(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/25117 E. , 2012/22817 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla mesai, bayram ve hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulu…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/25117 E. , 2012/22817 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla mesai, bayram ve hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin 01.07.1998 tarihinde davalı işyeri restoranında aşçı olarak çalıştığını, davacıya tüm işçilik ve tazminat alacakları adı altında 10.000,00 TL ödeme yapılarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesine göre işten çıkarıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesine 4857 sayılı Kanun'un 25/II maddesi gereğince son verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında; ”Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de tekrarlanmış; 294/3. maddesinde de “hükmün tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur.” 298/2 maddesinde ise “gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükümlerine yer verilmiştir. Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan kurallara açıkça aykırılık oluşturur. Mahkemece tefhim edilen kısa kararda fazla mesai alacağı ve genel tatil ücretinden takdiren %50 hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verildiği halde sonradan yazılan gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yıllık izin ücretinde hakkaniyet indirim oranı ile fazla mesai alacağının gösterilmeyerek kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi oluştuğu anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10/04/1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma sebebidir. Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi sebebiyle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.