Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2742 E. , 2024/4217 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2742 Karar No : 2024/4217 DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … DAVALILAR : 1- … Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Hukuk Müşaviri … 2- … Genel Müdürlüğü / … VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri … Hukuk Müşaviri … DAVANIN_KONUSU : 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğ…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2742 E. , 2024/4217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2742 Karar No : 2024/4217 DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … DAVALILAR : 1- … Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Hukuk Müşaviri … 2- … Genel Müdürlüğü / … VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri … Hukuk Müşaviri … DAVANIN_KONUSU : 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. ve 13. maddeleri ile anılan Yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 11. ve 13. maddelerinin, Anayasa'ya, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’a, 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu’na, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’na aykırı olduğu, kanunlarda sınırlı olarak sayılan belediye yetki ve yükümlüklerine dava konusu Yönetmelik ile ek yükümlülükler getirildiği, Yönetmelikle belediyelere verilen yükümlülüklerin DSİ Genel Müdürlüğüne ait olduğu, Yönetmeliğin, Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri ile çeliştiği, getirilen ek yükümlülüklerin belediyeleri mali açıdan sıkıntıya sokacağı, ileri sürmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından, usul yönünden, davacının Yönetmeliğin 11. maddesinin 2., 4., 5., ve 7. fıkraları yönünden dava açmakta menfaatinin bulunmadığı, DSİ Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliği haiz bir kurum olup davada Tarım ve Orman Bakanlığının taraf sıfatının olmadığı; esas yönünden, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilerek işletmeye açılmış olan veya devralınan su yapılarının bulunduğu alanların inşa edildiği yıllarda yerleşim alanları ile imar planlarının dışında olmasına rağmen zamanla yerleşim, sanayi, turizm alanlarına dönüşerek kısmen imar planları ve meskun mahaller içinde kaldığı, bu tesislerde can ve mal güvenliğinin teminine yönelik tedbirlerin alınmasının 5216 sayılı Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca yerel yönetimlerin görevleri arasında bulunduğu, Eskişehir Sulaması dahilindeki sulama kanalında meydana gelen çocuk boğulma vakasına yönelik olarak açılan tam yargı davasında da İdare Mahkemesince anılan Belediyeye kusur atfedildiği, Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçmekte olan sulama kanallarında halk tarafından çoğu zaman evsel ve fiziksel atıkların bırakıldığı, kanalların her iki tarafında da bulunan kanal servis yollarının yerel yönetimlerce imara ve karayolu trafiğine açılan cadde, sokak, park, yürüyüş yolu vb. adlar altında amacı dışında kullanıldığı, üzücü can ve mal kayıplarının yaşandığı, su yapıları çevresinde alınması gereken tüm koruyucu güvenlik tedbirlerinin katılımcı bir yaklaşımla ele alınmasıyla kaza ve kayıpların en aza indirgenmesinin sağlanacağı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemelerin ve işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 07/11/2019 tarihli, 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. ve 13. maddeleri ile anılan Yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Anayasanın 127. maddesi, mahalli idarelerin, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleri olarak nitelendirmekte ve mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenmesi öngörülmektedir. 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un “Büyükşehir belediyesi kurulması ve sınırlarının belirlenmesi” başlıklı 1. maddesinde: “…(2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır. (3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.” kuralına yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının d) bendine göre; “Mahalle: belediye sınırları içinde, ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan idarî birimi” olarak ifade edilmiştir. ‘Belediyenin görev ve sorumlulukları’ başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde: "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ... sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır..." kuralına yer verilmiş; ‘Belediyenin yetkileri ve imtiyazları’ balıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, "Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek" sayılmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği, su yapıları ile etkileşim içinde olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile gerçekleşmesi muhtemel zararların önlenmesine yönelik olarak su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'unun 55. maddesine ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Yönetmeliğin dayanağı olan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesinde DSİ'nin görev ve yetkileri sayılmış; bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşları, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilmesine olanak sağlanmıştır. Uyuşmazlığa konu edilen Yönetmeliğin dava konusu "Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11 maddesinde; "(1) Mülki idareler, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, köy ve mahalle muhtarlıkları ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken tedbirleri alır ve bu konuda DSİ Bölge Müdürlüklerini bilgilendirir. (2) Mülki idareler, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında yetki alanlarında ikamet edenlere bildirimde bulunur. Okullarda, kamu kurumlarında, kamusal ve sosyal alanlarda bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirir. Lüzumu halinde yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde su yapılarında özel güvenlik personeli veya belediye zabıta personeli görevlendirir. (3) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve il özel idareleri, kamuoyuna yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapar. Baraj veya hidroelektrik santrallerden afet, taşkın yönetimi, arıza gibi olağandışı durumlarda su tahliyesi veya sulama tesislerine su verilmesi öncesinde DSİ Bölge Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde kamuoyunu uyarır. DSİ Bölge Müdürlüğü ve mülki idare ile koordineli bir şekilde su yapılarında lüzumu halinde zabıta görevlendirir. Su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında, faaliyette bulunan, mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahibi olan kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına bildirimde bulunur. (4) Köy ve mahalle muhtarlıkları, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında duyuru ve ilan gibi yollarla ya da yazılı ve sözlü olarak veya uygun diğer vasıtalarla köy veya mahalle halkını uyarır. (5) Kamu kurum ve kuruluşları, su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirdikleri çalışmalarında ve yaptıkları faaliyetlerde kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, hayat ve mülkiyet haklarının korunması için gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini Rehbere uygun olarak alırlar. (6) Yerel yönetimler, su yapılarının inşa edildiği dönemde meskûn mahal olmayan, ancak daha sonra meskûn mahal sınırlarında kalan yerlerde gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini, DSİ Bölge Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda alırlar. (7) Kamu kurum ve kuruluşlarının, ilgili diğer mevzuattan, sözleşmelerden ve taahhütlerinden kaynaklanan sorumlulukları saklıdır." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu "Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddesi ise: "Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde; koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün genel düzenleme yetkisi kapsamında yaptığı dava konusu edilen düzenlemelere göre; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Müdürlüğü'nün yetkili ve görevli kılındığı konularda düzenleme yapma yetkisi bulunmakla birlikte, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, özellikle de yerel yönetimlere kanunlarla görev, yetki ve sorumluluk verilen alanlar ile konularda davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne idari düzenleme yapma yetki veren yasal bir kurala yer verilmemiştir. Bu durumda, dava konusu edilen düzenlemelerin ve buna dayanılarak tesis edilen işlemin davalı idareye tanınan yetkinin kapsamını aşacak şekilde kurallar öngörmesi karşısında, büyükşehir belediyeleri kapsamında -5393 sayılı Belediye Kanunu'nda belediye sınırları içerisindeki idari birim olarak tanımlanan mahalle de dahil olmak üzere- Yönetmeliğin dava konusu düzenlemeleri ile uygulama işlemi yetki yönünden hukuka aykırı bulunmaktadır. Diğer taraftan, büyükşehir belediyeleri sınırlarının il mülki sınırı olduğu ve bu sınırlar içerisinde mahalli idarelerden olan köy tüzel kişiliklerinin bulunmadığı, görülen davanın kapsamında köylerin yer almadığı, ancak Yönetmeliğin dava konusu 11. maddesinin köy dışındaki kısımlarının yetki yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle maddenin köy yönünden de uygulanma olanağını ortadan kaldıracağından, bu durum maddenin tümü hakkında hukuka aykırılık halini ifade etmektedir. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin dava konusu 11. ve 13. maddeleri ile bu düzenlemelere dayanılarak tesis edilen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 22/10/2024 tarihinde, davacı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili Av. ...'nun ve davalı idareler Tarım ve Orman Bakanlığı vekilleri Hukuk Müşaviri … ve Hukuk Müşaviri …'ın, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili Hukuk Müşaviri ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanan "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği" 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve … sayılı yazısıyla; dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1., 3. ve 6. fıkraları ile 13. maddesine yer verilmek suretiyle Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçmekte olan sulama kanallarının her iki tarafında bulunan ve ilgili Belediyelerin araç ve yaya trafiğine açtığı kanal servis yollarında olabilecek can ve mal kayıplarına karşı gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiği, özellikle, Tepebaşı ilçesi Ertuğrulgazi, Yeşiltepe ve Sakintepe Mahalleleri içerisinden geçen Sulama Kanalı (sol ana kanal) etrafına başta olmak üzere, Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçen tüm kanal ile kanal servis yolları arasına korkuluk, bariyer, tel çit, uyarıcı ikaz levhaları ve olası bir suya düşme ihtimaline karşı şamandıra can simidi vb. gibi yapısal koruyucu güvenlik tedbirlerinin, dava konusu Yönetmeliğe uygun olarak ivedilikle yapılması gerektiği bildirilmiştir. Davacı tarafından, yukarıda anılan işlemin ve dayanağı Yönetmeliğin 11. ve 13. maddelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idareler tarafından, davacının, Yönetmeliğin 11. maddesinin 2., 4., 5., ve 7. fıkraları yönünden işbu davayı açmakta subjektif ehliyetinin bulunmadığı, davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. Aktarılan açıklamalar ışığında, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesi incelendiğinde; maddenin 4. fıkrasında, "Köy ve mahalle muhtarlıkları, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında duyuru ve ilan gibi yollarla ya da yazılı ve sözlü olarak veya uygun diğer vasıtalarla köy veya mahalle halkını uyarır." kuralına yer verilerek tümüyle köy ve mahalle muhtarlıklarının sorumluluk alanına yönelik düzenleme yapıldığı, diğer yerel yönetimler ve bu arada belediyeler açısından herhangi bir kural getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Üye Sayın …'ın, davacı Belediyenin, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasına yönelik olarak da dava açmakta menfaati olduğu yönündeki azlık oyuna karşılık, anılan düzenlemenin belediyeleri ilgilendirmediği, dolayısıyla davacı Belediyenin hak ve menfaatlerini etkilemediği, bu nedenle anılan düzenlemenin iptalini istemekte kişisel, güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı idarelerin, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin diğer fıkralarına yönelik ehliyet itirazına gelince; - 2. fıkrada, mülki idarelerin, gerektiğinde yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde su yapılarında özel güvenlik personeli veya belediye zabıta personeli görevlendireceğinin kurala bağlanması suretiyle belediyelerin hukukunu doğrudan etkilediği, - 5. fıkrada, kamu kurum ve kuruluşlarının gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini Yönetmeliğe ekli Rehbere uygun olarak alacaklarının kurala bağlandığı, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu olan belediyelerin bir kamu kuruluşu olması nedeniyle anılan fıkra kapsamında kaldığı, - 7. fıkrada da, kamu kurum ve kuruluşlarının, ilgili diğer mevzuattan, sözleşmelerden ve taahhütlerinden kaynaklanan sorumluluklarının saklı tutulması suretiyle yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu (kamu kuruluşu) olan belediyeler hakkında kural sevk ettiği, görülmektedir. Dolayısıyla, davalı idarelerin, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin diğer fıkralarına yönelik ehliyet itirazı belediyeler ile dava konusu düzenlemeler arasında doğrudan, kişisel, güncel ve meşru menfaat ilişkisinin, dolayısıyla belediyelerin subjektif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Her ne kadar, uygulama işleminin tesisi üzerine açılan işbu davanın, uygulama işleminde dayanak olarak gösterilen Yönetmelik madde ve fıkraları ile sınırlı olarak açılması gerektiği, bu kısımları aşkın iptal isteminin süre aşımı nedeniyle esasının incelenmeyeceği düşünülebilir ise de; uygulama işlemine konu Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçen kanal ile kanal servis yolları için alınacak bütün koruyucu ve uyarıcı güvenlik tedbirlerinin, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 2., 5., ve 7. fıkralarında belediyeler açısından öngörülen yükümlülükler (özel güvenlik veya belediye zabıta personeli görevlendirme, Yönetmeliğe ekli Rehbere uygun gerekli koruyucu güvenlik tedbirleri alma, mevzuat vs. kaynaklanan yükümlülükleri saklı tutma) kapsamında kaldığı, bir başka ifadeyle anılan fıkralardaki kuralların da uygulama işleminde bahsedilen güvenlik tedbirlerinin dayanağını teşkil ettiği, salt dava konusu uygulama işleminde Yönetmeliğin 11. maddesinin 2., 5., ve 7. fıkralarına atıf yapılmamış olmasının, yargılama makamının aktarılan yorumuna engel olmayacağı sonucuna varıldığından, anılan fıkralar yönünden de uyuşmazlığın esasının incelenmesi uygun görülmüştür. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne; "Mahalli idareler" başlıklı 127. maddesinde, "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir. Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir. ... Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. ..." hükmüne yer verilmiştir. 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un; 55. maddesinde, "Bu kanunun gerekli görülen hükümlerinin uygulama şekilleri yönetmelikle tesbit olunur." kuralına; Ek 12. maddesinde, "8/3/2011 tarihli ve 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanununa göre tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesisleri DSİ tarafından işletilir veya ilgili idarenin talebi ve DSİ’nin teklifi üzerine bağlı olduğu Bakan tarafından onaylananlar, işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilmek üzere; a) Büyükşehir belediyesinin görev alanı içinde kalan yerlerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına devredilebilir, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları tarafından devralınan sulama tesisleri su ve kanalizasyon idarelerine veya ilçe belediyelerine devredilebilir. b) Büyükşehir belediyesi dışında kalan yerlerde ise belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilir. Birinci fıkraya göre sulama tesislerini devralan idareler bu tesisleri inşa maksatlarına uygun olarak işletmekle, bunların bakım ve onarım hizmetlerini yapmakla, proje alanında DSİ tarafından gerekli görülen sulama ve drenaj maksatlı ilave yapıları projelendirip inşa etmekle, rehabilitasyonunu yapmak veya yaptırmakla, bu Kanun gereğince tahakkuk ettirilecek varsa ortak işletmeye ait bedelleri ödemekle, sulama tesisinden faydalananlardan alınacak su kullanım hizmet bedelini Bakan tarafından tespit edilen en düşük ücret tarifesinden aşağı olmamak üzere belirlemekle görevlidir. Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilir." kuralına yer verilmiştir. 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün kuruluş ve görevlerinin düzenlendiği Onuncu Bölümünde yer alan, "Kuruluş" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, merkezi Ankara’da bulunan özel bütçeli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. (2) Genel Müdürlüğün kısa adı DSİ’dir. " "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinde, "(1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: a) Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek. b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak. ... g) Bu maddede belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek. ğ) Bu maddede belirtilen işlerle ilgili olmak üzere rasat, tecrübe, istatistik, araştırma ve her türlü istikşaf işlerini yapmak; ... h) Bu maddede belirtilen işlerin her türlü etüt ve projelerini yapmak veya yaptırmak. ... n) Kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak. ..." kuralı; "Ortak Hükümler" alt başlıklı 57. Bölümünde yer alan, "Koordinasyon ve işbirliği" başlıklı 795. maddesinde, "Bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşları, hizmet alanına giren konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili kurumlara danışmak ve gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumludur." kuralı; "Düzenleme yetkisi" başlıklı 796. maddesinde, "Bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşları, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilir. " kuralı yer almıştır. Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini, İfade eder" kuralına; "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı ... hizmetlerini yapar veya yaptırır. ... (4) Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir. (5) Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır. (6) Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar. (7) Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebilir. ..." kuralına; "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak. ... e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek. ..." kuralına yer verilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Büyükşehir belediyesi: Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini, .. c) İlçe belediyesi: Büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçe belediyesini, ifade eder." kuralına; "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: ... r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak. ... (3) İlçe belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır: a) Kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak. ..." kuralına; "Büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 10. maddesinde, "Büyükşehir ve ilçe belediyeleri; görevli oldukları konularda bu Kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan 6200 sayılı Kanun'un 55. maddesi ile 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 07/11/2019 tarihli, 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan dava konusu "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği"nin; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik; a) DSİ tarafından işletilen, b) Mülkiyeti DSİ’ye ait olmakla birlikte devir sözleşmesi ile işletme ve bakım sorumluluğu devredilen, su yapılarını kapsar. ..." kuralı; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte geçen; a) DSİ: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünü, b) İşleten: DSİ mülkiyetinde bulunan su yapılarının işletme, bakım ve yönetim sorumluluğunu devralan ve fiilen yürüten gerçek ve tüzel kişileri, ... d) Koruyucu güvenlik tedbirleri: Su yapılarının arz edebileceği risk ve tehlikelere karşı ve bunlardan kaynaklanabilecek zararların önlenmesi ile can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak uyarıcı ve koruyucu güvenlik tedbirlerini, e) Meskûn mahal: İmar mevzuatı kapsamında izinsiz yapılan yapılar ile yapı kayıt belgesi verilmeyen yapıların bulunduğu alanlar hariç olmak üzere; il, ilçe, kasaba, köy, mezra gibi insanların sürekli veya geçici olarak ikamet ettikleri; yol, su, elektrik, ulaşım, kanalizasyon, çevre aydınlatması gibi kamu hizmetlerinden yararlandıkları toplu hayat alanları ve bu alanların bitiminden itibaren beş yüz metre mesafedeki alanları, ... g) Mülki idareler: Valilikleri ve kaymakamlıkları, ğ) Rehber: Su yapılarında alınacak koruyucu güvenlik tedbirleri ile uygulama şekillerini ve alınan tedbirlerin kontrolüne ilişkin düzenlemelerin yer aldığı EK-1’deki rehberi, h) Servis yolu: Su yapılarının inşa, işletme, bakım, onarım, tadil veya ıslahı amacıyla ya da su yapılarına özgü olarak yapılan ve kullanılan yolları, ı) Su yapıları: Su kaynaklarından faydalanmak ve zararlarını önlemek maksadıyla yapılan her türlü yapı ile bunların tamamlayıcı tesisleri ve depolama alanlarını, i) Yapısal koruyucu güvenlik tedbirleri: Rehbere göre değerlendirilen risklerin azaltılması veya önlenmesi maksadıyla gerçekleştirilen fiziki tedbirleri, j) Yapısal olmayan koruyucu güvenlik tedbirleri: Rehbere göre değerlendirilen risklerin azaltılması veya ortadan kaldırılması maksadıyla bilgilendirme, sesli ve yazılı duyuru gibi tedbirleri, k) Yerel yönetimler: Büyükşehir belediyelerini, il özel idarelerini, belediyeleri ve köy muhtarlıklarını, ifade eder." düzenlemeleri; "İlkeler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Su yapıları; koruyucu güvenlik tedbirlerini ihtiva edecek şekilde tasarlanır, planlanır, projelendirilir, projesine uygun olarak inşa edilir ve işletilir. Su yapılarına ait etüt, plan, proje ve rapor gibi belgelerde işletme sonrası da dikkate alınarak muhtemel tehlikeler, sebep olabileceği kaza ve kayıplar ile bunlara karşı alınacak koruyucu güvenlik tedbirleri belirtilir. ... (8) Yerel yönetimler; koruma alanlarında ikamet eden, faaliyette bulunan, mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahibi olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarını; su yapılarından kaynaklanabilecek tehlikeler, bunların sebep olabileceği kaza ve kayıplar ile zarara maruz kalmamak için dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirir ve uyarır. (9) Koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mevzuattan kaynaklanan görev ve sorumlulukları saklıdır." düzenlemeleri; "DSİ ve işletenlerin sorumluluğu" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirleri; ön inceleme, etüt, planlama, proje ve inşaat aşamalarında DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından belirlenir ve uygulanır. (2) DSİ tarafından işletilen tesislerde koruyucu güvenlik tedbirlerinin bakım, onarım ve kontrolü DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından; işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu devredilen tesislerde ise işletenler tarafından gerçekleştirilir. (3) Tesislerin işletilmesi esnasında değişen şartlara bağlı olarak Rehberde yer alan açıklamalar doğrultusunda belirlenecek ilave koruyucu güvenlik tedbirleri DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilir veya devir sözleşmesi hükümleri doğrultusunda, DSİ Bölge Müdürlüklerinin onayını almak şartıyla, işletenler tarafından gerçekleştirilir. (4) Bu Yönetmelikle DSİ veya tesislerin işletme, bakım ve yönetim sorumluluğunu devralanlara verilen görev ve sorumluluklar, bütçe imkânları doğrultusunda hazırlanacak programlar çerçevesinde yerine getirilir. (5) DSİ Bölge Müdürlüğü ve işletenler su yapılarında yaşanan kaza ve kayıpları, bunlara ilişkin idari ve adli süreçler ile bunların sonuçlarını kaydeder ve raporlar. İşletenler bu raporları DSİ Bölge Müdürlüklerine iletirler." düzenlemeleri; "Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Mülki idareler, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, köy ve mahalle muhtarlıkları ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken tedbirleri alır ve bu konuda DSİ Bölge Müdürlüklerini bilgilendirir. (2) Mülki idareler, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında yetki alanlarında ikamet edenlere bildirimde bulunur. Okullarda, kamu kurumlarında, kamusal ve sosyal alanlarda bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirir. Lüzumu halinde yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde su yapılarında özel güvenlik personeli veya belediye zabıta personeli görevlendirir. (3) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve il özel idareleri, kamuoyuna yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapar. Baraj veya hidroelektrik santrallerden afet, taşkın yönetimi, arıza gibi olağandışı durumlarda su tahliyesi veya sulama tesislerine su verilmesi öncesinde DSİ Bölge Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde kamuoyunu uyarır. DSİ Bölge Müdürlüğü ve mülki idare ile koordineli bir şekilde su yapılarında lüzumu halinde zabıta görevlendirir. Su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında, faaliyette bulunan, mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahibi olan kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına bildirimde bulunur. ... (5) Kamu kurum ve kuruluşları, su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirdikleri çalışmalarında ve yaptıkları faaliyetlerde kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, hayat ve mülkiyet haklarının korunması için gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini Rehbere uygun olarak alırlar. (6) Yerel yönetimler, su yapılarının inşa edildiği dönemde meskûn mahal olmayan, ancak daha sonra meskûn mahal sınırlarında kalan yerlerde gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini, DSİ Bölge Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda alırlar. (7) Kamu kurum ve kuruluşlarının, ilgili diğer mevzuattan, sözleşmelerden ve taahhütlerinden kaynaklanan sorumlulukları saklıdır." düzenlemeleri; "Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddesinde, (1) Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde; koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur." düzenlemeleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: a) Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin (4. fıkra hariç olmak üzere) incelenmesi: Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121., 795. ve 796. maddeleri uyarınca, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)'nün, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, kullanılmış suları tekrar kazanmak maksadıyla gerekli tesisleri yapmak veya yaptırmak, belirtilen işlerin her türlü etüt ve projelerini yapmak veya yaptırmak, belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek ile görevli olduğu; bu kapsamda anılan konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili kurumlar ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumlu bulunduğu; aynı zamanda bahse konu görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu açıktır. Öte yandan, yukarıda aktarılan belediye mevzuatı uyarınca, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin de, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla su ve kanalizasyon gibi kentsel altyapı hizmetlerini yapmak veya yaptırmak, içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak, bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek, belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak ile görevli olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca 6200 sayılı Kanun'un ek 12. maddesi uyarınca, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu'na göre tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesislerinin DSİ tarafından işletilmesi asıl olmakla birlikte, bu tesislerden DSİ tarafından işletilmeyenlerin, büyükşehir belediyesinin görev alanı içinde kalan yerlerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına devredilebilmesi, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları tarafından devralınan sulama tesislerinin de su ve kanalizasyon idarelerine veya ilçe belediyelerine devredilebilmesi, büyükşehir belediyesi dışında kalan yerlerde ise belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilmesi mümkün olup; büyükşehir belediyeleri veya belediyeler tarafından devralınan sulama tesislerinin, inşa maksatlarına uygun olarak işletilmesi, bakım ve onarım hizmetlerinin yapılması, ilave yapıların projelendirip inşa edilmesi ve rehabilitasyonunun yapılması, ilgili büyükşehir belediyeleri veya belediyelere ait bulunmaktadır. 6200 sayılı Kanun, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belediye ve büyükşehir belediyesine dair mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; DSİ'nin yukarıda aktarılan su tesislerini/su yapılarını (taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler, sulama tesisleri, kullanılmış suları tekrar kazanmak maksatlı tesisler) inşa etme, işletme, bakım ve onarımını yapma konularında ülke genelinde aslî görevli olduğu anlaşılmakta ise de; belediye ve büyükşehir belediyelerinin de kendi sorumluluk sınırları içerisinde su ve kanalizasyon tesislerini bizzat kurma, işletme, bakım ve onarımını yapma veya DSİ'den devraldığı halihazırda kurulu bulunan sulama tesislerini işletme, bakım ve onarım hizmetlerini görme görev ve sorumluluğu olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, belediye ve büyükşehir belediyelerinin, 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 5216 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, kendi görev, yetki ve sorumluluk alanlarında DSİ tarafından inşa edilmiş olup da işletmesi kendilerince devralınmamış olan su yapılarına yönelik koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusunda da belde sakinlerinin sağlık, esenlik ve güvenliğini korumak amacıyla görev ve sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kuşkusuz, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin kendi kanunlarından doğan bu görev ve sorumluluk; su yapısını inşa edip işleten DSİ'nin (veya devralan kuruluşun) bakım, onarımını yapma ve koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusundaki görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, 6200 sayılı Kanun'un ek 12. maddesi, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesi uyarınca, DSİ tarafından inşa edilip işletilen bahse konu su yapılarının bakım, onarımını yapma ve koruyucu güvenlik tedbirlerini alma konusundaki aslî görev ve sorumluluk DSİ'ye (ve/veya DSİ'den devralan kuruluşa) ait bulunmaktadır. Nitekim, uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin "DSİ ve işletenlerin sorumluluğu" başlıklı 10. maddesinde, su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirlerinin; ön inceleme, etüt, planlama, proje ve inşaat aşamalarında DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından belirlenip uygulanacağı; DSİ tarafından işletilen tesislerde koruyucu güvenlik tedbirlerinin bakım, onarım ve kontrolü ile tesislerin işletilmesi esnasında değişen şartlara bağlı olarak Rehberde yer alan açıklamalar doğrultusunda belirlenecek ilave koruyucu güvenlik tedbirlerinin DSİ Bölge Müdürlükleri tarafından; işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu devredilen tesislerde ise işletenler tarafından gerçekleştirileceği açıkça kurala bağlanmış; böylelikle aslî sorumluluğun DSİ veya işletene ait olduğu, yönetmelik koyucu olan davalı DSİ tarafından da açıkça kabul edilmiştir. Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin dava konusu 11. maddesinde ise özetle, DSİ tarafından inşa edilip DSİ veya -belediye/büyükşehir belediyesi hariç- devralan kuruluş tarafından işletilen Yönetmelik kapsamındaki su yapılarına yönelik olarak; yerel yönetimlerin, DSİ ile koordineli bir şekilde, su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gerekli güvenlik ve koruyucu tedbirlerini alma, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme, zabıta görevlendirme, oluşabilecek tehlikeli ve olağan dışı hallerde ilgilileri ve kamuoyunu uyarma konusundaki sorumluluklarının düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla, dava konusu 11. maddenin, DSİ ile belediyeler ve büyükşehir belediyelerinin çakışan görev ve sorumluluk alanlarındaki (belediye ve büyükşehir belediye sınırlarındaki) DSİ tarafından inşa edilip DSİ veya -belediye/büyükşehir belediyesi hariç- devralan kuruluş tarafından işletilen su yapılarına yönelik koruyucu tedbirlerin alınması noktasında koordinasyonun sağlanmasına yönelik olduğu; belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin, yerel yönetim vasıflarından ötürü, gözetim ve denetim faaliyetlerini sürekli yapabildikleri, belde sakinlerinin ihtiyaç ve sorunlarını, su yapılarının ve servis yollarının kullanım amaçlarını ve fiili durumlarını net olarak tespit edebildikleri, sorun ve ihtiyaçlara yönelik daha hızlı müdahale etme imkanlarının bulunduğu gözetilerek, herhangi bir can ve mal kaybına yol açılmaksızın gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin bütüncül, ivedi, tam ve etkili şekilde alınması amacıyla, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 795. maddesi uyarınca DSİ'ye verilen koordinasyon görevi çerçevesinde, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin, kendi kanunlarından doğan belde sakinlerinin mahallî müşterek ihtiyacı niteliğindeki su yapılarının koruyucu güvenlik tedbirlerini alma görevinin kapsam ve sınırlarının açıklanmasından, uygulamada ortaya çıkan tereddüt ile görev ve yetki çatışmasının giderilmesinden ve yeknesaklığın sağlanmasından ibaret bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, DSİ tarafından inşa edilip DSİ veya devralan kuruluş tarafından işletilen dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesi kapsamındaki su yapılarına yönelik olarak koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması ve uygulanması konusunda aslî yetkili idare olan davalı DSİ tarafından; söz konusu koruyucu güvenlik tedbirlerinin bütüncül, ivedi, tam ve etkili şekilde alınması amacıyla, kendi kanunları gereği bu tedbirleri almakla yükümlü olan belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin anılan faaliyetlerinin koordinatör kurum sıfatıyla düzenlenmesine yönelik dava konusu kurallarda yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu düzenlemelerin -belediyeler ile büyükşehir belediyeleri yönünden- hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı Belediye tarafından, Anayasa hükmü gereği görev ve sorumluluklarının kanunla düzenlenmesi gerekirken, kanuni görev tanımları içerisinde yer almayan dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesiyle getirilen yükümlülüklerin Anayasaya ve vesayet denetimi ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; yukarıda aktarıldığı üzere, 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 5216 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, belediyeler ile büyükşehir belediyelerinin kendi görev, yetki ve sorumluluk alanlarında DSİ tarafından inşa edilmiş olup da işletmesi kendilerince devralınmamış olan su yapılarına yönelik koruyucu güvenlik tedbirlerini alma görev ve sorumluluğu bulunduğundan, bu iddia yerinde görülmemiştir. b) Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin incelenmesi: Dava konusu kural, mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile su yapılarının inşa, işletme, bakım, onarım, tadil veya ıslahı amacıyla ya da su yapılarına özgü olarak yapılan ve kullanılan servis yollarının ve diğer unsurlarının amacı dışında kullanılamayacağını, bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik tedbirlerinin, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınacağını; amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşların sorumlu olacağını düzenlemektedir. Tazminat hukukunun temel ilkesi, herkesin kusurlu, yani hukuka aykırı fiil ve faaliyetlerinden doğan zarardan kural olarak (sorumluluğu ortadan kaldıran sebepler bulunmadıkça) sorumlu olduğudur. Bu nedenle idare hukukunda, hizmet kusuru, idarenin asli ve öncelikli sorumluluk sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda, DSİ tarafından su yapısı, servis yolu ve diğer unsurları şeklinde kullanılmak üzere inşa edilip işletilen yapıların, aktarılan amacı dışında kullanılması halinde, bu izinsiz kullanıma (hukuka aykırı fiile) bağlı olarak koruyucu güvenlik tedbirlerini alma ve doğan zararları giderme sorumluluğu, kural olarak, amaç dışında kullanan kişi veya kuruluşlara ait olacaktır. Bununla birlikte, dava konusu kuralın; bahse konu su yapıları ile bütünleyici parçalarının işletilmesi, bakım ve onarımının yapılması, koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, denetim ve gözetim faaliyetlerinin yürütülmesi noktasında kanunla DSİ'ye veya diğer idarelere verilen görev ve sorumlulukları ortadan kaldırmayacağı gibi; yargı organlarının, önüne gelen somut olayda, bahse konu su yapısı ile bütünleyici parçalarını amacı dışında kullanan kişi ve kurumların yanı sıra DSİ ve/veya diğer idareler aleyhine (gerektiği takdirde bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre belirlenecek kusur oranları dikkate alınarak) tazmin hükmü kurmasına engel olmayacağı da açıktır. c) Dava konusu uygulama işleminin incelenmesi: Dava konusu Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve … sayılı işleminde; Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçmekte olan sulama kanallarının her iki tarafında bulunan ve ilgili Belediyelerin araç ve yaya trafiğine açtığı kanal servis yollarında olabilecek can ve mal kayıplarına karşı gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiği, özellikle, Tepebaşı ilçesi Ertuğrulgazi, Yeşiltepe ve Sakintepe Mahalleleri içerisinden geçen Sulama Kanalı (sol ana kanal) etrafına başta olmak üzere, Eskişehir merkezi meskun mahallerinden geçen tüm kanal ile kanal servis yolları arasına korkuluk, bariyer, tel çit, uyarıcı ikaz levhaları ve olası bir suya düşme ihtimaline karşı şamandıra can simidi vb. gibi yapısal koruyucu güvenlik tedbirlerinin, ekte bulunan Yönetmeliğe uygun olarak ivedilikle yapılması gerektiği bildirilmiştir. Buna göre; yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen Yönetmelik kurallarına dayanılarak, herhangi bir can ve mal kaybına yol açılmaksızın gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin bütüncül, ivedi, tam ve etkili şekilde alınması amacıyla tesis edilen dava konusu uygulama işleminde de hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden DAVANIN EHLİYET NEDENİYLE REDDİNE, 2. 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. maddesi (4. fıkrası hariç) ve 13. maddesinin, büyükşehir belediyeleriyle sınırlı olarak iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve … sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasanın 127. maddesinde, mahalli idarelerin il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleri olduğu, mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği; 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır. Anayasanın bu amir hükmüne göre, kamu idareleri, görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir. Kanunlar nitelikleri itibarı ile soyut hukuk normlarıdır. Yönetmelikler ise amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmamak üzere, kanunların somut olaylara uygulanmasını sağlamak üzere hazırlanarak yürürlüğe konulan düzenleyici işlemlerdir. Bir başka deyişle, Yönetmelikler hukuk kuralları sıralamasında, Anayasa, kanun ve kararnamelerden sonra dördüncü sırada yer almaktadır ve dolayısıyla daha somut ve ayrıntılı hükümleri içerirler. Yönetmeliklerin hukuk alanında en geniş uygulama alanına sahip düzenleyici işlem olduğu da kabul edilen bir husustur. Düzenleyici işlemlerin daha üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması gerekir. Bu bağlamda yönetmeliklerin Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması gerekmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları...; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır..." kuralına yer verilmiş; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek" belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında arasında sayılmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği, su yapıları ile etkileşim içinde olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile gerçekleşmesi muhtemel zararların önlenmesine yönelik olarak su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerine dair usul ve esasları belirlemek amacıyla 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesine ve 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. ve 796. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Yönetmeliğin dayanağı olan bu maddelere bakıldığında, 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesinde DSİ'nin görev ve yetkileri sayılmış, Yönetmeliğin diğer dayanak maddelerinde de DSİ'nin görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenleme yapma yetkisinin olduğu belirtilmiştir. Dava konusu edilen Yönetmeliğin "Kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu" başlıklı 11 maddesi; "(1) Mülki idareler, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, köy ve mahalle muhtarlıkları ile ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken tedbirleri alır ve bu konuda DSİ Bölge Müdürlüklerini bilgilendirir. (2) Mülki idareler, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında yetki alanlarında ikamet edenlere bildirimde bulunur. Okullarda, kamu kurumlarında, kamusal ve sosyal alanlarda bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirir. Lüzumu halinde yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde su yapılarında özel güvenlik personeli veya belediye zabıta personeli görevlendirir. (3) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve il özel idareleri, kamuoyuna yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapar. Baraj veya hidroelektrik santrallerden afet, taşkın yönetimi, arıza gibi olağandışı durumlarda su tahliyesi veya sulama tesislerine su verilmesi öncesinde DSİ Bölge Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde kamuoyunu uyarır. DSİ Bölge Müdürlüğü ve mülki idare ile koordineli bir şekilde su yapılarında lüzumu halinde zabıta görevlendirir. Su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında, faaliyette bulunan, mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahibi olan kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına bildirimde bulunur. (4) Köy ve mahalle muhtarlıkları, su yapılarının neden olabileceği tehlikeler ile korunma yolları ve dikkat edilmesi gereken konular hakkında duyuru ve ilan gibi yollarla ya da yazılı ve sözlü olarak veya uygun diğer vasıtalarla köy veya mahalle halkını uyarır. (5) Kamu kurum ve kuruluşları, su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirdikleri çalışmalarında ve yaptıkları faaliyetlerde kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, hayat ve mülkiyet haklarının korunması için gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini Rehbere uygun olarak alırlar. (6) Yerel yönetimler, su yapılarının inşa edildiği dönemde meskûn mahal olmayan, ancak daha sonra meskûn mahal sınırlarında kalan yerlerde gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerini, DSİ Bölge Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda alırlar. (7) Kamu kurum ve kuruluşlarının, ilgili diğer mevzuattan, sözleşmelerden ve taahhütlerinden kaynaklanan sorumlulukları saklıdır." şeklinde, Amaç dışı kullanım" başlıklı 13. maddesi " Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde; koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün genel düzenleme yetkisi kapsamında yaptığı dava konusu düzenlemeler ve yukarıda bahsedilen mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sadece kendi yetki ve görev alanına ilişkin konularda düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve sorumluluk alanlarını ilgilendiren konularda davalı DSİ'ye düzenleme yapma yetkisi veren bir yasa hükmünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu edilen düzenlemelerin ve buna dayanılarak tesis edilen işlemin davalı idareye tanınan yetkinin kapsamını aşacak şekilde kurallar öngörmesi nedeniyle yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin dava konusu 11. (4. fıkrası hariç) ve 13. maddeleri ile bu düzenlemelere dayanılarak tesis edilen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ... Bölge Müdürlüğünün ... tarihli, … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz. (XX) - KARŞI OY: Davacı Büyükşehir Belediyesinin, 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasına yönelik olarak da dava açmakta menfaati bulunmakta olup; bu fıkra yönünden de dava konusu düzenlemenin yukarıda yer alan azlık oyu gerekçesi doğrultusunda iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.