11. Ceza Dairesi 2008/11058 E. , 2011/24087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik-Görevi ihmal HÜKÜM : ..., ...: 765 sayılı TCK.nun 230/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4/1. maddeleri gereğince 300.- YTL Adli Para Cezası ile cezalandırılması, 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca erteleme, ..: 5237 sayılı TCK.nun 204/1-2, 62/1. maddeleri gereğince 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 53/1-2. maddesindeki hakları kullanmaktan infaz tamamlanıncaya kadar yoksun bır
**11. Ceza Dairesi 2008/11058 E. , 2011/24087 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik-Görevi ihmal HÜKÜM : ..., ...: 765 sayılı TCK.nun 230/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4/1. maddeleri gereğince 300.- YTL Adli Para Cezası ile cezalandırılması, 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca erteleme, ..: 5237 sayılı TCK.nun 204/1-2, 62/1. maddeleri gereğince 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 53/1-2. maddesindeki hakları kullanmaktan infaz tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması, Beraat, I-)Sanık ... müdafii ile katılan vekilinin, adı geçen sanığın “görevi ihmal” suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyizleri üzerine yapılan incelemede; Suç tarihinde Pendik 2.Tapu Sicil Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan sanık ...'in, suça konu 27.09.2000 tarih ve 3369 yevmiye numaralı “resmi senedi” düzenledikten sonra tamamlayıcı işlem olarak aynı dairede memur olan sanık ...'ın da imzasını aldığına ilişkin beyanı, sanık ...'ın, “1051 ve 1052 parsel sayılı taşınmazların satış işlemlerini ... 2 ay gibi bir süredir takip ediyordu, bunu dairedeki arkadaşların hepsi biliyordu, işlemleri müdür yardımcımız Seyfi bey yaptı, tarafların imzalarını aldıktan sonra akidin geçerli olabilmesi için bir imza daha gerektiğinden resmi senedi bana getirerek imzalattı..” şeklindeki aksi kanıtlanamayan savunması ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak kastıyla hareket ettiğine dair her hangi bir delil bulunmaması karşısında sanık ... tarafından hazırlanıp alıcı ve satıcı tarafından imzalanmış görünen resmi senedi, imzaların senette adı geçen kişilerce bizzat atılıp atılmadığını kontrol etmeden, sanık ...'nin yaptığı işlemin usulüne uygun olduğuna güvenerek imzalayan sanık ...'ın eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturduğuna ilişkin kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanık ...'a değişen suç vasfına göre yüklenen “görevi ihmal” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 13.12.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlamış, katılan vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık ... hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve CMK'nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II-)Katılan vekilinin sanık ...'in “resmi belgede sahtecilik” suçundan beraatine, sanık ...'in “görevi ihmal” suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyizi ile sanık ... müdafinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyizlerine gelince; Hükmolunan cezanın süresine göre koşulları oluşmadığından sanık ... müdafinin, incelemenin duruşmalı olarak yapılması isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; 1-)14.06.2004 tarih ve 4787-326 sayılı iddianame tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 150 ve 257. maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 225. maddeleri gereğince, hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, iddianame içeriğine göre suç tarihinde Pendik 2.Tapu Sicil Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan sanık ...'in, “...27.09.2000 tarih ve 3369 yevmiye numaralı “resmi senedi” katılan ... hazır olmadığı halde hazırmış gibi düzenlediği, katılan hazır olmadığı halde duruma bilinçli olarak göz yumduğu...” belirtilmek suretiyle “memurun resmi belgede sahteciliği" suçu anlatılıp bu suçtan dava açıldığı; sanık ...'in Tapu Sicil Tüzüğünün 12 ve 13. maddeleri uyarınca, talepte bulunan kişinin hak sahibi ya da hak sahibi adına işlem yapmaya yetkili olup olmadığını nüfus cüzdanı veya pasaport gibi fotoğraflı bir kimlik belgesi ile tespit etmesi gerektiği, dosyada bulunan suça konu satış sözleşmesi ekindeki nüfus cüzdanı ve vekaletname fotokopilerinde katılan ...'nin fotoğraflarının bulunduğu da gözetildiğinde, sanığın katılan ... yerine imza atan kişinin gerçek ... olup olmadığını denetleyebilecek durumda olmasına rağmen görevini yapmamak suretiyle sahte olarak katılan huzuruyla resmi satış sözleşmesi düzenlenmiş gibi işlem yapılarak tapu kütüğünün sahte oluşturulmasına sebebiyet vermek şeklinde oluşan eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 339/1. maddesindeki (5237 sayılı TCK.nun 204/2 md) “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunu oluşturacağı, resmi senette alıcı konumunda olan sanık ...'nın da sanık ...'in bu suçuna iştirak ettiği, tapu müdürlüklerinde düzenlenen resmi senetlerinin “sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerden” olmayıp, “aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden” olduğu da dikkate alınarak, kararın gerekçe bölümünde 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılıTCK.nun olaya ilişkin tüm hükümlerinin ayrı ayrı uygulanması, cezaların kişiselleştirilmesinden sonra sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, sanık ...'in eyleminin görevi ihmal, diğer sanık ...'nın eyleminin ise “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğunun kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, 2-)Katılan ... ile firari sanık ...'un arsa alım satım işlerinde ortak iş yaptıkları, sonradan aralarının açılması üzerine iddianameye konu olayın ortaya çıktığının iddia olunması karşısında; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 27.08.2004 tarih ve 6957 sayılı raporunda, suça konu 27.09.2000 tarih ve 3369 yevmiye numaralı resmi senette katılan ...'ye atfen atılan imzaların adı geçenin eli ürünü olmadığı belirtilmesine rağmen, isim üzerinde yazılı olan “okudum” el yazılarının katılana ait olup olmadığı yönünde her hangi bir görüşe yer verilmediği gibi katılana atfen atılan imzalar ile “okudum” el yazılarının sanık ...'in eli ürünü olup olmadığı yönünde de bir grafolojik inceleme yaptırılmadığının anlaşılması karşısında; suça konu resmi belge üzerinde sanık ...'in de imza örnekleri alınarak “okudum” yazısının katılan, senetteki yazı ve imzaların ise ...'in eli ürünü olup olmadığı yönünde yeniden grafolojik inceleme yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmayla sanık ...'in beraatine karar verilmesi, 3-)Kabule göre de; Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken, 5327 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.