13. Hukuk Dairesi 2018/3440 E. , 2018/8687 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı kurum, açık artırmalı eşya satışına ilişkin 28.02.2002 tarihinde yapılan ihale sonucu satış listesinin 50-252 sıra numarasında bulunan eşy…
**13. Hukuk Dairesi 2018/3440 E. , 2018/8687 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı kurum, açık artırmalı eşya satışına ilişkin 28.02.2002 tarihinde yapılan ihale sonucu satış listesinin 50-252 sıra numarasında bulunan eşyaların 2.060,00 TL bedelle...’a ihale edilmesine rağmen süresinde bedeli ödenmediğinden eşyaların yeniden satışa çıkarıldığını ve 500,00 TL bedelle satıldığını, 3007 sayılı Gümrük Mevzuatına Göre Tasfiye Edilecek Eşya Hakkında Döner Sermaye Kanunu ile Tasfiye Tüzüğü’nün 19. maddesi gereğince iki ihale arasındaki bedel ile ardiye ücreti ve KDV’den davalının sorumlu olduğunu, borcun ödenmesi için davalıya yazı gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.560,000 TL’nın 6.05.2005 28.02.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin, medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Nitekim, HMK. nun 50. maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, dava ehliyetine de sahip olduğu; anılan Kanunun 114. maddesinin (d) bendinde, tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmalarının dava şartı olduğu; 115/1. maddesinde ise, mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilecekleri, 115/2. maddesinde ise taraflara dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verileceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmezse dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedileceği belirtilmiştir. 4721 sayılı TMK. nun 28. maddesinde; kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.