Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. 1978 doğumlu olan başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Çorum Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde diş hekimi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü gecesi ve ertesi gün Facebook isimli sosyal medya hesabı üzerinden çeşitli paylaşımlarda bulunmuştur. Anılan paylaşımlar şu şekildedir: "Keşke şehrimize bir film gelse.... yada bir sirk... sirkteki kafesin içinde bir maymun olsa... adı bende saklı...""O kadar vatan sevdalısınız madem iki adımlık yolu yürüyerek gidin. Deliye her gün bayram gürültüsü yapmayın. Ambulanslara yol acın, can güvenliği tehlikede olan insanları düşünün. İstanbulda insanlar köprüyü geçti, siz bir yürüyerek saat kulesine gitme zahmetine giremiyorsunuz.""1400 kişiyle darbe mi olur? Kimden neden emir aldığı bilinmeyen ve o emir komuta zincirine uymak zorunda olan gencecik insanlar dün kandırıldı ve katledildi. isyan bastırıldı ve sen hala insanları sokağa çıkmaya davet ediyorsun!!! Ne için??!! Talan için mi, birbirlerine kırdırmak için mi!!! Nasıl bir utanmazlıktır bu!!!""Hem demokrasiyi inkar edin işinize geldiğinde bütün imkanlardan yaralanın, tırsıncada o hortlaklaştırmaya çalıştığınız demokrasiye el pençe divan durun demokrasi kelimesini ağzınızda kirletmeyin!!!" Bahse konu paylaşımlar nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. İfadesinde başvurucu; darbeye destek vermediğini, halkı aşağılayıcı bir tavrının olmadığını ve demokratik bir anlayışa göre yetiştiğini vurgulamıştır. Başvurucu, paylaşımlarını askerlerin linç görüntülerini izledikten sonra bu erlerin kandırıldıklarını düşünerek yaptığını, paylaşımlarında gece üçe dörde kadar trafiği tıkayıp havaya ateş açanları kınadığını ve ambulanslara yol verilmesini istediğini, "400 kişiyle darbe mi olur?" ifadesinin darbeye bir tiyatro göndermesi olmadığını, sadece böyle bir darbenin umutsuz ve başarısız bir teşebbüs olabileceği değerlendirmesinden ibaret olduğunu, bütün parti liderlerinin insanları sokağa çağırdığını, "nasıl bir utanmazlıktır" ifadesini ise havaya ateş açanlar için kullandığını belirtmiştir. Soruşturma neticesinde "Keşke şehrimize bir film gelse..." paylaşımında birçok insanın vatan için can verdiği acı tablonun sirke, devlet büyüklerinin ise maymuna benzetildiği; "400 kişiyle darbe mi olur?..." paylaşımının ideolojik bir söylem olduğu, paylaşımda anayasal düzeni yıkma girişiminin övüldüğü ve "nasıl bir utanmazlıktır bu" ifadesiyle Cumhurbaşkanı'na hakaret edildiği; "Hem demokrasiyi inkar edin..." paylaşımında ise başvurucunun devletin demokrasi anlayışını beğenmeyerek ideolojik bir söylemde bulunduğu değerlendirilmiştir. Buna göre paylaşımların devlet memuruna yakışmayan söylemler içerdiği, söylemlerde bahsedilen kişilerin devletin idarecileri olduğu ve bu anlamda başvurucunun en üst amir konumundaki kişilere bu şekilde benzetmeler yapmasının devlet memuruna yakışmayan özellikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nihayetinde başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi -Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasal veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek- ve aynı bendin (g) alt bendi -memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak- uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasının uygulanması teklif edilmiş ve başvurucunun konuya ilişkin savunması istenmiştir. Savunmasında başvurucu; yaptığı paylaşımların tek bir paylaşım gibi değerlendirildiğini, darbeyi övmesinin mümkün olmadığını, paylaşımlarında Fetullah Gülen'i ve onu destekleyenleri eleştirdiğini, Cumhurbaşkanı'na veya devlete yönelik bir hakarette bulunmadığını, darbe akşamı kimsenin olayın Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bağlantısını anlayamadığını, iç savaş çıkmasından korktuğunu ve paylaşımlarının o anki kaotik ortamın verdiği psikolojik isyanın bir sonucu olduğunu, bu anlamda paylaşımlarının kastını aşmış olabileceğini vurgulamıştır. Sonuç olarak yüksek disiplin kurulu kararı ile isnat edilen fiillerin somut delillerle sübut bulunduğu kabul edilerek teklif edilen cezanın kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle idare mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, başvurucunun sosyal medya hesabından 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi ve yaşanan olaylarla ilgili düşüncelerini ifade etme şeklinde gerçekleşen eyleminin kendisine isnat edilen fiillerle örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline oyçokluğuyla karar vermiştir. Davalı idare, iptal kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge idare mahkemesi, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Belirtilen paylaşımlarda davacının açıkça Hükümet karşıtlığı içerisinde hareket ederek darbe girişiminin Fetö tarafından gerçekleştirildiği ve cesameti açık olmasına rağmen kontrollü darbe algısı oluşturmaya çalıştığı, darbe girişimine katılanları masum, Devlet müdahalesini ise katliam gibi göstererek Devlet büyüklerine suç isnadı ve hakaret anlamına gelecek ifadelerde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla siyasi ve ideolojik amaçlı bir bildiri mahiyetinde olduğu anlaşılan paylaşımları elektronik kitle iletişim aracıyla yaymak ve her hangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararı veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak ve Ülkenin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan, güvenliğini tehlikeye düşüren harekete yardım şeklindeki subuta eren fiilleri nedeniyle hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve usule aykırılık, aki yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır." Başvurucu, istinaf kararına karşı temyiz isteminde bulunmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi, kararın ve dayandığı gerekçenin hukuk ve usule uygun olduğunu belirterek temyiz isteminin kesin olarak reddi ile kararın onanmasına karar vermiştir. Başvurucu, nihai kararı 14/12/2018 tarihinde öğrendikten sonra 10/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.