Başvuru, ceza infaz kurumunda gerçekleşen fiziksel şiddet ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda gerçekleşen fiziksel şiddet ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bursa E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunun (İnfaz Kurumu) açık kısmında hükümlü sıfatıyla barındırılan başvurucunun kapasite fazlalığı nedeniyle Bilecik Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesine karar verilmiştir. 25/5/2017 tarihinde nakil için sevk otobüsünün yanına gelen başvurucu, sevke itiraz etmiştir. Bir infaz koruma memuru zor kullanmak suretiyle başvurucuyu sevk otobüsüne bindirmiştir. Bu olaya ilişkin olarak düzenlenen bir tutanak yoktur ve Kurum idaresi tarafından bir disiplin soruşturması da yapılmamıştır. Başvurucu 12/7/2017 tarihli dilekçesi ile olay anlatımı yapmış ve sevk esnasında kendisine fiziksel şiddet uygulandığı ve sağlıklı şekilde girmiş olduğu infaz kurumunda bu olay nedeniyle felçli hale geldiği iddiasıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) nezdinde şikâyetçi olmuştur. Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında sevkin gerçekleştiği gün yolda rahatsızlanan başvurucunun tedavi evrakı ambulansla götürüldüğü Bilecik Devlet Hastanesinden istenmiştir. Bilecik Devlet Hastanesinden gönderilen tedavi evrakından başvurucu için serebrovasküler hastalık (beyin damarlarında kan akışının zayıflaması veya tamamen durması ya da beyin damarlarının yırtılması sonucu gelişen kanama nedeniyle ortaya çıkan hastalıkların tamamı) tanısı konulduğu görülmüştür. Başvurucu hakkındaki sağlık raporları şöyledir:i. Gölpazarı İlçe Devlet Hastanesinde düzenlenen 13/7/2017 tarihli genel adli muayene raporuna başvurucunun vücudunun sağ tarafını hissetmediğini ve sol kolunda titreme olduğunu söylediği not edilmiş ve "Hastanın yapılan nörolojik muayenesi sonucunda ... Kas gücü sağ kolda 2/5, sol kolda 5/5, sağ bacakta 4/5, sol bacakta 5/5, sağ kolda duyu kaybı, sağ bacakta duyu azalması, sol kol ve sol bacakta duyu normal tespit edilmiştir... Sol kolda tremor [titreme] mevcuttur." tespitine yer verilmiştir.ii. Kocaeli Devlet Hastanesince düzenlenen 23/3/2018 tarihli raporda; yapılan nöroloji muayenesinde başvurucunun şuurunun açık olduğu, kemik veter reflekslerinin normal olduğu ancak sağ bacağını oraklayarak (hemiplejik yürüyüşe oraklayarak yürüme de denir. Adım atarken ayak bileğini ve dizini kıvıramadığından hasta, bacağına kalçadan dışa ve öne doğru geniş bir kavis çizdirerek adım atabilir.) yürüdüğü, her iki elde kasılma olduğu, mevcut hâli ile hastanın konversif bozukluk (bireyin temelde fizyolojik bir nedeni olmayan bedensel belirtiler göstermesi) açısından da psikiyatrik muayenesinin yapılmasının uygun olduğu ifade edilmiştir.iii. Kocaeli Devlet Hastanesince düzenlenen 30/3/2018 tarihli raporda; yapılan psikiyatrik muayenede nöroloji bulguları ve davranış ile tutumları gözönüne alındığında konversiyon bozukluğunun düşünüldüğü belirtilerek altı ay boyunca psikiyatri polikliniğinde kontrol önerilmiştir.iv. Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 5/7/2018 tarihli raporunda; başvurucu hakkında alınan sağlık raporlarındaki tespitlere yer verildikten sonra raporun sonuç kısmında incelenen tıbbi belgelere göre şahsın hastalığının yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Başvurucunun müşteki sıfatıyla alınan ifadesine göre;olay günü Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edileceğini öğrenen ve sevkin yapılacağı otobüse yakın bir yerde bulunan başvurucu Kurum müdürünü uzaktan görerek ona mazeretini anlatmak için bulunduğu yere doğru yöneldiği sırada infaz koruma memuru T. başvurucunun yanına yaklaşarak müdürün yanına gidemeyeceğini söylemiş, boğazını sıkarak "Gideceksin lan." diye bağırmış ve zorlayarak otobüse bindirmiştir. Yolda başvurucunun rahatsızlanması üzerine diğer mahpuslar otobüsün durdurulmasını istemişler ancak otobüsteki infaz koruma memurları, başvurucunun numara yaptığı gerekçesiyle bu isteği reddetmişlerdir. İki mahpus başvurucunun ağzına kaşık sıkıştırarak dilini yutmasını engellemişlerdir. Otobüsteki diğer mahpusların infaz koruma memurlarına durdurmamaları hâlinde otobüsü devireceklerini söylemeleri üzerine başvurucu infaz koruma memurlarının çağırdığı ambulansla hastaneye götürülmüştür. Tanık olarak ifadesi alınan hükümlü O.H.T. başvurucu ile beraber toplam yirmi iki kişinin Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiğini, başvurucunun ailevi durumu nedeniyle Gölpazarı'na gitmek istemediğini, bu nedenle İnfaz Kurumundan çıkmaya direndiğini, iki infaz koruma memurunun kollarına girerek başvurucuyu zorla otobüse doğru götürmeye çalışırken memur T.nin başvurucunun boğazını sıktığını, "Gideceksin lan." dediğini, otobüse bindirildikten sonra seyahat esnasında başvurucunun rahatsızlandığını belirtmiştir. Tanık sıfatıyla dinlenen diğer hükümlü başvurucu ile beraber sevk edildiğini, otobüsün içindeyken iki infaz koruma memurunun başvurucunun kollarına girerek diğer sevk edilen mahpuslarda olduğu gibi otobüse kadar başvurucuya eşlik ettiğini ve gördüğü kadarıyla boğaz sıkma ya da darbetme girişimi olmadığını söylemiştir. Başsavcılık tarafından şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde infaz koruma memuru T. olay tarihinde o gün itibarıyla sevk edilecek olan başvurucunun kameriye önünde bayılma numarası yaparak yere düştüğünü, hemen yanına gidip onu kaldırdığını ve "Bu numaraları sen daha önce de yapmıştın. Kalk Erdal, ayılsan da bayılsan da bu sevke gideceksin." dediğini, bundan sonra başvurucuyu bıraktığını ve başvurucunun otobüse bindiğini, başvurucuyu zorla bindirmesi gibi bir durumun kesinlikle olmadığını ifade etmiştir. Soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan bir diğer infaz koruma memuru ise olay yerine geldiğinde başvurucunun çoktan otobüse girdiğini ve bu yüzden bahçede yaşandığı iddia edilen olaylara şahit olmadığını söylemiştir. Başsavcılık olayın yaşandığı yere ilişkin kamera görüntülerini Kurumdan istemiştir. Kurum tarafından düzenlenen 20/7/2017 tarihli tutanakta "Dijital ortamda harddisklerde otomatik olarak üzerine yazma sistemi ile kayıt edildiği ve boyut olarak yoğun harekete göre yer kapladığı için bahsedilen tarihte ve yerdeki kamera görüntüleri mevcut değildir." bilgisi yer almıştır. Başsavcılık 9/7/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; gerekçede özetle infaz koruma memurunun başvurucuyu sevk edildiği yere gitmek istememesi nedeniyle mevzuatın verdiği yetki dâhilinde güç kullanarak otobüse bindirdiğini, başvurucunun darbedildiğine dair soyut iddiası dışında kamu davası açmaya yeterli nitelikte delil elde edilemediğini, başvurucunun otobüsle seyahat ederken rahatsızlandığını ifade etmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itiraz Bursa Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 31/3/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 10/7/2020 tarihinde nihai kararı öğrenmesinin ardından 6/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.