(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12687 E. , 2010/13680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.01.2008 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin meni - mera ve köy sınırlarının tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine, k
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12687 E. , 2010/13680 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.01.2008 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin meni - mera ve köy sınırlarının tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine, karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, köy sınırlarının tespiti ve merada müşterek yararlanmaya karşı müdahalenin men-i istemlerine ilişkindir. Davalı köy, söz konusu meraları davacı köyle ortak kullandıklarını, elatmaları olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 18.10.1963 tarihli Toprak Tevzi Komisyonunun tahsisinden sonra davacı köye bir tahsis yapılmadığı ve on yıllık hak düşürücü sürenin de geçirildiğinden bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Bilindiği üzere mera, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Meraların kullanım hakkı, bir veya birden çok köy veya belediyeye bırakılabilir. Kuşkusuz bu tür yerler, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; taraf köylerin bulunduğu sahada 4342 Sayılı Mera Kanununa göre tespit ve tahdit ile tahsis çalışmalarına başlandığı, ancak sonuçlandırılamadığı anlaşılmaktadır. 4342 Sayılı Mera Kanununun 4.maddesinin 2.fıkrası uyarınca mera, tespit, tahdit ve tahsis çalışmaları henüz bitmediğinden evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre, meranın kullanılmasına devam edilmesi gerektiğinden, eldeki davanın incelenmesi zorunludur. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece, ortada yetkili toprak tevzi komisyonun yaptığı hüküm ve sonuç doğuran 18.10.1963 tarihli tahsis kararı varken, keşif yapılarak bu karar uygulanmamış, tarafların iddia ve savunmaları keşifte dinletecekleri tanıklar aracılığıyla araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hüküm, bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.