Başvurucu, hakkında basın yayın yoluyla hakaret iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekirken, iddianame düzenlenerek ceza davası açılması ve kovuşturmanın ertelenmesi kararının dosya üzerinden verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında basın yayın yoluyla hakaret iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekirken, iddianame düzenlenerek ceza davası açılması ve kovuşturmanın ertelenmesi kararının dosya üzerinden verilmesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 11/6/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 2/5/2007 tarihinde internet aracılığıyla hakaret suçu işlediği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. 2/7/2012 tarihinde 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun kabul edilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında basın yayım yoluyla hakaret suçu işlediği iddiasıyla 22/3/2013 tarihinde kamu davası açmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi İstanbul Sulh Ceza Mahkemesinin 28/3/2013 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi aynı gün kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir. Başvurucu 6352 sayılı Kanun’un Geçici maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekirken, ceza davası açılması ve İlk Derece Mahkemesinin duruşma yapmadan, delilleri toplamadan ve savunma yapma fırsatı vermeden kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermesi nedenleriyle karara itiraz etmiştir. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, 26/4/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiş ve İlk Derece Mahkemesinin kararı kesinleşmiştir. Başvurucu, itiraz sonucunu 15/5/2013 tarihinde kararın tebliği ile öğrenmiştir. 11/6/2013 tarihinde ve süresinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un Geçici maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine,karar verilir. (2) Hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur.”