12. Ceza Dairesi 2020/9125 E. , 2023/6028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/387 E., 2016/251 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürl
**12. Ceza Dairesi 2020/9125 E. , 2023/6028 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/387 E., 2016/251 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Serik 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli 2015/387 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 15.200TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.10.2020 tarihli ve 2016/275853 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteminin kusursuz olduğuna, kusur raporuna itiraz edildiğine, hakkında verilen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak fazla verildiğine bu sebeple lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Royal Belek Tat Golf Otel'in sahasının sorumlu müdür yardımcısının sanık ... olduğu, ölen işçi ...'nun Royal Belek Turizm A.Ş. ünvanlı iş yerinde 14.09.2011 tarihinde meydancı meslek adıyla işe başladığı anlaşılmıştır. 2. Dava konusu olayın 30.08.2015 tarihinde saat 13:15 sıralarında meydana geldiği, saha sorumlusu sanığın talimatı üzerine ölen işçi ... ile tanık ...'ın birlikte, olay tarihinden önce rüzgar sebebiyle kırılıp, ağaca takılı halde kalan dalı keserek aşağıya indirme işi yaparken yaklaşık 10 metre uzunluğundaki dalın işçi ...'nin başına düşmesi sonucu yaralanması ve akabinde 10.09.2015 tarihinde ölümü ile sonuçlanan iş kazası meydana gelmiştir. 3.Soruşturma aşamasında keşif üzerine A sınıfı iş güvenliği uzmanından alınan bilirkişi raporuna göre, a-...’na ait Sosyal Güvenlik Kurumu Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi belgesinin incelenmesinden şahsın meslek kodunun “meydancı” olduğu, meydancının SGK meslek tanımlarına göre “konaklama gibi işletmelerde, restoranlar, barlar, yüzme havuzları, spor salonları, bahçeler, genel kullanıma açık tuvaletler, salonlar v.b genel alanlar ile ofislerin, temizlik, düzen ve bakımına ilişkin işlemleri genel temizlik kurallarına uygun olarak yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi” olduğu görülmektedir. Sanık ...’in çalışanına görev verirken iş sağlığı ve güvenliği yönünden işe uygunluğunu göz önüne almadığı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmüne uymadığı, uzun boylu bir ağaca takılı kalmış, yaklaşık 10 metre uzunluğunda bir dalı aşağıdan değil, üst kısımdan kesmeye başlamak gerektiğini öngörerek sepetli vinç üzerinde ve kişisel koruyucu donanımlar sağlanarak kesim yapmaya yönelik talimat vermediği, emniyet kemeri, özel iş elbiseleri vs. kişisel koruyucu donanım kullanımını sağlamadığından meydana gelen iş kazasında sanık ...’in 1. derecede asli kusurlu olduğu, b-Ölen işçi ...’nun 24.06.2013 tarihinde Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimine katıldığı, eğitim alan bir çalışanın, kendisine verilen işi yaparken, olası tehlike ve risklerle karşı karşıya kaldığında işverenini bilgilendirmesi gerektiğini, tedbir alınmasına karar verilmesini talep edebileceğini, ciddi ve yakın bir tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk etmek suretiyle çalışmaktan kaçınma hakkı olduğu hususlarını, almış olduğu eğitim sayesinde bilmesi gerektiği düşünüldüğünden 6331 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi hükümlerine uymadığı, kendisine verilen işi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kişisel koruyucu donanımlar kendisine sağlanmadan yaptığından 6331 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine uymadığı, çalışanın kendi sağlık ve güvenliğinin olumsuz etkilenmemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden aynı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümlerine uymadığından meydana gelen iş kazasında ikinci derecede tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. 4. Mahkemesince talimat mahkemesi aracılığıyla iş güvenliği uzmanları ve iş güvenliği mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti raporuna göre, a-İşveren sanık ...’in 4857 sayılı İş Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işçilerin güvenli şekilde çalışmalarını temin etmek zorunda olduğu, yapılacak işlere yönelik riskleri belirleyip işçilerin çalışmaları esnasında güvenliklerinin sağlanabilmesi adına en uygun çalışma yöntemlerini ortaya koyup işyerinde çalışmaların bu şekilde yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğu, işe uygun personeli istihdam etmekle yükümlü olduğu, ağaç budama işinin yapılması sırasında çalışanlara baret verilerek kullandırılmadığı, ağacın güvenli şekilde kesilebilmesi için sepetli vinç temin edilerek ağacın yukarıdan güvenli şekilde kesilmesinin sağlanamadığı, iş güvenliği tedbirlerinin çalışanların insiyatifine bırakıldığı, iş sağlığı ve güvenliği konularında emniyetli çalışma alışkanlığı kazanacak boyutta çalışanların eğitilip bilgilendirilmemiş olması ve işyerinde geniş anlamda denetim mekanizması kurulmaması ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, b- Ölen işçi ...’nun kaza tarihinde 25 yaşında olup, kendi emniyeti ve vücut bütünlüğünü korumak yönünde gereken dikkat ve özeni göstermediği, uzatmalı testere ile kesim yaptığı sırada kendini emniyete alarak çalışmadığı, hiç tedbir almadan baret kullanmadan aşağıdan ağacın dallarını keserek boşa çıkarttığı düşme noktasına getirdiği ağacın düşme noktasından kaçmakta geç kalarak ağacın başına devrilmesiyle yaralanarak vefat etmesine sebep olmasında tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. 5.Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 28.10.2015 tarih ve 556 sayılı otopsi raporunda; kişinin ölümünün, adli tahkikatta belirtildiği şekilde kafasına ağır cisim düşmesi ile oluşabilir nitelikte künt kafa travmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması, beyin harabiyeti ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiğinin rapor edildiği anlaşılmıştır. 6. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, otelin golf sahasında çalışan saha sorumlu müdür yardımcısı olduğunu, müdür izinli olduğu için kendisinin yerine baktığını, bir ağacın dalının rüzgardan kırılıp başka bir ağacı dalı üzerinde kalması nedeniyle tanık Adem ile ölen işçi ...'ye talimat verdiğini, iş yerinin imkanları dahilinde işçilere iş verdiğini, ölen işçi ...'nin daha öncesinde de ağaç kesme işini yaptığını, otelde sepetli vinç olmadığını, otel tarafından koruyucu ekipman verilmediğini, kendisinin de imkanlar dahilinde iş yapan bir işçi olduğunu beyan ettiği görülmüştür. 7. Tanık ... 'ın aşamalarda alınan beyanında çavuşları olan sanığın daha öncesinde rüzgardan kırılan dalın kesilmesi için ölen işçi ... ile kendisine talimat verdiğini, uzatmalı testere ile işçi ...'nin dalı kestiği sırada ağaçtan kurtulan dalın kafasına düştüğü, şirketin kendilerine eldiven bile vermediğini, koruyucu malzeme, baret, kemer gibi ekipman vermediği, sepetli aracının olmadığını beyan ettiği görülmüştür. IV. GEREKÇE 1.Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ile mahkemece talimat mahkemesinden alınan iş güvenliği uzmanları ve iş güvenliği mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği buna göre, çalışanlara iş sağlığı ve güveliği, iş ekipmanlarının güvenli kullanımı ve benzeri konularda gerekli eğitimleri aldırmayan, iş yerinde uyacakları kuralları tam olarak belirlemeyen, ağaç budama işinin yapılması sırasında çalışanlara baret ve gerekli koruyucu ekipmanı sağlamayan, iş güvenliği tedbirlerini çalışanların insiyatifine bırakıp, işyerinde geniş anlamda denetim mekanizması kurmayan ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen sanık ...'in asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre bir kişini ölümüne neden olan ve asli kusurlu olduğu mahkemesince kabul ve tespit edilen sanık hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanığın tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın kusurlu olduğu, katılanın zararı giderilmediğinden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, sanık hakkında lehe hükümlerin değerlendirilerek sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Serik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli 2015/387 Esas, 2016/251 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi.