(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/8986 E. , 2013/13865 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/8986 E. , 2013/13865 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden, sadece sulama imkanı bulunan tarla denilmek suretiyle bu yönde düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması, 2-Dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden ve diğer alt yapı hizmetlerinden yararlanıyor olması, yeni Yalova-Bursa yolu hattında yer alması gibi hususların tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en fazla % 50 oranında objektif değer artışına neden olabileceği düşünülmeden, % 80 oranında objektif değer artışı uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, 3-İdarece düzenlenen kıymet takdir komisyonu raporunda, dava konusu taşınmazın bahçe olduğu ancak üzerinde mütemmim cüz bulunduğu belirtilmemiş, mahkemece 02.11.2012 tarihinde yapılan keşif sırasında düzenlenen tutanakta da taşınmazın üzerinde herhangi bir mütemmim cüz kaydına rastlanılamamış olmasına rağmen, bilirkişi kurulunca hazırlanan ve hükme esas alınan 20.11.2012 tarihli raporda taşınmazın üzerinde ekonomik verim çağında bulunmayan 3 adet ceviz, 5 adet ayva, 1 adet erik, 5 adet incir, 1 adet elma, 1 adet nar ağacı bulunduğu belirtilerek hesaplanan değerleri kamulaştırma bedeline ilave edilmiştir. Yukarıda açıklanan bilgi ve belgelere göre taşınmazın üzerinde herhangi bir ağaç bulunmadığı anlaşıldığından ağaçlar için bir değer verilmemesi gerekirken, ağaç değerlerini kamulaştırma bedeline ekleyerek hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması, Doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıdaki bentlerde belirtilen nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile, yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.