22. Hukuk Dairesi 2016/28907 E. , 2016/26843 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş akdinin haksız o…
**22. Hukuk Dairesi 2016/28907 E. , 2016/26843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini beyanla yapılan feshin hukuka aykırı olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve süresinde başvurması sonucu başlatılmaması halinde ise dört aylık ücret ve diğer haklarının ve ödenmesi gereken tazminat miktarının sekiz aylık ücretindenaz olmamak üzere belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, diş akdinin süre bitiminden evvel davacıya yazılı olarak bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Taraflar arasındaki alt işveren üst işveren ilişkisi dikkate alınarak davacı işçinin iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, dolayısı ile süreli iş akdinin sonlandırılması savunmasının yerinde olmadığı, iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar temyiz edilmiştir. 1-Taraflar arasında davalı Bakanlığa yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur. Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda esaslı değişiklikler yapılmıştır.