4. Hukuk Dairesi 2022/7494 E. , 2025/2476 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1532 Esas 2022/1159 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 10.07.2020 SAYISI : 2017/239 Esas 2020/309 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve …
**4. Hukuk Dairesi 2022/7494 E. , 2025/2476 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1532 Esas 2022/1159 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 10.07.2020 SAYISI : 2017/239 Esas 2020/309 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... TV televizyon kanalında genel yayın yönetmeni ve program yapımcısı olarak görev yaptığını, davalı tarafından Aydınlık Gazetesinde kaleme alınan 18.12.2014, 15.11.2016, 22.03.2017 ve 17.05.2017 tarihli yazılarda kullanılan söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, gerçek dışı yazılarda müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, dava dışı kişi tarafından kaleme alınıp doğruluğuna dair bilgi bulunmayan kitaptan yapılan alıntıların da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu yazılarda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, hukuka aykırılığın tespiti ile kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu köşe yazılarının eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde olduğunu, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından kaleme alınan 18.12.2014, 15.11.2016 ve 17.05.2017 tarihli yazılarda, davacıya ve yayın yönetmenliğini üstlendiği ... TV'ye yönelik sert eleştiri ve değerlendirmelerde bulunulduğu, her iki tarafın gazeteci olduğu dikkate alındığında bu tür eleştirilerin ve kullanılan ifadelerin, fikir çatışmalarının doğal bir sonucu olduğu ve tarafların konumu gereği bu eleştirilere katlanması gerektiği, bu haliyle yazıların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak 22.03.2017 tarihli "Üzgünüm Yazmak Zorundayım!" başlıklı yazıda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın 22.03.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yazıların eleştirel mahiyette olduğu, yayınlandığı tarihteki olaylara dayalı davalının kişisel değer yargılarından oluştuğu; ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu, bu durumun demokratik toplumun gereği olduğu, bazı söz ve ifadelerin ise kaba, incitici, nezaket dışı sözler olduğu ancak kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yazılarda müvekkilinin terör örgütü ile irtibatlandırılmaya çalışıldığını, suç isnat edildiğini, alıntı yapılan dava dışı kişi tarafından kaleme alınan kitaptaki iddiaların teyid edilmeden dava konusu yazıya konu edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yazılarda geçen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, gerçek dışı ifadelerle müvekkiline zarar vermek kastı ile hareket edildiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davanın ispatlandığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı tarafından kaleme alınan 18.12.2014, 15.11.2016, 22.03.2017 ve 17.05.2017 tarihli yazılarda kullanılan söz ve ifadelerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yazılarda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının; davalı tarafından kaba, incitici ve kışkırtıcı birtakım söz ve ifadeler kullanılmış ise de değer yargılarından oluşan bu ifadelerin davacıya yönelik sert eleştiri niteliğinde olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında köşe yazılarında geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.