermediğine ilişkin iptal sebebi incelendiğinde, görevlendirme yazısı uyarınca tahkim süresinin 3 ay olduğu, hakem kurulunun görevine 16.11.2024 tarihinde başladığı, Hakem Kurulu'nun 03.02.2025 tarihinde, usuli zaman çizelgesinde tahkikatın sona ermesi ve nihai hakem kararının verileceği muhtemel tarih olarak belirlenen 03.02.2025 tarihinin, 12.02.2025 olarak nihai hakem kararının Sekretaryaya tevdii tarihinin de 16.02.2025 olarak revize edilmesine ve tarafların bu konudaki değişikliğe onaylarının sorulmasına karar verdiği, ayrıca ek rapor alınmasına gerek olmadığına ve tarafların son beyanlarını sunmaları için süre verilmesine karar verilerek her iki hususun 03.02.2025 tarihli e-posta ile taraflara ve Sekreterya'ya iletildiği, tarafların 04.02.2025 tarihinde e-posta mesajları ile usuli zaman çizelgesindeki revizyona muvafakat ettiklerini yazılı olarak bildirdikleri, Hakem Kurulu'nun nihai kararını 07.02.2025 tarihinde verdiği, buna göre hakem kurulu süresi içerisinde nihai kararı verdiğinden davacı vekilinin bu yöndeki iptal sebebinin yerinde görülmediği, davacı tarafın delilleri toplanmadığını belirttiği delillerin taraflarca dosyaya ibraz edildiği, davacı tarafın tanık dinletme konusundaki talebinin, hakem kurulu tarafından uyuşmazlığın niteliği gereği kabul edilmemiş olmasının, usul ve yasaya uygun olduğu, kaldı ki bildirdiği tanığın yazılı beyanının dosyaya ibraz edildiği, hakem kurulunun hukuki değerlendirmeler heyete ait olmak üzere ek rapor alınmasına gerek olmadığına karar verdiği, hakem heyetinin, tarafların iddia ve savunmalarını, sözleşme hükümlerini ve yasal mevzuatı değerlendirerek tahkim yargılaması sonucunda karar tesis ettiği, buna göre davacı tarafın savunma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ile eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı yönündeki iptal sebeplerinin yerinde görülmediği, hakem kararı incelendiğinde, sözleşmenin hangi maddelerinin ne şekilde yorumlanması gerektiğinin, tarafların iddia ve savunmaları ile delillerine hangi nedenle üstünlük verildiğinin, talep sonucunun ne şekilde yorumlanması gerektiğinin gerekçelendirildiği, davacının iptal sebebi olarak ileri sürdüğü iddiaların hakem heyetince gerekçeleri ortaya konularak değerlendirildiği, davacının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ve tarafların eşitliği ilkesinin ihlali nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu yönündeki iddiasının yerinde görülmediği, yanlış hukukun uygulanmasının söz konusu olmadığı, hakem heyeti tarafından tarafların kusur durumuna göre hüküm kurulduğu gözetildiğinde davacının bu yöne ilişkin iptal talebinin yerinde görülmediği, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların seri tahkim kurallarına göre ve üç hakem kararıyla çözüleceğinin kararlaştırıldığı, buna göre oluşturulan hakem heyeti tarafından yapılan yargılama sonucu bir karara varıldığı, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlili ile delillerin değerlendirilmesi yetkisinin, hakem kuruluna ait olduğu, hakem kararının esasının yerinde olup olmadığı, hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların hakem kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamayacağı, davacının (tahkim yargılaması davacısının) hakem kurulunun hukuka uygun hüküm kurmadığına yönelik iddialarına göre hakem kurulunun hukuki tespit ve takdirinin yerinde olup olmadığının, iptal davası kapsamında incelenemeyeceği, açılan iptal davasında re'sen incelenmesi gereken kamu düzenine aykırılık ve tahkime elverişli olmama hali bulunmadığı gibi davacı tarafça ileri sürülen iptal sebeplerine 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15. maddesinde öngörülen iptal nedenlerinin oluşmadığı gerekçesiyle ...'ın 2024/DA ... numaralı ve 07.02.2025 tarihli hakem heyeti kararının iptali davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ...'ın 2024/DA-570 sayılı dosyasında verilen 07.02.2025 tarihli hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.