8. Hukuk Dairesi 2016/19405 E. , 2020/3556 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu 406 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 3.974,18 m²'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde …
**8. Hukuk Dairesi 2016/19405 E. , 2020/3556 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu 406 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 3.974,18 m²'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü vekili, vekil edeni kurumun kamu hizmeti yürüten bir kurum olduğunu bu nedenle 3621 sayılı Kanuna göre dava açılamayacağını, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinde kalmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan ve karara eklenen krokide "B,C ve E" harfleri ile gösterilen sırası ile 1861,13 ile 1867,15 ve 22,56 m²'lik alanların tapu kaydından bu kroki gereğince ifrazı ile belirtilen bu alanların tapu kaydının kıyı kenar çizgisinde kaldığı anlaşıldığından iptali ile terkinine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3621 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının terkini isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtayın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.