Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3504 E. , 2025/1368 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/3504 Karar No:2025/1368 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tarımsal Ürünler Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Rektörlüğünce ge
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3504 E. , 2025/1368 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/3504 Karar No:2025/1368 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tarımsal Ürünler Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Rektörlüğünce gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "4 Kalem Demirbaş Malzeme Alımı" ihalesi uhdesinde kalan davacı şirketle 14/11/2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin feshine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı şirket ile davalı idare arasında imzalanan sözleşmenin feshine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin 12/01/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu durumda, anılan işlemin iptali istemiyle tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde en son 11/02/2020 tarihinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 12/09/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı; Öte yandan, dava dilekçesinde, işbu davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğundan bahisle kaldırılması sonucunda verilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı "görev ret" kararı üzerine ikame edildiğinin belirtildiği görülmekte ise de ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dava dosyasındaki istemin feshedilen ihale sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tazmininden ve manevi tazminat isteminden ibaret olduğu, anılan dava dosyasında sözleşmenin feshine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine yer verilmediği, dolayısıyla işbu davada dava açma tarihinin 2577 sayılı Kanun'un 9/1 maddesi kapsamında görevsiz yargı merciine başvurma tarihi olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görevsiz mahkemede 17/02/2020 tarihinde dava açtıkları, görevsizlik kararı verilmesi üzerine bakılan davanın 12/09/2024 tarihinde açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin aynen ifası ve tazminat talep edildiği, asliye hukuk mahkemelerinde kararın iptalinin talebinin mümkün olmadığı, bakılan davanın süresinde olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, sözleşmenin feshine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine yer verilmediği, bu nedenle açılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 9/1 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı şirket Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünce ... tarihinde gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "4 Kalem Demirbaş Malzeme Alımı" ihalesine katılmış, ihale üzerinde bırakılmıştır. İhalenin davacı üzerinde bırakılması sonrasında, ... tarih ve ... sayılı yazı ile İzmir Valiliğinden, davacı şirketin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (g) bendi uyarınca terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığı hususunda bilgi istenmiş, 18/10/2019 tarihinde ise davacı şirketten 4734 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde belirtilen kişilerden olmadığına ilişkin beyan alınarak 14/11/2019 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. İzmir Emniyet Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile şirketin müdürü ve ortağı olan F.Ö.'nün "kaçakçılık Terör" şeklinde kaydı olduğunun bildirilmesi üzerine dava konusu işlem ile14/11/2019 tarihinde imzalanan sözleşme feshedilmiştir. Sözleşmeni feshi sonrasında, davacı tarafından önce adli yargıda dava açılmış, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğundan bahisle kaldırılması sonucunda verilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "görev ret" kararı verilmiş, akabinde ise bakılan dava açılmıştır. Öte yandan, davacı tarafından, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı da istinaf yoluna başvurulmuş ancak anılan başvuru ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." denilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür."; 9. maddesinin birinci fıkrasında, "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." kurallarına yer verilmiştir. Buna karşılık, 2577 sayılı Kanun'a 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak "ivedi yargılama usulü" getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar ivedi yargılama usulünün uygulanacağı işlemler arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca, çözümlenmesi idari yargı organlarının görevine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gerektiği, ayrıca 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin koyuluş amacının idare mahkemelerine erişimi kolaylaştırmak olduğu, hangi yöntem aracılığı ile olursa olsun istenilen amacın davanın görevli bir mahkemede görülmesi olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlıkta, sözleşmenin feshedildiğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleminin davacıya 12/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine 60 gün içinde 17/02/2020 tarihinde adli yargıda açılan davada, sözleşmenin feshinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek fesih nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 13/08/2024 tarihinde tebliği üzerine 12/09/2024 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali istemiyle tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde en son 11/02/2020 tarihinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 12/09/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu işlemde davacının hangi kanun yolları ve mercilerine başvurabileceğinin ve dava açma süresinin belirtilmediği görülmektedir. Bu durumda, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası hükmüne aykırı olarak dava konusu işlemde dava açma süresi belirtilmediğinden, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı "Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hâllerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği" kararı doğrultusunda somut davada özel dava açma süresinin değil genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesinin, davacı tarafından adli yargıda açılan davanın 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında olmadığına ilişkin gerekçesi incelendiğinde ise davacının adli yargı yerinde açtığı davadaki iddialarının da, bakılan davada olduğu gibi, davalı idarece tesis edilen sözleşmenin feshine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin hukuka aykırılığına yönelik olduğu görülmektedir. Ayrıca, adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddedilmesine ilişkin kararda, idarece tesis edilen işlemin sözleşme yapıldıktan sonra ve yüklenilen iş yürütülürken tesis edilmiş olsa da sözleşme imzalandıktan sonra tespit edilen ve sözleşmeden önce mevcut olduğu öne sürülen sebeple, kamu gücüne dayanılarak, tek yanlı ve icrai nitelikte olduğu gerekçesine dayanılmakta ve uyuşmazlığın temelini oluşturan tasarrufun idari işlem niteliği taşıdığı belirtilmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, adli yargıda verilen görev ret kararı üzerine dosyanın idari yargı merciine re'sen gönderilmesine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi davacı tarafından idari yargıda açılacak yeni davada, adli yargıdaki dava dilekçesinin talep sonucunun doğrudan esas alınması gerektiğine ilişkin bir hüküm de yer almamaktadır. Bu nedenle, her iki davada da uyuşmazlığın temelinin sözleşmenin feshi işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasına dayandığı anlaşıldığından, bakılan davada, dava açma süresinin hesabında 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin dikkate alınamayacağı yorumunun usul kurallarının aşırı katı ve şekilci uygulanması olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafından, adli yargıda verilen görev ret kararının 13/08/2024 tarihinde tebliği üzerine 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca 30 günlük süre içinde 12/09/2024 tarihinde dava açıldığı göz önüne alındığında, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 25/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.