11. Hukuk Dairesi 2010/9719 E. , 2010/10333 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 gün ve 2008/120-2008/166 sayılı kararı onayan Daire’nin 27.04.2010 gün ve 2008/9012-2010/4590 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dos…
**11. Hukuk Dairesi 2010/9719 E. , 2010/10333 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 gün ve 2008/120-2008/166 sayılı kararı onayan Daire’nin 27.04.2010 gün ve 2008/9012-2010/4590 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankanın kurucu ortağı ve %7 olarak tahsis edilen kurucu intifa hakkına dayanılarak düzenlenen bir adet kurucu intifa senedi sahibi olan müvekkilinin murisi ...’ın intifa senedinin davacıya intikal ettiğini, kâr dağıtımının 1982 yılına kadar artırılan sermaye tutarı üzerinden hesaplanmasına rağmen, 1982 yılında yapılan anasözleşme değişikliği ile kurucu intifa senedi sahibi ortaklara şirketin son sermaye artırımından önceki 30.000.0000 TL’lık miktar üzerinden kâr dağıtılması şeklinde sınırlama getirildiğini, bu durumun kazanılmış hakları ihlal ettiğini, kurucu intifa hakkı sahiplerinin davalı bank ile aralarındaki sözleşmesel ilişki nedeniyle kâr payı alacaklarına her zaman isteyebileceklerini, şirketin tek taraflı aldığı kararla sözleşmenin diğer tarafının haklarının etkileyemeyeceğini ileri sürerek, 2002-2005 yılları için toplam 92.525 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, intifa hakkının bir imtiyaz olmadığını, kuruluştaki sermaye veya belirli bir sermaye miktarı ile sınırlandırılmasının mümkün ve geçerli olduğunu, 2003 yılında intifa hakkı sahipliği kabul edilen davacının anasözleşme değişikliklerini bilerek payı aldığını, dava tarihine kadar sessiz kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin davanın reddine dair verdiği kararının Dairemizce onanması üzerine, davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemiz onama kararında yerel mahkeme kararı gerekçesinde kurucu intifa hakkı sahibi davacının, paydaş sıfatının bulunmadığı belirtildikten sonra, ana sözleşme değişikliğinin iptali için dava açmadığından bahsedilmesinin çeliştiği vurgulanmış ise de, mahkeme kararında kurucu intifa hakkı sahibi ve davalı selefi ... mirasçılarına aynı zamanda davalı şirket ortağı sıfatı ile ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kararı kararının iptali için dava açılmadığı belirtildiğinden, bu konudaki Dairemiz saptaması hatalı ise de, davacı selefinin kurucu intifa hakkı sahibi sıfatıyla ana sözleşme değişikliğinin iptali için dava açma hakkı bulunmadığı gibi, hissedar sıfatıyla da kurucu intifa hakkı sahiplerinin haklarıyla ilgili ana sözleşme değişikliğinin iptali bakımından dava açma haklarının olmamasına göre davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 15.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.