4. Hukuk Dairesi 2010/10544 E. , 2010/13461 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 29/07/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan Ziraat Bankası vekili ... ve ... ... ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz d…
**4. Hukuk Dairesi 2010/10544 E. , 2010/13461 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 29/07/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan Ziraat Bankası vekili ... ve ... ... ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Davalılardan ...’nün temyizi yönünden; davalılardan Ziraat Bankası'na ait olup lojman olarak kullanılan binanın, 17.08.1999 günü meydana gelen depremde yıkılması nedeniyle, enkaz altında kalan desteğin yaşamını yitirdiğini belirten davacılar, desteğin ölümünden dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararın davalıdan alınmasını istemişlerdir. Dosya içeriğinden; desteğin ölümüne yol açan binanın 17.08.1999 günü meydana gelen deprem nedeniyle yıkıldığı; eldeki davanın ise 29.07.2004 günün açıldığı; davalılardan ...'nün süresi içinde zamanaşımı def’i ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Aynı Yasa'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Olay suç sayılan bir eylemden doğmadığına ve davalı da bir tüzel kişilik olduğuna göre olayda uygulanacak olan zamanaşımı süresi bir yıl olup (uzamış) ceza zamanaşımı uygulanmaz. Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenleme ve davalılardan ...'nün süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu gözetilerek, eldeki davanın açıldığı günde Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde yasada öngörülen zamanaşımı süresi geçmiş olması nedeniyle, davalılardan ... hakkındaki istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, adı geçen davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. ./.. -2- 2010/10544-2010/13461 2-a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan ... ve ... ... ...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. b)Davalılardan ... ve ... ... ...’in diğer temyiz itirazına gelince; Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın gelişim biçimi ve günü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenle davalılardan ... yararına; (2-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle diğer davalılar ... ve ... ... ... yararına BOZULMASINA; davalılar ... ve ... ... ...’in öteki temyiz itirazlarının (2-a) bendindeki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılar ... ve ... ... ...'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.