15. Ceza Dairesi 2013/29941 E. , 2014/6596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığa hükmedilen cezanın nev'i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede, Dolandırıcılık suçun
**15. Ceza Dairesi 2013/29941 E. , 2014/6596 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığa hükmedilen cezanın nev'i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede, Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Sanığın, katılan bankada yönetici asistanı olarak görev yaptığı, ... A.Ş.'nin Genel Muhasebe Ödemeler ve Mutabakat Grup Yöneticiliği tarafından Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı ...'a ait harcama bildirim formlarının ekinde gelen 3 adet toplam 48.720 TL tutarlı faturalarda tahrifat tespit edilerek bu hususun banka teftiş kurulunca incelemesinin istenmesi üzerine, Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı ...'ın müşterilere gönderilecek mektupların imzalanması ve acil işlerin onaylanmasında kullanılması için kendi onayı ile imza kaşesinin hazırlanarak özel bankacılık yönetici asistanı sanığa kullanılıp muhafaza edilmek üzere verildiği, sanığın bu imza kaşesini kullanarak veya kopya imzalarla ... adına 91 adet avans talep formu ile avanslar çektiği, kendisinin veya Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı ...'ın adına çekilen avansların tahrif edilmiş harcama bildirim formlarıyla kapatıldığı, bu formların ekinde yer alan şahsi harcamalarına ait faturaların tutarlarını tahrif ederek tutarları artırılmış faturalarla avansların kapatmalarını gerçekleştirdiği, ... Tur firmasından kendisinin, akrabalarının ve arkadaşlarının adına uçak bileti aldığı ve ödemelerini bankaya yaptırdığı, sanığın şahsi harcamalarına ilişkin faturaları ödenmek üzere muhasebe birimine Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Kaan Arslan'ın imzasını veya parafını taklit ederek onaylayıp verdiği ve ödemeler yaptırdığı, tedarikçilere ödenmek üzere çektiği avansları tedarikçilere ödemediği orijinal faturaları harcama bildirim formu ekinde tahakkuk ettirerek avanslarını kapattığı, daha sonra tedarikçilere ödeme yapılması için faturaların aslı gibidir nüshalarını tedarikçilerden temin edip muhasebe birimine göndererek tedarikçilere ödemelerini sağlayarak, faturaların mükerrer ödemelerini sağladığı yaptığı bu eylemler neticesinde sanığın 29/08/2008 tarihi itibariyle 635.169- TL parayı zimmetine geçirdiğinin tespit olunduğu, aldığı avansları kapatırken eklediği belgelerde tahrifatlar yaparak özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda, sanığın Özel Bankacılık Bölümünde Yönetici Asistanı olarak Genel Müdür Yardımcısı ...'ın yanında çalıştığı 27.07.2005 ile 29.08.2008 tarihleri arasında kapsamı dosya içeriği ve bilirkişi raporlarından belirlenip tespit edilmiş olan 03/02/2010 tarihli raporda kabul edilen oluş biçiminin de belirtilen şekilde çeşitli yöntemlerle bankaya ait toplam 638.678,00 TL tutarındaki parayı haksız olarak alarak dolandırıcılık suçu işlerken aynı zamanda özel bir takım belgelerde sahtecilik yaptığı, her iki suçu da zincirleme şeklinde gerçekleştirdiği anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bankaya ait avans talep ve harcama bildirim formları kullanılmak suretiyle bankanın dolandırıcılık suçunda aracı kılınması nedeniyle tebliğnamede ki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir, 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu nedenle somut olayda haksız menfaat miktarının 638.678,00 TL olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katından az olamayacağı, adli para cezasına esas gün sayısının 63867 gün tespit edilerek, aynı yasanın 43. maddesi gereğince ¼ oranında artırım ile 79833 gün adli para cezasının, TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim sonucu 66527 gün adli para cezası olarak belirlenip aynı yasanın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL'den hesap edilerek neticeten sanığın 1.330.540,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, gün para cezası yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle eksik belirlenerek sanığa 1.064.463,33 TL adli para cezası vermek suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına gore, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.