Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5676 E. , 2024/3525 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5676 Karar No : 2024/3525 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN_KONUSU : 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 2. maddesinin, 4. maddesinin, 5. maddesinin ikinci fıkrasının, 9. maddesinin birinci f…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5676 E. , 2024/3525 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5676 Karar No : 2024/3525 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN_KONUSU : 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin 2. maddesinin, 4. maddesinin, 5. maddesinin ikinci fıkrasının, 9. maddesinin birinci fıkrasının, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, 16. maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının, 25. maddesinin ikinci fıkrasının, 28. maddesinin ikinci fıkrası ile geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACILARIN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu düzenlemeler ile tıbbi biyoloji anabilim dalları, moleküler biyoloji dalı ve bu anabilim dallarında çalışan biyolog kökenli öğretim üyeleri ve elemanlarının genetik tanı merkezlerinde sağlık hizmeti vermelerinin engellendiği, biyolog ve moleküler biyoloji ve genetik uzmanlarının çalışma alanları ile birebir çakışan dava konusu Yönetmeliğin bu alanda çalışanları dışladığı, bu merkezlere yeterli bilgi ve eğitime sahip olmayan kişilerin sorumlu olarak atanmasına cevaz verildiği, ancak merkez açma yetkisinin uzman ya da genetik doktoralı hekimlerin yanı sıra genetik doktoralı biyologlar ya da lisans eğitimi biyoloji/moleküler biyoloji ve genetik/tıbbi biyoloji olan ve genetik alanında çalışmaları olan doktoralı kişilere de tanınması gerektiği, Yönetmeliğin genelinde tüm yetki ve sorumluluğun hekimlerde toplandığı, halbuki genetik biliminin, gerek araştırma gerekse rutin hasta laboratuvar hizmeti bazında biyolog, tıbbi biyolog, moleküler biyolog, hekim, kimyager gibi çeşitli meslek grupları tarafından birlikte icra edilen multidisipliner bir bilim olduğu, anılan düzenlemelerde konunun asıl uzmanı sayılabilecek biyologlar, moleküler biyologlar ve tıbbi biyologlar bakımından genetik tanı merkezlerinde bulundurma zorunluluğuna dair hiçbir hükme de yer verilmediği, oysa bu merkezlerde bütün testlerin doğru şekilde sonuçlandırılması ve analizi için bulundurulması gereken zaruri meslek gruplarından birinin biyologlar olduğu, hekimlere yapmadıkları ve analiz etmedikleri testin altına imza atma yetkisi verildiği, belirsizlik içeren hükümlere yer verildiği, dava konusu hükümlerin iptaline karar verilmesi gerektiği sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Anayasanın 56. maddesi ile Devlete verilen sağlık hizmetlerini yürütme görevinin 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Sağlık Bakanlığına verildiği, bu kapsamda sağlık hizmeti sunulan yerlerin Bakanlıktan ön izin ya da ruhsat belgesi alması ve sağlık hizmetleri yönüyle denetime tabi olarak faaliyette bulunmaları gerektiği, mülga Yönetmeliğin aradan geçen 22 yıl süreden sonra ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığı, sağlık alanındaki gelişmeler dikkate alınarak ihtiyaca cevap veren daha kapsamlı bir düzenleme yapma ihtiyacının hasıl olduğu, davacıların Yönetmeliğin geneline ve maddelerine yönelik itirazlarının temelinde biyologlara yetki verilmemiş olması olgusunun bulunduğu, oysa tababette yetki meselesinin bu Yönetmeliğin konusu olmadığı, yetkinin tamamen tıpta uzmanlık mevzuatına ilişkin olduğu, bu konuda yapılan hukuk normlarının tamamının yüksek mahkemelerin yargısal denetiminden geçtiği ve bu düzenlemelerde kanuna aykırılık tespit edilmediği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yer alan doktora tanımı ile tıpta uzmanlığın farklı kavramlar olduğu ve birbirinin yerine ikame edilemeyeceği, 1219 sayılı Kanun'a göre uzmanlık yetkisinin tabiplere ait bir yetki olduğu, 1219 sayılı Kanun'un Ek-1 sayılı çizelgesinde tıbbi genetiğin, 4 yıl eğitim süresi olan bir uzmanlık ana dalı olarak, çocuk genetik hastalıklarının da Ek-3 sayılı çizelgesinde çocuk sağlığı ve hastalıkları ana dalının yan dalı olarak düzenlendiği, çekirdek eğitim müfredatlarında bütün ana ve yan dallar gibi genetik ana ve yan dal uzmanlık dallarında kazandırılması hedeflenen klinik ve girişimsel yetkinliklerin ayrıntılı olarak yer aldığı, bu bakımdan bu iki dalda uzman olanların yetkisi ve bu istikamette düzenleme getiren dava konusu Yönetmelik hükümlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 10/01/2020 tarihi, 31004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 2. maddesinin; 4. maddesinin; 5. maddesinin 2. fıkrasının; 9. maddesinin 1. fıkrasının; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin; 16. maddesinin 1, 3, 4 ve 5. fıkralarının; 25. maddesinin 2. fıkrasının; 28. maddesinin 2. fıkrası ile Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. İdarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları yönetmelik, genelge gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesi ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uyması düzenli idare ilkesinin bir gereğidir. Aynı zamanda idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, uygulamaları çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirip, yeniden düzenlemesi, kamu hizmetine egemen olan ilkelerden olan uyarlama (değişkenlik) ilkesine göre görev ve hem de yetkisi kapsamındadır. Bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılması ve düzenleme konusu yapılan değişikliğe temel oluşturan, düzenlemeyi gerektiren olguların somut olarak ortaya konulması gerekir. Dosyanın incelenmesinden, Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olan davacılar tarafından, Anabilim Dalının fiziki altyapı ve donanıma sahip Labratuvarlarında 1996 yılından bu yana genetik testler konusunda rutin laboratuvar hizmetleri verdikleri ve SGK’ya faturalandırıldığı, uyuşmazlığa konu edilen Yönetmelik ile 40 yıldır gerek araştırma, gerekse rutin hasta hizmeti bazında genetik konusunda çalışan biyolog kökenli öğretim üyeleri ve elemanlarına hiçbir bilimsel ve yasal sorumluluk verilmediği, halbuki, genetik biliminin araştırma ve rutin hasta laboratuvar hizmeti bazında biyolog, tıbbi biyolog, moleküler biyolog, hekim, kimyager gibi çeşitli meslek grupları tarafından birlikte icra edilen ülkemizde ve dünyada multidisipliner bir bilim dalı olduğu, laboratuvar sürecinin hekim dışındaki diğer uzmanlarca yürütülmesi gerektiği, Biyolog Meslek Standardına (16/01/2017 tarihli, 29960 mükerrer sayılı Resmi Gazete) biyologların moleküler genetik ve sitogenetik testleri raporlandırabileceği halde bilimsel esaslara aykırı olarak yönetmelik düzenlemesi yapıldığı ileri sürülerek muhtelif maddelerinin iptalinin istenildiği; davalı idarenin savunmasında, 10/06/1998 tarihinde Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin yürürlüğe konulmasından sonra gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda modern cihazların gelişimi ve uygulamada birliği sağlamak amacıyla söz konusu merkezlerde genetik alanında gerekli yetkinliğe sahip Tıbbi Genetik uzmanlarının merkez sorumlusu olarak görevlendirilmesi ihtiyacı hâsıl olduğundan, 18/07/2009 tarihli Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği de dikkate alınarak dönemin şartlarına uygun ilerlemeler çerçevesinde 10/06/1998 tarihli yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı ve yeni Yönetmelikle düzenlemeler yapıldığı ifade edildiği anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesi yönünden; 10/06/1998 tarihli Yönetmeliğin Kapsam başlıklı 2. maddesi, “Bu Yönetmelik, genetik hastalıklarda prenatal ve/veya postnatal tanı yöntemlerini uygulayacak genetik tanı merkezleri, bu genetik tanı merkezlerini işleten kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri ve bunların faaliyetlerini kapsar.” şeklinde düzenlenmiş iken dava konusu edilen 2. madde “Bu Yönetmelik, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerini kapsar.” şeklini almıştır. Önceki metinde yer verilen tanı yönteme ilişkin yapılan ifadeye yeni maddede yer verilmezken, kapsam içerisinde Devlet ve vakıf üniversiteleri ifadesine yer verilmiştir. Dava dilekçesinde; içerisinde çok sayıda doçent ve profesörün bulunduğu ve Başhekimlik tarafından düzenli olarak denetlenen Devlet üniversitelerinde söz konusu testleri gerçekleştirmek için Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi iznine gerek olmadığı, yargı kararlarının da bu yönde olduğu ileri sürülürken davalı idarenin savunmasında bu yönden herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişilerini ve gerçek kişileri kapsayan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasının c) bendindeki; “Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir.”, 9. maddesinin c) fıkrasındaki; “Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.” ve 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355. maddesinin 1. fıkrasının c) bendinde: “Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek” Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış olup, uyuşmazlığa konu Yönetmeliğin dayanağını aktarılan düzenlemelerin oluşturması karşısında, Yönetmeliğin kapsamında Devlet üniversitelerinin genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin sayılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesi yönünden; Dava dilekçesinde; uyuşmazlığa konu Yönetmelikte en sık kullanılan ve en önemli kısmını oluşturan “Merkez Sorumlusu” ve “Mesul Müdür”ün iş, görev, eğitim durumları ve niteliklerine ilişkin tanımların eksik ve belirsiz olduğu, genetik alanı dışında, hangi alanda olursa olsun doktora yapan hekimlerin Merkez Sorumlusu ya da Mesul Müdür olarak yetkilendirilebildikleri, hatta hali hazırda dahi bazı sağlık kuruluşlarında sosyal bilimler mezunlarının bile mesul müdürlük yapabildikleri ve Yönetmeliğin bu duruma izin verdiği ileri sürülmektedir. Davalı idare savunmasında; Yönetmeliğin Araç ve Gereçler, Personel ve Personelin Görev ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esaslarının düzenlendiği beşinci bölümünde konuya ilişkin detaylı düzenlemelerin mevcut olduğu belirtilmektedir. Uyuşmazlığa konu Yönetmelik bütün halinde incelendiğinde, Yönetmeliğin öngördüğü Genetik Tanı Merkezlerinin yönetici ve sorumlusu olan, merkezdeki hizmetlerin yürütülmesinden sorumlu olan personellerden “Merkez Sorumlusu” ve “Mesul Müdür”ün tanımının yapılmadığı, ancak “Teknik Personel”e ilişkin tanım yapıldığı görülmektedir. Yönetmelikte adı, görev ve sorumluluğuna ilişkin olarak 27 kez adı geçirilen Merkez Sorumlusu ile merkezin müdürü olan ve adına 19 kez yer verilen mesul müdür ve bu görevi üstlenecekler için çerçeve çizecek şekilde tanım kısmında yer verilmemesi şeklindeki düzenleme eksik düzenleme niteliği taşımakta olup, bu yönden iptali gerekir. Yönetmeliğin “Komisyon Teşkili” başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrası yönünden; 1998 tarihli Yönetmeliğin amacı; “birey dünyaya gelmeden önce genetik hastalıkların tanısına ve dolayısı ile tedavisine imkan sağlamak üzere, genetik hastalıkların prenatal ve/veya postnatal tanısı” şeklinde vurgulanmışken 2020 tarihli Yönetmeliğin amacı “genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi” yolunda da genel bir ifadeye yer verilmiştir. Genetik hastalıkların prenatal dönem ve/veya postnantel dönemin yanı sıra postmortel dönemde de inceleme konusu yapılarak kromozom hastalıklarının, bazı tek gen hastalıklarının, doğuştan anomalilerin, multifaktoriyel hastalıkların ve çeşitli sendromların tanısı ile bunlara yönelik danışmanlık yapılmasına imkan sağlayabilmeyi amaçlayan uyuşmazlığa konu Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğine konu edilen alanın, tıp fakültelerinin gerek temel, dahili ve cerrahi bilimler bölümleri, gerekse genlerin yapısı ve işlevleri, canlıların evrimi ve biyolojik özelliklerini inceleyen biyoloji, moleküler biyoloji, genetik, moleküler genetik gibi bilim dallar ile içiçeliği, multidisipliner yönü nedeniyle öncelikle laboratuvar ortamında araştırma ve tanı çalışmalarının yapılmasını gerekli kılmaktadır. 1998 tarihli Yönetmelikle kurulan bilimsel tavsiye kararları almak üzere oluşturulan ve üstlendiği işleve uygun şekilde Genetik Hastalıklar Bilim Komisyonunda, yönetim görevi üstlenen yöneticiler dışında üniversitelerde tıp eğitimi almayan ancak konuya ilişkin uzmanlığı olan ya da tıp üzerine temel tıp bilimleri üzerine eğitim-öğretim alanında çalışan öğretim üyelerine yer verilirken dava konusu Yönetmelik maddesi ile Komisyon yapısının daraltıldığı, tıpta uzmanlığı olmayan dışında olanların bilimsel görüş verecek komisyonun üyeleri arasında sayılmadığı, davalı idarenin savunmasında komisyonun hizmetin bütünü göz önünde bulundurularak üye sayısı ve branşının belirlendiğinin belirtildiği, başkaca bilgi ve belgeye yer verilmediği görülmektedir. Bu durumda, her geçen gün hızla gelişen genetik ve genetik kaynaklı hastalıklar alanında çalışmalar yapan öğretim üyelerini kapsamdan çıkarıcı şekilde yapılan değişikliğin bilimsel dayanağının da gösterilmemesi karşısında dava konusu düzenlemede hukuka uyarlıktan söz edilemez. Yönetmeliğin “Başvuru ve Ruhsatlandırma” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası yönünden; Dava dilekçesinde; laboratuvarların kurulumunun teknik altyapı ve gerekliliklerinin tespiti açısından denetlemeyi yapacak maddede öngörülen ekip içerisinde gerekli olan uzmanlık alanına (tıbbi biyoloji, biyoloji, moleküler biyoloji ve kimya gibi disiplinler) yer verilmediği, merkez sorumlusu niteliğinin belirlenmediği, liyakatın hiçe sayıldığı ileri sürülmekte, davalı idarece maddedeki düzenlemede merkez sorumlusu olacak kişilerin tıbbi genetik uzmanlığı alanında liyakata uygun bir seçim olduğu, hem klinik hem de laboratuvar uygulamasının bütünleştiren uzmanlık dalı olduğu, 1998 tarihli Yönetmeliğin yayım tarihinde bu alanda yeterli uzman olmaması nedeniyle görev üstlenecek uzmanlık alanın geniş tutulduğu, 1219 sayılı Kanununun 8. maddesine uygun düzenleme yapıldığı savunulmaktadır. Dava konusu fıkrada ifadesini bulan ekip içerisinde, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezinde bulunacak laboratuvarların teknik yönden gerekli ve yeterliliğine ilişkin inceleme ve tespit yapacak nitelikteki uzmanlığı içermemesi, belirlememesi karşısında hukuka aykırı bulunmaktadır. Merkez sorumluluğu dava konusu madde kapsamında düzenlenmediğinden bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının a), b), c) ve ç) bentleri yönünden; Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğe göre merkez sorumlusu Mesul Müdür tarafından görevlendirilmektedir. 1998 tarihli Yönetmeliğin 14. maddesinde mesul müdürün genetik uzmanı veya pratisyen hekim olacağı açıkça belirtilmiştir. Dava konusu düzenlemede açık şekilde ifade edilmemiş, farklı kurumlarda ve farklı durumlarda mesul müdürlük görevini üstlenebilecekler gösterilmiş olup hekim ya da merkez sorumlusu niteliklerini taşıyanlar şeklinde bir ifade içermemektedir. Genetik hastalıklar merkezinin özelliğine uygun olarak gerek görevlendirecek yönünden gerekse görev üstlenecekler yönünden görevleriyle uyumlu gösterecek şekilde hekim ya da merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz şeklinde açıkça ifade edilmesi gerekirken, düzenleme yapılmaması eksik düzenleme niteliğinde olduğundan 15. maddenin 1. fıkrasının a) bendinin bu yönden iptali gerekir. Genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan uyuşmazlığa konu Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 15. maddesinin 1. fıkrasında merkez personelinin nitelikleri düzenlenmiştir. Fıkranın b) bendine göre; “Mesul müdür tarafından, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1 nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi merkez sorumlusu olarak görevlendirilir. Merkez, özel hastane bünyesinde açılacak ise, merkez sorumlusu olma yetkisini haiz her hekim için tıbbi genetik kadrosu bulunması zorunludur. Merkez sorumlusu merkezde tam zamanlı olarak görev yapar. Bir merkezde bu nitelikleri haiz birden fazla personel olması halinde, Müdürlüğe bildirmek ve izin almak kaydıyla izin, hastalık durumu gibi hallerde merkez sorumlusunun yerine vekâlet edebilir. Merkez açma yetkisini haiz kişiler adına sadece bir merkez sorumlusu belgesi düzenlenir. Mesai saatleri dışında başka Merkezde ancak ikinci hekim olarak, Müdürlüğe bildirilmek kaydıyla çalışabilir ayrıca kadro aranmaz.” 10/06/1998 tarihli, 23368 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve uyuşmazlığa konu yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesinin 1. fıkrasının b) bendinde ise; “Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu. Klinik Genetik, Tıbbi Genetik, Tıbbi Biyoloji ve Genetik dallarında uzman veya bilim doktoru unvanını almış bir tabip olması gerekir. Bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru unvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi veya yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve bu belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler Genetik Tanı Merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilir.” kuralına yer verilmişti. Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 5. maddesinde: “Bu Yönetmelik hükümlerine göre uzmanlık belgesi almayanlar, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamazlar.” kuralına yer verilmiş, 26.04.2014 tarihli, 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı adı taşıyan Yönetmeliğin 27. maddesi de aynı düzenleme korunmuştur. Davalı idarenin savunmasında; 2003 yılı itibariyle Tıbbı Genetik Anabilim Dalının uzmanlık eğitimi vermeye başladığı, Bakanlığın bu alanda yetişmiş insan gücü sayısının yeterli olduğu yolunda yapmış olduğu değerlendirme üzerine Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sadece Tıbbı Genetik Uzmanlığı olan hekimlere merkez sorumlusu olma hakkının tanındığı belirtilmektedir. Tıpta uzmanlık eğitimi sonucunda Tıbbi Genetik Uzmanlığı kazanan hekimler dışındaki (geçici madde hükümleri dışında) hekimlere, bu uzmanlık alanını unvan ve yetkisi kapsamındaki görevlerden olan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezine ait merkez sorumluluğunun verilmemesi yolundaki dava konusu düzenlemenin üniversiteler dışındaki kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Düzenlemenin üniversitelere ilişkin kısmına gelince; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3. maddesinde Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumu; Fakülte: Yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumu; Öğretim Üyeleri ise: Yükseköğretim kuramlarında görevli profesör, doçent ve doktor akademik unvana sahip öğretim üyeleri şeklinde tanımlanmıştır. Üniversiteler ve burada görev yapan öğretim üyeleri yönünden, bilimsel özerklik niteliğini göz önünde tutmadan, bu düzenlemelerle çelişmeden yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık faaliyetlerini üniversitelere, üniversite dışındaki alanlardaki gibi düzenleme getiren dava konusu fıkrada bu yönü itibariyle hukuka uyarlık görülmemiştir. Maddenin ç) bendinde; merkezde en az bir tıbbi laboratuvar teknikeri veya tıbbi laboratuvar teknisyeni bulundurulur şeklindeki düzenlenmiştir. Genetik hastalıklar merkezinin özelliğine uygun eğitim, deneyim ve uzmanlığa sahip olanların söz konusu merkezlere ait laboratuvarlarda görev üstlenmesi gerekirken, bu yönden belirleme içermeyen sadece lise mezunu teknisyen ile 2 yıllık meslek yüksekokulundan eğitim alan sağlık personelinin görev üstlenmesini öngören düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Yönetmeliğin 16. maddesinin 1., 3., 4. ve 5. fıkraları yönünden; Merkezde mesul müdür olarak görev yapan personele ilişkin olarak önceki 4. ve 15. maddeler kapsamında değerlendirme yapıldığı, mesul müdürün üstlendiği görev, yetki ve sorumlulukların gösterildiği, bu yönden iptali gerektirecek hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Maddenin diğer kısımlarına gelince; hızla gelişen genetik ve genetik ilişkin hastalıklar alanında hizmet verecek merkezin hekimler ile birlikte multidisipliner çalışma yapılması için diğer uzmanların da görev alabilmesi ve üniversitelerin kendine özgü yapısına uygun şekilde düzenleme yapılması gerekliliği karşısında, dava konusu düzenlemelerde bu hususlara yer verilmemesi nedeniyle hukuka aykırılık taşımaktadır. Yönetmeliğin 25. maddesinin 2. ve 26. maddesinin 2. fıkraları yönünden; Numuneleri taşınması yönünden insan kaynaklı biyolojik numunelerin Bakanlık takip sistemi üzerinden izlenmesi; merkez bünyesinde gerçekleştirilemeyen hizmetlerin ise yurtiçinde diğer merkezlerden hizmet alımı yoluyla karşılanması kaynakların etkin kullanılması amaçladığı görüldüğünden hukuka aykırılığından söz edilemez. Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasına gelince; Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yürürlükte olan mevzuat kurallarına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM); özünde ‘varlık’ olarak kabul görebilecek bir şahsi menfaatin, ulusal mahkemelerin yerleşmiş içtihadı gibi yalnızca ulusal hukukta yeterli bir temeli olması halinde mümkün olabileceği görüşündedir. 10/06/1998 tarihli, 23368 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (mülga) Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesi; klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış tabipler ile bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru unvanı olmayan ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilere genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilme hakkını tanınmıştı. Resmi Gazetenin 10/01/2020 tarihli, 31004 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin 2. fıkrasında tanımlanan bir kişinin merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği düzenlenmiş; Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında ise; “18/07/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar.18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin hakları saklıdır.” kuralına yer verilmişti. Davacı tarafından, yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre gerekli koşulları taşıyan ve genetik hastalıklar tanı merkezi sorumlusu olma hakkına sahip olanların bu haklarının dava konusu Yönetmelik ile korunmadığı, düzenleme ile birlikte 18/07/2009 tarihinden dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihe kadar doktorasını yapmış olanların haklarının Yönetmeliğin 11 yıl geriye işletilmesi suretiyle ortadan kaldırıldığı, mağduriyete sebebiyet verildiği ileri sürülerek dava konusu edilen maddelerin iptali istenilirken davalı idarece 2003 yılı itibariyle Tıbbı Genetik Anabilim Dalının uzmanlık eğitimi vermeye başladığı, Bakanlığın bu alanda yetişmiş insan gücü sayısının yeterli olduğu yolundaki değerlendirmesi üzerine anılan Yönetmeliğin yürürlüğe tarihten itibaren sadece Tıbbı Genetik Uzmanlığı olan hekimlere merkez sorumlusu olma hakkının verildiği, davacının doktora programını bitirmiş olmasının kazanılmış hak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı savunulurken haklı beklenti konusunda açıklamada bulunulmadığı görülmektedir. Dosyada yer alan bilgiler, iddia ve savunma birlikte değerlendirildiğinde, aldığı eğitim ve kariyer tercihlerine göre, önceki Yönetmelik uyarınca genetik tanı merkezlerinde merkez sorumlusu olabilme şartlarını uhdesinde taşıyanların söz konusu pozisyonda çalışma yönünde haklı bir beklentisinin oluştuğu, buna rağmen dava konusu düzenlemeler ile bu beklentinin korunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, genetik tanı merkezlerinde merkez sorumlusu olarak çalışabilmek ümidiyle, önceki Yönetmelik döneminde ve bu Yönetmelikle belirlenen alanlarda doktora programına başlayanlar ile aynı ümitle dava konusu düzenleme öncesi doktorasını tamamlayanların, bu alanda çalışabileceklerine yönelik haklı beklentilerinin korunması yolunda herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının eksik düzenlenmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın Yönetmeliğin 4. maddesinde mesul müdür ve merkez sorumlusuna ilişkin tanım yapılmaması, 5. maddenin 2. fıkrasının eksik düzenlenmesi nedeniyle, 9. maddesinin 1. fıkrasındaki ekibin oluşumu yönünden, 15. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi ve b) bendinin üniversitelere ilişkin kısmı ile ç) bendinin, 16. maddesinin 3., 4. ve 5. fıkralarının hekimlik dışıdaki multidisipliner uzmanlık alanları ile üniversiteler yönünden, Geçici 1. maddenin 2. fıkrasının da eksik düzenleme nedeniyle iptali, davanın diğer kısımlarının ise reddi gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği, 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, davacılar tarafından, anılan Yönetmeliğin 2. maddesinin, 4. maddesinin, 5. maddesinin ikinci fıkrasının, 9. maddesinin birinci fıkrasının, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinin, 16. maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının, 25. maddesinin ikinci fıkrasının, 28. maddesinin ikinci fıkrası ile geçici 2. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Her ne kadar, dava dilekçesinde Yönetmeliğin geçici 2. maddesinin iptalinin istenildiği ifade edilmiş ise de, anılan Yönetmelik kapsamında, iptali talep edilen geçici 2. maddenin bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte tüm dilekçe içeriği incelendiğinde; Yönetmeliğin geçici 2. maddesi olarak ifade edilen iptal isteminin, dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik olduğu anlaşılmakta olup, inceleme bu kapsamda yapılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde de, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi görevi Sağlık Bakanlığına verilmiş olup, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (b) bendinde, organ ve doku nakli, kan ve kan ürünleri, diyaliz, üremeye yardımcı tedavi, evde sağlık, yanık, yoğun bakım gibi özellikli planlama gerektiren sağlık hizmetlerini planlamak ve bu hizmetleri sunan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (f) bendinde, planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği hazırlanmış ve 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda yer verilen ve dava konusu Yönetmeliğin dayanakları arasında sayılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Sağlık Bakanlığının, ülke genelindeki sağlık hizmetinin dengeli, planlı, verimli, kaliteli ve koordineli sunulmasında asli yetkili otorite olduğu; Anayasayla Devlete sağlık hizmeti alanında verilen görevlerin anılan Bakanlık aracılığıyla yerine getirildiği; dava konusu Yönetmelik bakımından ise, Sağlık Bakanlığının genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemeye yönelik düzenleme yapmaya yetkili olduğu tartışmasız olup, anılan yetkiye dayanılarak dava konusu Yönetmelik yayımlanmıştır. Dava konusu Yönetmelik hükümlerinde biyologlara yetki verilmemesine ilişkin hukuka aykırılık iddiasının ve Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının incelenmesi: Türkiye'de tıp mesleğini icra edeceklere ilişkin temel düzenleme olan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.” hükmü; 8. maddesinde ise “Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır.” hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerine göre, tababet icra etmek ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek Tıp Fakültesi mezunu olan tabiplere hasredilmiştir. Öte yandan, 6225 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek 13. maddede, sağlık meslek mensupları sayma suretiyle belirlenmiş; lisans, yüksek lisans, doktora, uzmanlık gibi alacakları eğitimler, sertifika sahibi olmaları gibi haller ile hekimlerle birlikte yapabilecekleri işler belirlenmiştir. Ayrıca maddede; tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensuplarının hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamayacağı ve reçete yazamayacağı, sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usûl ve esaslar ile tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulamasıyla ilgili usul ve esasların da Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenmesi öngörülmüştür. Aktarılan maddeye dayanılarak Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik, 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup sağlık meslek mensupları ve sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarını kapsamaktadır. Yönetmeliğe göre; “sağlık meslek mensupları”, tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanun'un ek 13. maddesinde tanımlanan diğer meslek mensuplarını; “sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları” ise, sağlık meslek mensubu olmadığı halde, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensuplarını ifade etmektedir. Sağlık meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımları Yönetmeliğe ekli Ek-1 sayılı tabloda, sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımları da Ek-2 sayılı çizelgede gösterilmiştir. Biyologlar, anılan Yönetmeliğin Ek-2 sayılı tablosunda yer almakta olup, iş ve görev tanımları, "a) Sağlık kurum ve kuruluşlarında hematoloji, endokrinoloji, immünoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, bakteriyoloji, parazitoloji, genetik, moleküler biyoloji, anatomi, patoloji, histoloji, sitoloji, embriyoloji, morfoloji, toksikoloji, metabolizma, biyoistatistik, tıbbi biyoloji, kan ve kan ürünleri, biyolojik ürünler, infertilite laboratuvarları gibi alanlarda görev alır. b) Canlı organizmalar hakkında bilgiyi artırmak, yeni bilgiler ortaya koymak, yeni ürünler, işlemler ve teknikler geliştirmek amacıyla yapılan bilimsel araştırmalar ve araştırma-geliştirme çalışmalarında görev alır. c) Biyoteknolojik araştırma-geliştirme çalışmalarında görev alır. ç) Bilimsel araştırmalarda; problemin tanımlanması, amacın belirlenmesi, hipotezin geliştirilmesi, deney ve testlerin tasarlanması ve yürütülmesi ile elde edilen verilerin analiz edilerek sonuçlarının yorumlanması, bu doğrultuda tıbbi alanda uygulanmasına yönelik öneriler geliştirilmesi ve raporlanmasında görev alır." olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede davalı idareye verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmeliğe bakıldığında, Yönetmeliğin amacının, genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi maksadıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu; anılan Yönetmelik'te planlama kapsamında açılacak olan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde çalışacak personelin nitelikleri ile görev ve sorumluluklarının ayrıntılı olarak belirlendiği, buna göre, merkezde, merkezin faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlem ile idari işlerden bizzat sorumlu olan mesul müdür dışında, mesul müdür tarafından görevlendirilen merkez sorumlusunun görev aldığı, merkez sorumlusu olarak ise, anılan Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 10/06/1998 tarih ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nde düzenlenen halinin aksine tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişinin görevlendirileceği anlaşılmaktadır. Nitekim mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nin 14. maddesine göre, klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesinin yanı sıra bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilerin de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebileceği düzenlenmişken; dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, -davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle- "Mesul müdür tarafından, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1 nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi merkez sorumlusu olarak görevlendirilir. Merkez, özel hastane bünyesinde açılacak ise, merkez sorumlusu olma yetkisini haiz her hekim için tıbbi genetik kadrosu bulunması zorunludur. Merkez sorumlusu merkezde tam zamanlı olarak görev yapar. Bir merkezde bu nitelikleri haiz birden fazla personel olması halinde, Müdürlüğe bildirmek ve izin almak kaydıyla izin, hastalık durumu gibi hallerde merkez sorumlusunun yerine vekâlet edebilir. Merkez açma yetkisini haiz kişiler adına sadece bir merkez sorumlusu belgesi düzenlenir. Mesai saatleri dışında başka Merkezde ancak ikinci hekim olarak, Müdürlüğe bildirilmek kaydıyla çalışabilir ayrıca kadro aranmaz." kuralına yer verilmiştir. (Dava açıldıktan sonra 08/01/2021 tarih ve 31358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik ile merkez sorumluları arasına çocuk genetik uzmanları da dahil edilmiştir.) Söz konusu hükümde atıf yapılan ve dava konusu edilen "Mevcut merkezlerin uyumu" başlıklı geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında ise, "18/7/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar. 18/7/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları saklıdır." kuralı (11/1/2020 tarih ve 31005 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzeltme ile 10/1/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında sehven eksik yayımlanan “hekimlerin hakları” ibaresi “hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları” şeklinde değiştirilerek düzeltilmiştir.) yer almıştır. Adı geçen merkez sorumlusunun görevlerinin de Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrasında "merkez personelinin tüm faaliyetlerini izlemek, eğitim almalarını sağlamak; tıpta uzmanlık eğitimi veren kurum ve kuruluşlarda eğitimle ilgili faaliyetleri eğitim sorumlusunun koordinasyonunda yürütmek; cihazların bakım ve kalibrasyonları ile test kalibrasyonlarını uygun periyotlarda yapmak ya da yaptırmak, değerlendirmek ve gerekli düzeltici/önleyici faaliyetleri yapmak ya da yaptırmak; merkezin güvenliği de dâhil olmak üzere, merkezin yönetimi ve tüm faaliyetlerinin mevzuata ve kalite yönetim sistemine göre yürütülmesini sağlamak ve bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için iş bölümü yapmak; denetimlerde istenilen bilgi ve belgeleri sunmak." şeklinde sıralandığı görülmüştür. Bununla birlikte merkezlerde merkez sorumlusu dışında çalışma belgesi ile çalışan hekimlerden bahsedilmiş, merkez sorumlusu veya çalışma belgesi alan hekimlerin ortak görevleri ise 16. maddenin üçüncü fıkrasında "merkezin ihtiyaçlarını tespit etmek, kalite standartlarına uygun çalışılmasını sağlamak; hastalar ile ilgili uygulamalar ve testlerin zamanında yapılmasını ve sonuçların kayıt altına alınmasını, hizmet talebinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşa zamanında rapor edilmesini sağlamak; gerektiğinde diğer tıpta uzmanlık alanları ile işbirliği yaparak genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet vermek" şeklinde belirlenmiştir. Yine Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "Merkez sorumlusu dışındaki merkez sorumlusu olma özelliğine sahip diğer hekimler adına Müdürlük tarafından Ek-11’de yer alan Çalışma Belgesi düzenlenir." kuralına yer verilmiş ve merkezlerde yapılan tetkiklerin yasal sorumluluğu, merkez sorumlusu ile tetkiki onaylamaya yetkili olan hekimlerin uhdesinde bırakılmıştır. Buna göre, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde, merkez sorumlusu olan ya da merkez sorumlusu olma özelliğine sahip hekimlerin görev ve sorumlulukları kapsamında testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet verme gibi iş ve işlemler tababet icrasına ilişkin olduğundan, bunları ifa edecek kişilere hekim olma zorunluluğu getirilmesi ve tıbbi tanı ile tedavi planının uygulanmasında ve izlenmesinde hekimlerin tercih edilmesi pek tabiidir. Bu durumda, tababet icra etme ve hasta tedavi edebilme hakkının hekimler için esas olduğu, gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda tıbbi genetik alanında uzmanlık yetkisini haiz hekimlerin yetiştirildiği ve bu kapsamda yetişmiş uzman sayısının yeterli düzeye ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda, sağlık hizmetinin kalitesini ve personel standartlarını yükseltmek amacıyla öngörüldüğü anlaşılan dava konusu düzenlemelerde ve geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında sağlık meslek mensubu olmayan, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensuplarından olan biyologlara yer verilmemesinde hukuka aykırı bir yön ve eksiklik bulunmamaktadır. Diğer taraftan, dava konusu edilen Yönetmelik hükümlerinde tababet icra etme konusunda biyologlara yetki verilmemekte ise de, Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre, moleküler biyoloji ve genetik lisans eğitimini veya moleküler biyoloji ve genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik veya tıbbi biyoloji ana dallarından birinde doktora eğitimini tamamladıktan sonra ruhsatlı bir merkezde en az bir yıl deneyimlerini belgelendiren kişilerin, teknik sorumlu olarak görev yapabilecekleri görüldüğünden, davacıların Yönetmelik kapsamında biyologların dışlandığı yönündeki iddialarına da itibar edilmemiştir. Davacıların dava konusu düzenlemelerde biyologlara yer verilmediğine dair ana iddiası dışında, dava konusu edilen maddelere ilişkin diğer iddiaların incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesi yönünden; 10/06/1998 tarih ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, “Bu Yönetmelik, genetik hastalıklarda prenatal ve/veya postnatal tanı yöntemlerini uygulayacak genetik tanı merkezleri, bu genetik tanı merkezlerini işleten kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri ve bunların faaliyetlerini kapsar.” kuralına yer verilmiş iken, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi “Bu Yönetmelik, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerini kapsar.” şeklinde düzenlenmiştir. Davacılar tarafından, içerisinde çok sayıda doçent ve profesör bulunan ve düzenli olarak denetlenen Devlet üniversitelerinde genetik testleri gerçekleştirmek için genetik hastalıklar tanı merkezi açma iznine gerek olmadığı ileri sürülmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, Sağlık Bakanlığına kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulmasına izin verme ve işletilmesini denetleme konusunda düzenleme yapma yetkisi verildiği; bundan yola çıkılarak genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi hususunun Sağlık Bakanlığına tanınan yetki kapsamında yer aldığı anlaşılmış olup, buna göre Devlet üniversitelerinde yer alan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin de Yönetmelik kapsamına alınmasında hukuka ve üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi yönünden: Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin dava konusu 4. maddesinde tanımlara yer verilmiş olup, buna göre, bu Yönetmelikte geçen, Bakanlık, Sağlık Bakanlığını; genel müdür, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürünü; genel müdürlük, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünü; komisyon, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi Bilim Komisyonunu; merkez, genetik hastalıklarda tanı ve genetik danışmanlık hizmeti verilmesi amacıyla açılan, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerini; müdürlük, il veya ilçe sağlık müdürlüklerini ve teknik personel, merkezlerde görevli merkez açma yetkisine sahip hekim, tekniker/teknisyen ve teknik sorumlularını ifade etmektedir. Davacılar tarafından maddede, merkez sorumlusu ve mesul müdür kavramlarının iş, görev, eğitim durumları ile niteliklerine ilişkin tanımlarının eksik olduğu, bu durumun yetki ve sorumluluk karmaşasına sebebiyet verdiği, biyolog tanımına yer verilmemesinin hukuka aykırılık oluşturduğu ileri sürülmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinde merkez personelinin nitelikleri belirtilmiş olup, anılan maddede, kimlerin mesul müdür ve merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği; 16. maddesinin birinci fıkrasında ise mesul müdürün, merkezin faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlemde Müdürlüğün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabı olduğu, idari işlerden bizzat sorumlu olduğu belirtilmiş ve görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Söz konusu 16. maddenin ikinci fıkrasında, merkez sorumlusunun görevleri; üçüncü fıkrasında da merkez sorumlusu veya çalışma belgesi olan hekimlerin ortak görevlerine yer verilmiştir. Bu durumda, Yönetmelikte merkezlerde çalışacak personelin nitelikleri, görev ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarının ayrıntılı olarak düzenlenmesi karşısında, tanımlar maddesinin eksik düzenlendiğinden bahsedilmesi mümkün olmadığından, dava konusu 4. maddede bu yönden hukuka aykırı bir hususun bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, tanımlar kısmında biyologlara ilişkin bir tanıma yer verilmemiş ise de, Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, moleküler biyoloji ve genetik lisans eğitimini veya moleküler biyoloji ve genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik veya tıbbi biyoloji ana dallarından birinde doktora eğitimini tamamladıktan sonra ruhsatlı bir merkezde en az bir yıl deneyimlerini belgelendiren kişilerin laboratuvar teknik sorumlusu olabileceğinin kurala bağlandığı ve tanımlar kısmında da teknik personelin, merkezlerde görevli merkez açma yetkisine sahip hekim, tekniker/teknisyen ve teknik sorumlular şeklinde tanımlandığı görüldüğünden, davacıların biyologlara yer verilmediği iddiasına itibar edilmemiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrası yönünden: Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin "Komisyonun teşkili" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, merkezin hizmetlerinin geliştirilmesi ve kalitesinin artırılması amacıyla ve genetik hastalıklar değerlendirme işlemleri ile ilgili bilimsel görüş vermek üzere, Bakanlıkça bir Komisyon oluşturulacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin dava konusu edilen ikinci fıkrasında ise, "Komisyon, Genel Müdür veya ilgili Genel Müdür Yardımcısı/Daire Başkanı başkanlığında, en az biri öğretim üyesi olmak üzere beş tıbbi genetik uzmanı ve bir çocuk genetik uzmanı olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Komisyon üyeleri Genel Müdürün teklifi ile Bakan tarafından görevlendirilir." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesine bakıldığında, Yönetmeliğin maksadının, genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu görülmektedir. Yönetmeliğin tümünün incelenmesinden ise, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin, gerçek ve tüzel kişiler ile özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından sağlık kurum veya kuruluşları bünyesinde veya müstakil olarak kurulabilmelerine imkân tanındığı, bu merkezlerde genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi için gerekli iş ve işlemlerin yapıldığı, bu merkezlerin sorumlusunun, tıbbi genetik uzmanları ile çocuk genetik uzmanları (08/01/2021 tarih ve 31358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik ile çocuk genetik uzmanları dahil edilmiştir.) ve Yönetmeliğin geçiş hükmünde sayılan kişilerin olması gerektiği, bu merkezlerin hizmetlerinin geliştirilmesi ve kalitesinin artırılması amacıyla ve genetik hastalıklar değerlendirme işlemleri ile ilgili bilimsel görüş vermek üzere bir Komisyon oluşturulduğu, bu Komisyona, merkezin çalışma alanlarına uygun olarak sağlamaları gereken asgari standartlar ve kalite standartlarının belirlenmesine, merkez tarafından kullanılan yöntemlere ve Bakanlık tarafından ihtiyaç duyulan bilimsel ve teknik konularda gerekli çalışmalara ilişkin Bakanlığa tavsiye niteliğinde görüş verme görevi verildiği, Bakan Yardımcısının onayından sonra ise bu tavsiye kararlarının uygulanmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Ülkemizde tıbbi genetik alanında yaşanan gelişmeler sonrası duyulan gereklilik dolayısıyla yayımlanan dava konusu Yönetmelik ile oluşturulan Komisyon üyelerinin Genel Müdür veya ilgili Genel Müdür Yardımcısı/Daire Başkanı başkanlığında, en az biri öğretim üyesi olmak üzere beş tıbbi genetik uzmanı ve bir çocuk genetik uzmanı olmak üzere toplam yedi kişiden oluşacağı yönünde düzenleme yapıldığı, böylece hizmetlerin geliştirilmesi ve kalitesinin artırılması amacıyla ve genetik hastalıklar değerlendirme işlemleri ile ilgili bilimsel tavsiye kararı alacak olan Komisyonun tıpta uzmanlık eğitimi neticesinde tıbbi genetik uzmanı ile çocuk genetik uzmanı olanlardan teşkil ettiği görülmektedir. Bu durumda, anılan Komisyonun oluşumunda genetik alanda uzmanlığını almış olan hekimlere yer verilmesinde, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin amacı, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin niteliği ve Komisyonun görevleri göz önünde bulundurulduğunda, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, her ne kadar davacılar tarafından anılan Komisyonda biyologlara da yer verilmesi gerektiği iddia edilmekte ise de, Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan Komisyon başkanı tarafından gerek görülmesi halinde yurt içinden veya yurt dışından uzmanların toplantıya davet edilebilmesi veya görüşlerinin alınabilmesine ilişkin düzenleme karşısında, ihtiyaç duyulması halinde her zaman biyologların dinlenmesi mümkün olacağından, davacıların bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrası yönünden: Dava konusu Yönetmeliğin "Başvuru ve ruhsatlandırma" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrası, "Merkezin çalışma yapabilmesi için Bakanlıktan ruhsat alması zorunludur. Yeni açılış, taşınma ve birleşme gibi nedenlerle ruhsatlandırma gerektiren durumlarda Merkezde görevli mesul müdür, Ek-1/a’da belirtilen belgelerle birlikte Müdürlüğe başvuruda bulunur. Dosyada eksiklik ve/veya uygunsuzluk olmaması halinde, Müdürlükten en az biri inşaat mühendisi veya mimar olmak üzere iki personel ve merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz bir hekim olmak üzere üç kişiden oluşan ekip tarafından yerinde inceleme yapılır. Merkezin açılacağı ilde denetime katılmak üzere merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz bir hekim bulunmaması halinde Bakanlıkça bu şartlara haiz bir hekim görevlendirilir. Eksiklik bulunmaması halinde, hazırlanan başvuru dosyası ve Müdürlük tarafından tutulan inceleme raporu Bakanlığa gönderilir." şeklinde olup, davacılar tarafından, inceleme yapmak üzere ekipte yer alacak hekimin uzmanlık alanı ile ilgili açıklık olmadığı iddia edilmektedir. Dava konusu düzenleme ile genetik değerlendirme merkezlerinin faaliyet gösterebilmesi için ruhsat alınması zorunlu kılınmış, yeni açılış, taşınma ve birleşme gibi nedenlerle ruhsatlandırma gerektiren durumlarda yerinde yapılacak incelemede bulunacak ekibin, il sağlık müdürlüğünden en az biri inşaat mühendisi veya mimar olmak üzere iki personel ve merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz bir hekim olmak üzere üç kişiden oluşacağı, merkezin açılacağı ilde denetime katılmak üzere merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz bir hekim bulunmaması halinde ise Bakanlıkça bu şartlara haiz bir hekim görevlendirileceği kurala bağlanmıştır. Söz konusu ekipte yer alacak merkez sorumlusunun ise Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi (08/01/2021 tarih ve 31358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik ile merkez sorumluları arasına çocuk genetik uzmanları da dahil edilmiştir.) olarak tarif edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, ruhsat verilebilmesi için yapılacak yerinde denetimlerde görev alacak personel arasında sayılan hekimin, merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz olması gerektiği, merkez sorumlusunun niteliklerinin ve görevlerinin ise Yönetmeliğin 15. ve 16. maddelerinde belirlendiği görüldüğünden, dava konusu düzenlemede davacının iddiaları yönünden iptali gerektirir bir yön bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ile 16. maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları yönünden: Dava konusu Yönetmeliğin "Personel" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasında, merkez personelinin nitelikleri belirtilmekte; buna göre anılan fıkranın (a) bendinde, "Mesul müdür; hastane bünyesinde bulunan Merkezlerde, hastanenin başhekimi veya mesul müdürü; tıp merkezlerinde kuruluşun mesul müdürü, Merkezin mesul müdürüdür. Hastane bünyesinde bulunmayan özel merkezlerde ise tam zamanlı olarak görev yapan hekim veya merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz bir kişi, merkez mesul müdürü olarak görevlendirilir. Bu Merkezlerde merkez sorumlusu, ihtiyaç halinde mesul müdürlük görevini de yürütebilir. Kamu kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde, mesul müdür merkez sorumlusu olma niteliklerini haiz ise merkez sorumlusu olarak da görev alabilir." kuralı; (b) bendinde, -davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle- "Mesul müdür tarafından, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1 nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi merkez sorumlusu olarak görevlendirilir. Merkez, özel hastane bünyesinde açılacak ise, merkez sorumlusu olma yetkisini haiz her hekim için tıbbi genetik kadrosu bulunması zorunludur. Merkez sorumlusu merkezde tam zamanlı olarak görev yapar. Bir merkezde bu nitelikleri haiz birden fazla personel olması halinde, Müdürlüğe bildirmek ve izin almak kaydıyla izin, hastalık durumu gibi hallerde merkez sorumlusunun yerine vekâlet edebilir. Merkez açma yetkisini haiz kişiler adına sadece bir merkez sorumlusu belgesi düzenlenir. Mesai saatleri dışında başka Merkezde ancak ikinci hekim olarak, Müdürlüğe bildirilmek kaydıyla çalışabilir ayrıca kadro aranmaz." kuralı; (c) bendinde, "Teknik sorumlu, moleküler biyoloji ve genetik lisans eğitimini veya moleküler biyoloji ve genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik veya tıbbi biyoloji ana dallarından birinde doktora eğitimini tamamladıktan sonra ruhsatlı bir merkezde en az bir yıl deneyimlerini belgelendiren kişiler laboratuvar teknik sorumlusu olabilir. Merkez sorumlusu aynı zamanda teknik sorumlu olabilir." kuralı; (ç) bendinde, "Merkezde en az bir tıbbi laboratuvar teknikeri veya tıbbi laboratuvar teknisyeni bulundurulur." kuralı yer almaktadır. Personelin görev ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarının düzenlendiği dava konusu 16. maddenin birinci fıkrasında ise, mesul müdürün görev, yetki ve sorumlulukları, merkezde çalışan teknik personelin ayrılması veya işe başlaması durumunda bu değişikliği on beş iş günü içinde Müdürlüğe bildirmek ve ayrıca görevinden herhangi bir sebeple ayrılan teknik personelin çalışma belgesini en geç on iş günü içinde müdürlüğe iade etmek; merkezin faaliyetleri hakkında, Bakanlık ile koordinasyonu ve ilgili verilerin Bakanlığa gönderilmesini sağlamak; ruhsat şartlarında meydana gelen değişiklikleri zamanında Müdürlüğe bildirmek; merkezin tıbbî kayıt ve arşiv sistemini oluşturmak ve kayıtların düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasını sağlamak; merkez kayıtlarının kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuata uygun tutulmasını sağlamak olarak sıralanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında da, "Merkez sorumlusu veya çalışma belgesi alan hekimlerin ortak görevleri şunlardır: a) Merkezin ihtiyaçlarını tespit etmek, kalite standartlarına uygun çalışılmasını sağlamak. b) Hastalar ile ilgili uygulamalar ve testlerin zamanında yapılmasını ve sonuçların kayıt altına alınmasını, hizmet talebinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşa zamanında rapor edilmesini sağlamak. c) Gerektiğinde diğer tıpta uzmanlık alanları ile işbirliği yaparak genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet vermek." kuralına; dördüncü fıkrasında "Merkezlerde yapılan tetkiklerin yasal sorumluluğu, merkez sorumlusu ile tetkiki onaylamaya yetkili olan hekimlerin uhdesindedir." kuralına; beşinci fıkrasında ise, "Teknik sorumlular testlerin teknik olarak belirtilen kurallar çerçevesinde çalışılmasından sorumludur." kuralına yer verilmiştir. Sağlık hizmeti sunumunun niteliği ve önemi göz önüne alındığında, bu merkezlerde görev alacak personelin niteliklerinin, çalışma koşullarının, görev ve yetkilerinin belirlenmesinde ve gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda genetik alanında uzmanlık yetkisini haiz hekimlerin sayısının da yeterli düzeye ulaştığı dikkate alınarak getirildiği anlaşılan dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinin ikinci fıkrası ve 28. maddesinin ikinci fıkrası yönünden: Yönetmeliğin "Numunelerin taşınması" başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrasında, " Yurt dışına tetkik amaçlı numune gönderme yetkisi sadece ruhsatlı Merkeze aittir. Bu Yönetmelik kapsamında tetkik amacıyla insan kaynaklı biyolojik numuneler, Bakanlık takip sistemine kaydedilir." kuralı; "Hizmet alımı ve satımı" başlıklı 28. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Merkezin bünyesinde yapılmayan genetik testler hizmet alımı yolu ile özel veya kamudaki diğer merkezlerden karşılanabilir." kuralı yer almaktadır. Davacılar tarafından, düzenlemelerin açık ve net olmadığı, testlerin ne kadarının yurt dışındaki ya da yurt içindeki merkezlere gönderileceğinin belirsiz olduğu ileri sürülmektedir. Dava konusu 25. maddenin ikinci fıkrası uyarınca, yurt dışına tetkik amaçlı numune gönderme yetkisinin ruhsatlı merkezler ile sınırlı tutulmasının ve bu Yönetmelik kapsamında insan kaynaklı, biyolojik numunelerin Bakanlık tarafından bir sistemle takip edilmesinin sağlık hizmetinin etkin ve düzenli bir şekilde işleyişinin sağlanmasına hizmet ettiği açık olduğundan, bu düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır Bununla birlikte, dava konusu 28. maddenin ikinci fıkrası ile de, genetik değerlendirme merkezlerine, çalışma ruhsatlarına esas faaliyet alanıyla ilgili bünyesinde yapılamayan testler için özel veya kamudaki diğer genetik hastalıklar değerlendirme merkezinden test hizmeti alabilme imkanı tanınarak bu yöndeki ihtiyaçlarını giderebilmelerinin önünün açılmasında, kamu yararı ve hizmet gerekleri kapsamında sağlık hizmetinin aksamadan yürütülmesinin sağlanmasının hedeflendiği anlaşıldığından, anılan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, dayanağı Kanun hükümlerine uygun olarak, davalı idareye verilen yetki çerçevesinde kaliteli, nitelikli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunumu amacıyla getirildiği anlaşılan dava konusu düzenlemelerde hukuka ve üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.