T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/562 KARAR NO : 2025/1623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2020/467 Esas, 2024/20 Karar DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ili…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/562 KARAR NO : 2025/1623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2020/467 Esas, 2024/20 Karar DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Erzurum Şubesi ile dava dışı ...arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, davalının anılan sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, imzalanan sözleşmeler kapsamında anılan firmaya krediler kullandırıldığını, borçlu firmanın borçlarını ödememesi üzerine hesaplarının kat edildiğini ve noter ihtarı ile borçlulara bildirildiğini, söz konusu ihtarnamelere rağmen müvekkili bankanın alacağının ödenmemesi üzerine davalı borçlu hakkında Erzurum... İcra Müdürlüğünün 2016/...Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının anılan icra takibinde yetkiye, borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu beyanla davalının Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2016/...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının takip miktarının %20'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya ilişkin alacağına yönelik olarak Erzurum.... İcra Müdürlüğü 2016/... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, davacının aynı alacağa ilişkin aynı gün iş bu davaya konu Erzurum ...İcra Müdürlüğünün 2016/...Esasa sayılı dosyası ile de takibi başlattığını, davacının aynı alacak için mükerrer takip yaptığını, gerek işbu davanın sebebi olan icra dosyası gerekse Erzurum... İcra Müdürlüğü 2016/... Esas sayılı dosyasının aynı alacaktan doğduğunu, her iki icra takibinde de 1.113.182,26 TL talep edildiğini, davaya konu kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığını, ayrıca asıl borçlulara gönderilen hesap kat ihtarı tebliğlerinin de usulsüz olduğunu, bu sebeple temerrüt şartlarının oluşmadığını, davacının asıl borçlular hakkında yaptığı icra takibinin iptal edildiğini, bu sebeple asıl borçlu hakkındaki takibin iptal edilmesi nedeniyle kefil hakkında takip yapılamayacağını, davaya konu icra takibinde kaynağı belli olmayan alacak kalemlerinin bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 15.01.2024 tarihli kararla; "...Somut olayda; davacı banka ile dava dışı şirket arasında kredi genel sözleşmesinin imzalandığı, davalı borçlunun 28/01/2009 ve 13/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerine müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı, bu nedenle davalı borçluların sözleşmelerden kaynaklı borçtan dolayı sorumlu olduğu, buna göre yukarıda yapılan açıklamalarda belirtildiği üzere davalının BCH kredilerinden ve ticari kredili mevduat kredisi borcundan sorumlu olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya banka tarafından ihtarname keşide edildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalının temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Takip tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için alacak yönünden hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar geçen süre için sözleşmede belirlenen akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise %54 oranında temerrüt faizinin uygulanması gerekecektir. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda bu şekilde hesap yapıldığında 13/07/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı BCH kredilerine ilişkin asıl borç tutarının 643.887,35 TL, işlemiş faiz tutarının 12.555,80 TL, BSMV alacak tutarının ise 627,79 TL olduğu ve bu şekilde BCH kredilerinden toplam borcun 657.070,94 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun dosya içeriği ile uyumlu ve denetime el verişli olduğu anlaşılmakla mahkememizce raporda belirtilen hesaplamaya iştirak edilmiştir. Ancak takip talebinde BCH kredilerinden kaynaklı asıl borç tutarının 641.867,15 TL olarak talep edildiği anlaşılmış olup; taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl borç tutarının bu miktar üzerinden değerlendirilmesi gerekecektir. Bu durumda davalı borçlunun BCH kredilerinden kaynaklı 641.867,15 TL tutarında asıl alacak, 12.555,80 TL tutarında işlemiş faiz ve 627,79 TL BSMV olmak üzere toplam 655.050,74 TL tutarında borcunun bulunduğu anlaşılmış olup; BCH kredileri yönümnden davalı borçlunun bu tutar üzerinden itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Takip konusu edilen ticari kredili mevduat kredisinin ise 28/01/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı borçlunun kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte olan kanun uyarınca geçerli olduğu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda bu kredi yönünden 8.978,85 TL asıl alacak, 98,05 TL işlemiş faiz ve 4,90 TL BSMV olmak üzere toplam 9.081,80 TL tutarında borcun bulunduuğu anlaşılmış olup; bu tutar üzerinde davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı icra takip talebinde teminat mektubu tahsis edildiğini ve bu mektubun tazmin edildiğini belirterek alacak talebinde bulunmuştur. Gayrinakdi kredi niteliğinde olan teminat mektubunun tazmin edilmesi halinde nakdi krediye dönüşmesi halinde davacı alacaklı bu bedelin tahsilini isteyebilecektir. ancak teminat mektubunun tazmin edilerek nakde dönüştüğüne dair davacı alacaklı tarafından dosyaya herhangi bir delil veya belge sunmamıştır. Teminat mektubunun gayrinakdi kredi niteliğinde olduğu, genel kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefilin gayrinakdi kredilerden sorumluluğunun bulunduğuna dair herhangi bir hükmün bulunmadığı, gayrinakdi krediden bu durumda asıl borçlunun sorumlu olduğu, teminat mektubunun nakde dönüştüğüne dair dosyaya hesap hareketlerinin sunulmadığı anlaşılmakla davalının bu krediden kaynaklı borcunun bulunmadığı sonucuna varılmış olup; bu alcak yönünden davalının itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı icra takibinde taksitli ticari krediden kaynaklı alacak talebinde bulunmuş olup; bu kredinin 01/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis edildiği, davalı borçlunun eş rızasının bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığı, bu nedenle davalının bu alacaktan sorumluluğunun bulunmadığı ve itirazında haklı olduğu anlaşılmakla davacının bu alacak talebi yönünden de talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı icra takibine yönelik sunduğu itirazlarında herhangi bir borcunun bulunmadığını, ödeme emrine, borca, faize, yetkiye ve tüm ferilerine itiraz ettiğini beyan ertmiştir. Davalı borçlu itirazında yetkili icra müdürlüğünü göstermediği için yetki itirazının geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Borçlu takip konusu edilen Kredi Genel Sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; buna dair herhangi bir delil veya belge sunmamıştır. Dosyaya ibraz edilen kredi genel sözleşmesinde yer alan yazı ve imza örneklerinin davalı tarafından inkar edilmediği, buna göre sözleşmenin davalı tarafından imzalandığının kabul edilmesi gerektiği, 28/01/2009 tarihli ve 13/07/2015 tarihli kredi genel sözleşmesi ile özellikle kefalet sözleşmesinin yasada aranan geçerlilik şartlarını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Yine hesabın kat edildiğine ilişkin ihtarnamenin davalıya keşide edildiği, bu şekilde temerrütün gerçekleştiği ve temerrüt faiz oranının takip talebinde belirtildiği görülmekle davalının itirazında haksız olduğu sonucuna varıldığından davalının itirazlarının kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı alacaklı tarafından başlatılan takipte ayrıca borçlulardan gayrinakdi kredinin depo edilmesi talebinde de bulunulmuştur. Gayrinakdi kredinin depo edilmesine yönelik talepte genel kredi sözleşmesini imzalayan asıl borçlu sorumludur. Kefilin gayrinakdi krediden dolayı depo edilmesine yönelik talepten sorumlu tutulabilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu hususta ayrıca bir hüküm bulunması gerekmektedir. Somut olayda, sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalıların gayrinakdi krediden sorumluluğuna dair herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle davalılar yönünden gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesine yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların icra takibine itirazı sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiği, asıl alacak miktarının likit ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, alacağın sözleşmeden kaynaklandığı, davalıların icra takibine itirazlarında haksız ve kötü niyetli oldukları..." gerekçesiyle "...Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davalının Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2016/...esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin borçlu cari hesap borcu yönünden 641.867,15 TL asıl alacak, 12.555,80 TL işlemiş faiz, 627,79 TL BSMV olmak üzere toplam 655.050,74 TL üzerinden, ticari kredili mevduat borcu yönünden 8.978,85 TL asıl alacak, 98,05 TL işlemiş faiz, 4,90 TL BSMV olmak üzere toplam 9.081,80 TL üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine, Takipte borçlu cari hesap borcuna ilişkin asıl alacağın %54'ü oranında, ticari kredili mevduat borcu alacağına %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, Hükmolunan alacak tutarının %20'si oranında olan 132.826,50 TL tutarında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen miktar üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 86.973,25 TL tutarındaki kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacının gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesine yönelik talebinin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu teminat mektubu alacağı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlunun anılan sözleşmedeki kefaletleri geçerli olup davalı borçlunun takibe konu taksitli ticari kredi borcundan da sorumlu olduğunu, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, icra takibinde talep edilen kredi borçları bakımından müvekkili bankanın alacaklı bulunduğu tutarların dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları ile sabit olduğu halde yerel mahkeme tarafından bir kısım alacakların kabul edilmediğini, bilirkişi raporlarının aksi yönünde verilen kararın yerinde olmadığını, müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığını, kefalet şartlarını taşımadığı yönündeki itirazların yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, müvekkile tebliğ edildiği iddia edilen hesap kat ihtarnamesi tebliğlerinin usulsüz olduğunu, bu sebeple temerrüt şartları oluşmadan %54 temerrüt faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl borçluya ait akaryakıt istasyonu ipotek takibi ile satıldığı ve borcun ödendiğini, ipotek dosyasındaki ödemelerin hesaplamaya dahil edilmeden mükerrer tahsilata karar verildiğini, davaya konu alacağa ilişkin mükerrer takip yapıldığı, davacı iddia ettiği alacağa göre kısmi tahsilat yapılmasına rağmen tahsil ettiği bedeli takip alacağından düşmediğini, yerel mahkeme alacağın likit olduğu yönündeki değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava; davalının kefil olarak imzasının bulunduğu sözleşmelerden kaynaklanan nakdi (teminat mektubu komisyonu, BCH borcu, taksitli ticari kredi) alacağın tahsili ve gayri nakdi alacağın depo edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü/kısmen reddine karar verilmiş, taraf vekillerince kabul/reddedilen miktarlar yönünden kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) İlk derece mahkemesince farklı bilirkişilerden alınan raporlara istinaden 03.07.2023 tarihli rapor hükme dayanak kılınarak talebe göre resen faiz hesabı yapılmak suretiyle cari hesap alacağı ve ticari kredili mevduat hesabı alacağı yönünden davanın kısmen kabul/kısmen reddine yönelik hüküm tesis edildiği, raporda 250.000,00 TL teminat mektubu alacağına dair teminat mektubu fotokopilerinin muhataba ödenen tazmin tutarına ait dekontun, ödemeleri gösterir hesap hareketlerinin sunulmadığının bildirildiği, mahkemenin karar gerekçesinde teminat mektubunun gayrinakdi kredi niteliğinde olduğu, kefilin gayrinakdi krediden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğüne ilişkin hesap hareketlerinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle bu alacak kaleminden kaynaklı davalının sorumluluğunun bulunmadığının ifade edildiği görülmektedir. 2-) Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle sözleşmede yer alan müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefil hakkında da uygulanacağına ilişkin hükmün varlığı halinde dahi kefilin çekten ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğu sonucuna varılamayacaktır (bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarih ve 2017/11-36 Esas 2020/290 Karar sayılı ilamı). Bununla birlikte davacı banka vekili anılan rapora yönelik vaki itirazında teminat mektubunun takipten önce nakde çevrildiğine ilişkin belge örneğini dosyaya ibraz etmiş olduğu ancak mahkemece itirazın bu yönüyle değerlendirilmeyip takip tarihi itibariyle teminat komisyon bedelinin takip talebine konu edildiği üzere nakde çevrilip çevrilmediğine ve davalının bu alacak kalemi yönünden sorumlu tutulup tutulmaması gerektiğine ilişkin somut bir tespit yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3-) Reddedilen miktara ilişkin olarak davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi doğrultusunda davacı banka aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de karar gerekçesinde kötüniyetin varlığına delalet eden unsur ya da unsurların neye ilişkin olduğunun açıklanmaması ve kararın bu açıdan gerekçelendirilmemesi hatalı olmakla reddedilen kısım yönünden davacı icra takibine girişmekte haksız ise de kötüniyetli olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince, mahkemece davalı tarafça mükerrer ödeme iddiasına yönelik olarak ilgili icra dosya ve eklerinin celbiyle alanında farklı bilirkişilerden oluşan uzman heyet nezdinde taraf vekillerinin önceki raporlara vaki itirazlarını da kapsar şekilde her iki rapor arasındaki çelişkilerin giderildiği yeni ve kapsamlı rapor alınmak suretiyle oluşacak netice dairesinde hüküm tesis edilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 04/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.