Ceza Genel Kurulu 2016/871 E. , 2020/102 K. "" Kararı veren Yargıtay Dairesi : 16. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 247-450 İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemin infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık ...’in TCK'nın 297/1, aynı Kanun’un 44. maddesi delaletiyle 188/3, 297/1-2. cü…
**Ceza Genel Kurulu 2016/871 E. , 2020/102 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı veren Yargıtay Dairesi : 16. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 247-450 İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda eylemin infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık ...’in TCK'nın 297/1, aynı Kanun’un 44. maddesi delaletiyle 188/3, 297/1-2. cümle, 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Ankara Batı (Sincan) 1. Asliye Ceza Mahkemesince 14.06.2011 tarih ve 247-450 sayı ile verilen hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.12.2013 tarih ve 14245-16491 sayı ile "Tekerrüre esas sabıka kaydı bulunan sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır" eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.02.2016 tarih ve 10622 sayı ile; " Oluşa göre; 1- Sanığın aşamalardaki, olayın oluşu ve ele geçen uyuşturucu miktarı ile uyumlu ve aksi kanıtlanamayan savunmalarından çıkan sonuç; sanığın eşyaları arasındaki ceketin cebinde ve sökülen astarıyla kumaşı arasında döküntü vaziyetinde ele geçen toplam 0,2 gr ağırlığındaki, 0,02 gr saf uyuşturucu elde edilebilecek olan tütünle karışık kenevir bitkisinden sanığın haberdar olmadığı ve dolayısıyla infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu işleme sonucunu verecek eylemi kasten işlemediğidir. Sanığın suç kastı yoktur. Nitekim sanığın sevki ile görevli jandarma astsubayı... 28.12.2006 tarihli beyanında; '..Arama sırasında bir jandarma personeli hükümlünün çantasında bulunan ceketi çıkarttı, cebini ters düz etti ve çok küçük tütüne benzer dikkatli bakılınca görülebilecek mikro düzeyde ne olduğunu bilmediğim bir madde tespit etti. Bu nedenle ceketin astarını sökünce burda bir parça dağınık vaziyette aynı maddeden çıktı. Bu maddenin esrar maddesi olabileceği düşünülerek tutanak tanzim edildi. Bizim bu esrarı bulma imkânımız yoktu. Çünkü hükümlünün bütün eşyalarını söküp parçalayamayız. Zaten bu madde normal bir aramada görülebilecek tespit edilebilecek bir madde değildir. İtina ile saklanmış bir pozisyonu da yoktu. Benim şahsi kanaatim şahsın çok daha önce cebinde bu maddeyi taşımışsa ceketinin içine düşmüş kırıntılardır. Çünkü hem maddenin saklanmış bir hâli yoktu, hem ceketin cebinde özellikle açılmış bir delik yoktu, hem de miktarı çok azdı. Orada tartıldığında 1,6 gr olduğu tespit edildi. Bir sigaranın 1/4 kadarını bile doldurmaz. Ben hükümlünün de bu maddenin varlığından haberdar olduğunu zannetmiyorum. Duyduğuma göre kendisi dışarda iken esrar içicisiymiş. O dönemlerden kalmış olabilir...' şeklinde olayın özünü ortaya koyan bir açıklama yapmıştır.