9. Hukuk Dairesi 2025/10089 E. , 2026/1047 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/4234 E., 2025/1366 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/376 E., 2020/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
9. Hukuk Dairesi 2025/10089 E. , 2026/1047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/4234 E., 2025/1366 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/376 E., 2020/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.06.2013-25.05.2015 tarihleri arasında davalının ...'daki inşaat şantiyelerinde alçı, pano ve boya ustası olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 1.300,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile dinî bayramların birinci günleri dışındaki ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücrete, hizmet süresine ve iş sözleşmesinin sona ermesine ilişkin beyanlarını kabul etmediklerini, davacının her türlü hak ve alacağının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde iki dönem hâlinde toplamda 1 yıl 5 ay 7 gün çalıştığı, davacının ücretinin 1.300,00 USD olduğu, davalı Şirket tarafından davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek bir şekilde sona erdiği ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenen tanık beyanlarından ve dosya kapsamından davacının haftalık 45 saati aşan fazla çalışmasının bulunduğu, dinî bayramların birer günü haricinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ayda bir hafta tatili dışında diğer hafta tatillerinde de çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı, ayrıca davacının kıdemine göre çalışma süresi içerisinde kullanmadığı bakiye yıllık ücretli izin süresi bulunmakta olup yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı belirlendiğinden indirim yapılmasında hata bulunmadığı, ücret araştırması, tanık beyanları, bordrolar, ödeme kayıtları ve Yargıtayın birçok emsal kararında davalı Şirketin yurt dışında çalışan işçilerin ücretlerinin bordrolarla temel ücret bölünmek suretiyle ve normal fazla çalışma dışında fazla çalışma, tatil fazla çalışması tahakkuku olarak da gösterilerek bordrolaştırılması şeklinde uygulama geliştirildiği, davacı bordrolarında da bu şekilde düzenleme yapılarak sonuç olarak benzer miktardaki ücretlere ulaşıldığı tespit edildiğinden aylık ücretin net 1.300,00 USD kabulünün yerinde olduğu, bordrolarda yer alan temel ücreti aşan ödemlerin fazla çalışma ücretinden mahsubu gerekirken bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğu, ihbar tazminatı hesabında ücretin brütleştirilmesinin de hatalı şekilde yapıldığı ve yıllık ücretli izin alacağı nedeni ile dava kısmen kabul edildiği hâlde davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Davacının saatlik ücretinin 3,69 USD olduğunu, ücretinin aydan aya değişkenlik gösterdiğini, bordrolar ve banka kayıtları dikkate alındığında davacının aylık maktu 1.300,00 USD ücret ile çalıştığının kabulünün hatalı olduğunu, yazılı delil ile ispatlanmış bordro ücreti yerine tanık beyanlarına göre ücret tespitinin yapılmasının mümkün olmadığını, 3. Davacının çalıştığı ay içerisinde yapmış olduğu çalışmalarının karşılığının ücretine eklenmek suretiyle ödendiğini, bordrolarda tahakkuk ettirilen ve banka kanalı ile ödenen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, somut uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, davacının aylık ücretinin miktarı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, davacının aylık maktu 1.300,00 USD ücret ile çalıştığını ileri sürmüş olup davalı ise davacının saatlik ücret karşılığında çalıştığını, saatlik ücretinin 3,69 USD olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları, emsal ücret araştırma yazı cevabı, tarafların iddia ve savunmaları, bankaya yatırılan tutarların davacının iddiasıyla uyumlu olması, ayrıca davalı işyerinde avans uygulamasının da bulunduğu gözetildiğinde davacının aylık maktu 1.300,00 USD ücret ile çalıştığı kabul edilmiştir. Ancak dosya kapsamındaki davacı tanıkları, farklı tarihlerde iki farklı talimat mahkemesinde dinlenmiş ve farklı beyanlarda bulunmuşlardır. Davacı tanıkları, Ordu İş Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli celsesinde saat ücretlerinin 3,90 USD olduğunu, pazar çalışmaları ile beraber ücretlerinin 1.300,00 USD olduğunu ifade etmişlerken, Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2019 tarihli celsesinde aylık 1.300,00 USD ücret ile çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla tanık beyanları arasındaki söz konusu çelişki giderilmek ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilmek suretiyle davacının ücret miktarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir. 3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından da aynı ilkeler geçerlidir. Davacı taraf dava dilekçesinde, haftanın 7 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, dinî bayramların birinci günleri dışında kalan tüm dinî ve millî bayram günleri ile genel tatillerde çalıştığını savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına göre davacının 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenme tenzili ile haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde çalışmaya devam ettiği, ayrıca binî bayramlarda bir gün dışında çalıştığı kabulü ile söz konusu alacaklar hesaplanmıştır. Ancak dosya kapsamındaki davacı tanıklarının farklı tarihlerde iki farklı talimat mahkemesinde konuya ilişkin vermiş oldukları beyanlarında çelişkiler bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı S.D. Ordu İş Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli celsesinde, 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştıklarını, ayda iki pazar hafta tatili kullandıklarını, dinî bayramların ilk günü dışında diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştıklarını ifade etmiş olup diğer tanık A.H.D. 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştıklarını, ayda iki pazar hafta tatili kullandıklarını, dinî bayramların ilk günü dışında diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştıklarını ifade etmiştir. Aynı tanıklar Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2019 tarihli celsesinde ise 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştıklarını, ayda iki pazar hafta tatili kullandıklarını, dinî bayramlarda iki gün dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiklerini ifade etmişlerdir. Görüldüğü üzere, tanıkların çalışma saatleri ile dinî bayramlardaki çalışma günlerine ilişkin beyanları birbirinden farklıdır. Dolayısıyla tanık beyanları arasındaki söz konusu çelişki giderilmek suretiyle davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.