TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/271 KARAR NO: 2026/141 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26/10/2021 NUMARASI: 2020/557 (E) - 2021/719 (K) DAVANIN KONUSU: Tespit KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ......'ın …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/271 KARAR NO: 2026/141 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 26/10/2021 NUMARASI: 2020/557 (E) - 2021/719 (K) DAVANIN KONUSU: Tespit KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ......'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin tescilsiz motosikletine çarpması sonucu müvekkilinin ağır biçimde yaralanarak sakat kaldığını, davalı tarafından 162.503 TL asıl alacak, 19.387 TL vekâlet ücreti, 100 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 181.990 TL teklif sunulduğunu, ancak arabulucu ile anlaşma yapıldığından bahisle bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin önceki vekiline 14.750+150.000 TL ödeme yapıldığını, arabuluculuk evraklarının usulüne uygun düzenlenmediğini, arabuluculuk tutanaklarının iptali için işbu davayı açtıklarını, dava tarihi itibariyle taraflar arasında 6325 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyece ğinden ve Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediğinden arabuluculuk tutanağının geçersizliğinin tespiti ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuğa başvuranın müvekkili olmadığını, müvekkilinin görüşmelere de çağrılmadığını, tutanaklar müvekkilinin önceki vekili tarafından imzalanmış ise de davalı ...... AŞ adına şirket yetkilisi olarak kimin katıldığının tutanakta yazmadığını, tutanakların bazı kısımlarında imzaların eksik olduğunu ve tutanağın usule ve yönetmeliğe uygun olmadığını, 6325 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceğini ve Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği nden arabuluculuk tutanaklarının geçersizliğinin tespiti ve iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının geçersizliğinin tespiti ve iptali istemine ilişkindir.Somut olayda iptali istenen arabuluculuk tutanağının konusunu oluşturan trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında arabulucuya başvurulması zorunlu değildir, ancak bu taleplerle ilgili ihtiyari arabulucuya başvurmaya engel bir durum yoktur.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18. maddesinin beşinci fıkrası "(5) (Ek:12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." şeklindedir. Bu düzenlemeyle kanun koyucu arabuluculuk anlaşma belgesindeki anlaşmanın iptal edilmesine ilişkin bir yasak getirmemiş olup hükmün amacı, arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olması hâlinde aynı konularda dava açılamayacağının düzenlenmesidir.6325 sayılı Kanun'un 3. maddesinde arabulucuya başvurunun, sürecin devamının ve sonlanmasının iradiliğinden bahsedilmektedir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 5/1. maddesine göre taraflar bu sürecin içine zorla dahil edilemezler. İradilik ilkesi ihlal edilen arabuluculuk görüşmeleri ve bu doğrultuda düzenlenen tutanaklar, taraflardan birinin gabine uğramasına sebebiyet vereceği veya zarar uğratacağından arabuluculuk kurumunun kötüniyetle kullanılmasının önüne geçmek açısından bu maddeler kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 11. maddesi uyarınca arabulucu görevini ifa ederken özenli ve tarafsız olmak zorundadır. Bir tarafın kandırıldığı, hataya düşürüldüğünü fark etmesi ve bu duruma müdahale etmesi onun görevi ve sorumluluklarından bir tanesidir. Arabuluculuk tutanağı nitelik olarak bir sözleşme olup arabuluculuk tutanağı düzenlenirken genel geçer sözleşme hükümleri olan TBK'nin 1, 26 ve 27. maddeleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Açıklanan maddeler uyarınca arabuluculuk tutanağının iptali söz konusu olabilecektir. Fiil ehliyetsizliği, irade fesadı gibi iddialar somut bir şekilde kanıtlanabilir olmalıdır. Tüm dosya kapsamının birlikte incelenerek değerlendirilmesi neticesinde; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının önceki vekilinin arabuluculuk tutanağının imza tarihi itibarıyla mevcut olan, usulüne uygun olarak düzenlemiş bu konuda yetkisini de içeren vekaletnamesinin bulunmasına, söz konusu arabuluculuk tutanağının muvazaalı olduğu hususunda yeterli delil olmamasına, ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026