12. Hukuk Dairesi 2022/8675 E. , 2023/1752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki itiraz ve şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şar
**12. Hukuk Dairesi 2022/8675 E. , 2023/1752 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki itiraz ve şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; yetkilisi olduğu şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürülmek suretiyle kullanılması amacıyla açığa imza atılan boş kağıtların avukat olan alacaklıya verildiğini, boş kağıtlardan birinde bulunan imzanın görüntüsünün alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinin de bilgisayar ortamında sahte bir şeklide oluşturulduğunu, bu nedenle senetteki keşideciye atfen atılmış imzaya itiraz ettiğini, sahte senetten dolayı borcu olmadığını bu nedenle borca, imzaya, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek takibin İİK’nın 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına ve alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; imzaya açık bir itiraz olmadığını, senet üzerindeki yazı ve imzanın borçluya ait olduğunu, aynı senedin daha önce icra takibine konu edildiğini borçlunun bu takipte imzaya itiraz etmediğini bu nedenle imza itirazında bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere imzanın açığa atıldığının kabulü halinde dahi imzanın kötüniyetli kullanıldığına dair aynı kuvvetle yazılı delil sunulması gerektiğini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesin talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet aslı sahtecilik ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek yaptırılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın ve takip durdurulmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan raporda senette fulaj izi bulunmadığı tespit edildiği halde çelişkili bir biçimde keşideci imzasının ıslak imzalı olduğu sonucuna varıldığını, senet altındaki imzanın sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği, fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için ATK’dan rapor alınmasını talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin kabul edilmediğini, raporun çelişkili olup hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığını, bilirkişinin rapor içeriğinden senette ıslak imza olmadığının açıkça anlaşıldığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve imzaya, borca, faiz oranına, tüm ferilerine itirazlarının kabulü ile takibin İİK 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, bonodaki imzanın kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bu rapora göre takip dayanağı senedin düzenleyenin imzası ile birlikte TTK'nın 776-(1) maddesinde sayılan yasal ve zorunlu unsurları içeren kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda imzaya açıkça itiraz ettiği halde icra mahkemesince itiraza konu imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmadığı, ancak davacı borçlunun istinaf başvurusunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmediği, kamu düzenine ilişkin olmayan bu hususta değerlendirilme yapılamayacağı, belirtilen bu gerekçeye göre ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; tüm aşamalarda imzaya itiraz ettikleri halde istinaf mahkemesince istinaf dilekçesinde imza itirazı ile ilgili istinaf nedeni olmadığına dair değerlendirmesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, itiraza konu imzanın borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, raporun çelişkili ve hükme elverişli olmadığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borca itiraz ve kambiyo vasfına yönelik şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 170/a ve ilgili madde hükümleri, TTK 776. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (M) Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı : Şikayetçi borçlunun, icra mahkemesine verdiği dilekçede, kambiyo senetlere özgü haciz yolu ile takibe dayanak olan bonoda kendisine atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu, bonodan kaynaklı bir borcunun olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettiği, İİK'nın 170/3 maddesi gereğince takibin durdurulmasını ve takip miktarı olan 120.000 Amerikan Dolarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Borçlu vekili dilekçesinde, takip öncesinde müvekkilinin avukatı konumunda olan alacaklıya, münferiden sahibi ve yetkilisi olduğu Noyan Giysi Üretim Ticaret Limited Şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürmek suretiyle kullanılması amacı ile açığa imza atılmak sureti ile verilen boş kağıtlardan birinde bulunan müvekkiline ait imzanın görüntüsünün davalı avukatı tarafından kötüniyetli bir şekilde, veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinde bilgisayar ortamında sahte bir şekilde doldurulup oluşturulan 20.08.2018 tarih, 15.06.2019 vadeli 715.000 USD (Amerikan Doları) bedelli senetteki keşideciyi atfen atılmış imzaya karşı itirazda bulunmuştur. Borçlu itirazında hem takibe konu bonoda imzasının bulunmadığı hem de başka amaçlarla atılan imzasının kopya olarak bilgisayar ortamında doldurulup bono haline getirildiğini, borçlunun borçlanma iradesinin bulunmadığını beyan ederek borca ve imzaya itiraz etmektedir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda tetkiki istenen husus başlığı altında "Tetkik konusu 20.08.2018 tanzim tarihli senetteki keşideci imzasının ıslak olup olmadığı, renkli fotokopi olmadığının tespiti" olarak belirtilmiştir. Raporda (a-1) başlığı alında "Grafolojik incelemelerde görüldüğü üzere hakiki ucunda kalem bulunan bilgisayar destekli aparatlar marifeti ile sahte imzalar oluşturmak mümkün olabilmektedir. Ancak bu tür olgularda imzaların başlangıç ve bitiriliş noktalarında naturel olmayan küt oluşumlar yer almakta, imza hatlarında doğal olarak yer alması gereken presyon varyantları görülmemekte, imza hatlarının monoton ve tek düze olduğu izlenmekte, imzaların işlerlik ve suret ögelerinin düşük seviyede olduğu belirtilmektedir." şeklinde bir açıklama yapıldıktan sonra tetkik konusu imzanın, fotokopi olmadığı, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğu kanaatine varılmıştır. Söz konusu raporda imzanın şikayetçi borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda İİK'nın 170/3 maddesinin göndermesi ile İİK'nın 60/a maddesinin 4. fıkrasına göre bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan imzanın borçlunun eli mahsulü olduğunun tespiti halinde borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bono üzerinde bir bulgu olup olmadığının da incelenmesi gereklidir. Bilirkişinin bu raporunda böyle bir kanaate varması halinde bononun unsurlarından olan kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve bu konuda ispat yükü kendisine ait olan davalının alacağını yerel mahkemelerde ispat etmesi gerektiğinden takibin İİK'nın 170/a maddesi kapsamında iptaline karar verilmesi gereklidir. Bu halde herkese karşı ileri sürülebilen senedin hükümsüzlüğü defi söz konusu olmaktadır. Bilirkişi raporunda sadece imzanın borçluya ait olduğunu tespit etmiş, başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bir saptama yapmamış ise bu durumda açığa imza söz konusu olacağından, bononun antlaşmaya aykırı doldurulduğunu borçlu tarafından yazılı delile ispatlanması gerekmektedir. Şikayetçi borçlu rapora itirazlarında takip dayanağı bonodaki imzanın hileli yollarla elde edildikten sonra sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu keşideci imzasının ıslak imza olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi ile yeniden rapor alınıması talebi reddedilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı İstinaf yoluna giden borçlu vekili borca ve imzaya itirazlarını tekrarlayarak, raporda imzanın arka yüzünde fulaj izi görülmediği tespit edildiği halde bu saptama ile çelişkili olarak ıslak imza olmadığı kanaatine vardığı, sahte olarak oluşturulan imzanın müvekkili borçlunun ıslak imzası olmadığını bu konularda yeniden rapor alınması gerektiğini beyan etmiştir. Aynı istinaf dilekçesinde alacaklının benzer bir olayda resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan yargılanıp, ... ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/46 Esas sayılı dosyasında 21.04.2021 de verilen karar ile sahtecilikten 3 yıl, dolandırıcılıktan 8 yıl hapis ve para cezasına mahkum olduğu da beyan edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda açıkça imzaya itiraz ettiğinin belirtildiği ve mahkemece imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapmadığı tespit edildiği halde, borçlunun istinaf başvurusunda imza itiazı ile ilgili bir istinaf sebebi ileri sürülmediği ve kamu düzenine ilişkin olmayan bir hususta dairemizce değerlendirme yapılamayacağı gerekçeleri ile HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinde istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir. Bölge Adliye mahkemesinin bu kararı borçlu vekilince temyiz edilmiş, temyiz dilekçesinde bölge adliye mahkemesinin bu gerekçesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu istinaf dilekçesinde defalarca itiraz edildiği dilekçenin hem konu hem de neticesi talep kısmında imzaya ve borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirtmiştir. Gerçekten de borçlu vekili hem rapora itiraz, hem de istinaf dilekçesinde aynı itirazlarını tekrarlamış borca ve imzaya itiraz etmiştir. Bu konudaki beyanlarında özetle borçluya ait imzanın görüntüsü, bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanılmak sureti ile kendisine atfen sahte olarak oluşturulan imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığı ileri sürülmüştür. Bu itiraz hem imzanın ıslak imza olmadığını, ıslak imza olduğu anlaşılsa dahi imzanın kendisine ait olmadığı itirazlarını kapsar. Dolayısı ile imzanın ıslak imza olduğu kanaatine varılması bu imza konusunda usulüne inceleme yapılmaksızın imzanın borçluya atfen atılı imza olduğunun kabulünü gerektirmez. Kaldı ki hükme esas alınan rapor metni ile ıslak imza olmadığı sonucuna varılması çelişkilidir. O halde mahkemece yapılması gereken ... bonoda borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olup olmadığının usulünce araştırılması, imzanın borçluya ait olduğunun tespiti halinde borçlunun iradesi ile atılıp atılmadığı konusunda bilirkişi tarafından senet üzerinde inceleme yapılması, raporda imzanın hileli yollarla elde edilmesi sonrasında sahte olarak düzenlendiği sonucuna varılır ise takibe konu belge İİK'nın 688/2 maddesinde belirtilen "Kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içermeyeceğinden ve dolayısı ile bono niteliği olmadığından takibin İİK'nın 170/a maddesi uyarında iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Borçlunun istinaf dilekçesinde takibe konu senet altında borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olmadığı şeklinde imza itirazını ve yukarıda ayrıntılı açıklandığı şekilde borca itirazını sürdürdüğü tespit edildiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin ve istinaf başvurunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediği gerekçesi somut olayla örtüşmemektedir. Öte yandan HMK'nın 355. maddesinde "İnceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırı gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir." hükmü hukuki sebeplerle ilgili olmayıp maddi vakıalarla ilgilidir. Bu madde ile istinaf isteminde bulunan yeni bir maddi vakıa ileri sürmez ise istinaf (bölge adliye) mahkemesinin istinaf dilekçesinde ileri sürmese bile kamu düzenine ilişkin maddi vakıaları da re'sen gözeteceği açıklanmaktadır. İstinaf incelemesi hukuki denetim bakımından temyiz aşaması ile eşdeğerdir. Temyizde ileri sürülen sebeplerle sınırlı olmaksızın inceleme yapılması kuralının kaynağı, hakimin hukuku re'sen uygulaması görevi (HMK m. 33) olması ile de uyumludur. Bu kural istinaf ve ilk derece mahkemesinde de aynen geçerlidir. Ancak istinaf mahkemesinde yapılan vakıa denetimi, hakimin hukuku re'sen uygulama görevinden ziyade, tarafların vakıa ve delillere ilişkin usul yükleri ile ilgilidir ve bu konulardaki denetim de taraflarca ileri sürüldüğü ölçüde yapılabilir. İstinaf ve temyiz denetimimin sınırları bu şekilde yorumlanarak her iki derece arasındaki uyum da sağlanmaktadır. Uyuşmazlık ile ilgili incelenebilecek konular üst dereceye çıktıkça azalmalı artmamalıdır. Tüm bu nedenlerle gerek istinaf gerekse temyiz aşamasında hukuka aykırılık kapsamındaki hususların re'sen incelenebilmesi sureti ile çözüme gidilmesinin kanunun anlam ve amacına daha uygun olduğu kanaatindeyim. Öte yandan istinaf aşamasında ileri sürülen ve bölge adliye mahkemesi tarafından hatalı olarak reddedilen veyahut incelenmeyen istinaf sebeplerinin temyiz aşamasında ve temyiz sebebi teşkil ettiği ölçüde incelenebileceğinden şüphe etmemek gerekir. Kuşkusuz bölge adliye mahkemesi ileri sürülen istinaf sebebini ret etmede hatalı olsa dahi ilgili sebep temyiz incelemesinin usul hukukuna ve maddi hukuka ilişkin kapsamı gözetildiğinde bozma kararı verilebilecek bir husus teşkil etmelidir. Ayrıca istinaf aşamasında açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, o aşamada kendiliğinden incelenmesi gereken hukuka aykırılık denetimi kapsamında kalan hususlarda temyiz inceleme konusu yapılabilir. (..., Medeni Usul Hukukunda Temyiz İncelemesinin Kapsam ve Sınırları. ... 2022 s. 251 ve devamı). Bu açıklanan nedenlerle istinaf dilekçesinde imza itirazı ve ilgili bir sebep gösterilmese dahi istinaf mahkemesi hukuka aykırılık kapsamında imza incelemesi yapmakla görevlidir. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.16.03.2023