11. Ceza Dairesi 2019/4362 E. , 2020/1216 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Beraat 1- 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıklara yüklenen "2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçunun 213 sayılı VUK'nin 359/b-1. maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörüle…
**11. Ceza Dairesi 2019/4362 E. , 2020/1216 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Beraat 1- 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıklara yüklenen "2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçunun 213 sayılı VUK'nin 359/b-1. maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 2-2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 sayılı VUK'nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı gözetilerek; sanıklar hakkında, adlarına tesis ettirdikleri mükellefiyetlerinde 2008 takvim yılında sahte fatura düzenledikleri iddiası ile açılan davada, suça konu sahte faturaların dosya içerisinde olmadığı, ancak; Dairemizin 31.10.2018 tarihli 2016/12140 esas 2018/8579 karar sayılı ilamı ile faturaların sanıklar tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi gerektiğinden bahisle yapılan bozmaya uyulmasına rağmen, faturaların bulunamadığı belirtilerek beraat hükümleri kurulmuş ise de; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından; öncelikle Ba formlarında sanıklardan mal ve hizmet satın aldığını beyan eden mükelleflerin hangi mükellefler olduğunun sanıkların bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünden sorularak öğrenilmesi; sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların asıllarının, bu mükelleflerden veya bu mükelleflerin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip dosya içine konulması; suç konusu faturalar sanıklara gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kabul etmedikleri takdirde sanıkların yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların aidiyeti yönünden uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması; faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, suç konusu faturaları kullanan şirket yetkilileri veya mükellefler tanık olarak dinlenilerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının, faturaların verilip alınmasına sanıkların iştirakinin olup olmadığının sorulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.