Başvuru, iş kazasının tespiti istemli davada Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeden ve yetersiz gerekçe ile aleyhe karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iş kazasının tespiti istemli davada Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeden ve yetersiz gerekçe ile aleyhe karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/12/2013 tarihinde Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 21/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 2/2/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ve müştereklerine ait bina inşaatında çalışırken 21/5/2008 tarihinde kaza geçiren davacı tarafından, başvurucu ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) olayın iş kazası olduğunun tespiti istemiyle dava açılmıştır. Mahkeme 25/5/2011 tarihli ve E.2010/684, K.2011/216 sayılı kararıyla davanın kabulüne ve olayın iş kazası olduğunun tespitine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir: “Davacının çalıştığı şirketten ve SGK dan şahsi sicil dosyası, ücret bordroları, taraflar arasında yapılan sözleşme ve SGK müfettişi raporu istenilerek dosyaya konmuş, gösterilen tanıklar dinlenmiş ve mahkememize ibraz edilen tüm belgeler alındıktan sora olayın iş kazası olup olmadığı yönünden rapor alınmak üzere dosya bilirkişi heyetine verilerek alınan 2011 tarihli raporda 2008 tarihinde meydana gelen kazanın 506 sayılı yasanın maddesine göre bir iş kazası olduğu ve kazanın oluşunda davalı işveren Bahattin Gül ve müştereklerinin %80 kazalı işçi A.B.’nin %20 oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya alınan belge içerikleri, tanık anlatımları ve bilirkişi heyeti raporu göz önüne alındığında; Davalı SGK merkezinin Ankara olması nedeniyle davaya Ankara İş [M]ahkemesinde bakılabileceğinden bir kısım davalıların yetki itirazı dikkate alınmamış, 2008 tarihinde davalı Bahattin Gül ve müşterekleri adına işlem gören Mirzan mahallesi çevik sokak 4 numara Bingöl adresinde bulunan özel bina inşaatında işçi olarak çalışan davacı A.B. [k]at balkonuna çıkarak halata kendir ipi bağlı 1 mt uzunluğundaki, korkuluk demirlerini yukarı çektikten sonra içeri almak isterken, demirlerin inşaatın yakınından geçmekte olan elektrik tellerine değmesi sonucu cereyana çarpılarak yaralandığı, kazanın davalı işverenlerin yükleminde buluna[n] bina inşaatını yapımı sırasında ve mesai saatleri içerisinde meydana geldiği anlaşıldığından davacının geçirdiği kazanın 10 sayılı yasanıncü maddesi (506 sayılı yasanın maddesi) ne göre kazanın bir iş kazası olduğunun tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Başvurucu, kaza geçiren davacı ile aralarındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil, istisna (eser) sözleşmesine dayandığını, bu nedenle olayın iş kazası olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiş; Yargıtay Hukuk Dairesi 16/4/2013 tarihli ve E.2012/13947, K.2013/7605 sayılı ilamıyla anılan kararı onamıştır. Başvurucu, onama ilamının kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle kararı 5/11/2013 tarihinde öğrendiğini belirterek 3/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun maddesi şöyledir: “İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) ( Değişik bend: 17/04/2008-5754 S.K./mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) ( Değişik bend: 17/04/2008-5754 S.K./mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır. …” 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “A) İş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır: a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, c) Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında. B) Meslek hastalığı, sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir. …” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.”