T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/210 - 2026/405 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/210 KARAR NO : 2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2020/52 E. - 2022/85 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 24/01/2025 tarih ve 2022/1416…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/210 - 2026/405 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/210 KARAR NO : 2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : 2020/52 E. - 2022/85 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 24/01/2025 tarih ve 2022/1416 Esas, 2025/111 sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/10/2025 tarih ve 2025/1618 Esas, 2025/6376 sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, itiraza konu olan ... ibareli 2018/106580 nolu marka başvurusunun emtiasının müvekkiline ait ... ibareli marka ile aynı benzer olduğunu, ... ibareli markanın telaffuzu ve görsel algılanması firma adına tescilli ... ibareli marka ile kamuoyunda iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, davaya konu marka ile müvekkiline ait itiraza mesnet markalarda dikkate alınacak kısmın ... ibaresi olduğunu, müvekkiline ait markada esas ve ayırt edici unsurun tek başına bir bütün olarak ... ibaresi olduğunu, benzerlik değerlendirmesinde bu kısmın dikkate alınması gerektiğini, müvekkiline ait markanın esaslı unsuru olan ... ibaresinin dava konusu markada aynen yer aldığını, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkiline ait marka ailesinden geliyor sanacağını, ... ve ... markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ... markasının tanınmış olduğunu, tüketicilerin ... markasını gördüklerinde müvekkiline ait markanın seri markalarından birisi olduğunu düşüneceğini, markalarının bilinirliğinden faydalanmak isteyen kişilerin küçük eklemeler ile marka tescili sağlayarak kendinden önceki markaların tanınırlığından faydalandığını bu kapsamda davaya konu ... markası ile itiraza mesnet ... markalarının emtiası açısından aynı olduğunu ve tüketicilerin ... markasını direkt olarak ... markasının seri markası zannedeceğini, müvekkiline ait ... ibareli markanın tanınır seviyede olduğunu ve ... ibareli işyeri açılması iki firma arasında bağlantı olduğu izlenimini yarattığını, davalının davaya konu iş bu marka tescili açık şekilde kötüniyetli bir başvuru olduğunu, davalının markasının müvekkiline ait markanın en bilinir olduğu 29, 30 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, davalıya ait ... markası ile müvekkillerine ait ... ... markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, davalının markasının beyaz zemin üzerine ve aynı karakterlerden oluşacak şekilde benzer ibareden yararlandığını, tüketicilerin ... ibaresini görmeleri halinde markaları karıştıracaklarını ileri sürerek, 2019-M-10365 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/106580 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ağırlıklı olarak zeytin ve zeytinyağı ürünleri ile iştigal ettiğini ve marka logosunda yer alan zeytin yaprağı şeklinin markaya özgünlük kattığını, markaların bütünü itibarıyla yapılacak değerlendirilmede benzer olmadıklarını, SMK'nın m.6/5 hükmünün tatbikinin doğru olmayacağını, müvekkili şirketin merkezinin ... ilçesi olduğunu, şirket ortağının doğup büyüdüğü yer olduğunu ve atalarından kalan zeytin bahçelerinin bulunduğunu, iştigal konusu olan zeytin ve zeytinyağı olduğu için ... ek ile yerel bir marka yaratıldığını, müvekkili şirketin markasının tamamen yerel ve konuya özgü olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın 03., 29., 30. ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmet sınıfları bakımından tescil edilmek istendiği, davaya gerekçe gösterilen markanın tescilli olduğu 29. 30. ve 35. sınıfta yer alan emtia bakımından benzerlik gösterdiği, davacı adına tescilli "... ...+şekil" ve ''...'' esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının gereken detaylı inceleme ve gerekçeden yoksun olduğunu, SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın 03, 29, 30 ve 35. sınıfları; itiraza mesnet markalarının ise 29, 30 ve 35. sınıfları kapsaması sebebiyle, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı için gereken ilk şart olan mal/hizmet benzerliği, yani sınıfsal benzerlik şartının gerçekleştiğini, müvekkilinin markalarından “...” markası ile “ALTINOLIVA” ibareli davalı markası karşılaştırıldığında, markalar arasında görsel benzerliğin mevcut olduğunu, ayrıca başvuru konusu marka müvekkilinin markalarının esaslı unsuru olan “...” kelimesini hiçbir değişikliğe uğramaksızın markanın en başında ihtiva ettiğini, marka hukukuna hâkim olan prensipler dikkate alındığında, müvekkiline ait “(...) ...” markası açısından yapılacak benzerlik incelemesinde dikkate alınması gereken ana unsurun, markanın kelime ögesi olduğunu, başvuru konusu “ALTINOLIVA” markasında “...” kelimesinin öne çıkması ve sınıflar arasında da birebir örtüşme bulunması sebebiyle, “(...) ...” markası açısından da markalar arasında benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin, T/02605 başvuru numarası ile tanınmış marka olarak tescilli bir çatı marka olduğunu, markalarda bulunan “OLIVA”, “KESİM, “DİLİM” gibi yaygın ve tanımlayıcı ibarelerin benzerlik incelemesinde dikkate alınmasının mümkün olmayacağını, markaların SMK 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzer olduklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin de vermiş olduğu bir kararda, “...” ibareli müvekkili markaları ile başvuru konusu “... DAMLA” markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğuna hükmettiğini, “...” markasının aktif ve yoğun kullanımları sonucu tüketiciler nezdinde kendisi ile bütünleşmiş ve ayırt edici hale geldiğini, ilk derece mahkemesinin SMK madde 6/5 hükmü kapsamında tanınmışlığa dair hiçbir değerlendirmede bulunmadığını, taraf markalarının kapsadığı emtia özelinde müvekkili ile bütünleşmiş olan “...” markalı tanınmış ürünlerin varlığı karşısında, yine aynı mal ve hizmet sınıflarında dava konusu “ALTINOLIVA” markasının tesciline cevaz verilmesinin, müvekkilinin marka ailesinin ayırt edici unsuru olan “...” ibaresini zedeleyeceğini, ilk derece mahkemesinin SMK madde 6/9 hükmü kapsamında kötüniyete dair bir değerlendirmede de bulunmadığını, davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalının, müvekkili şirketin tanınmış olan “...” esas unsurlu markaları kapsamında sunduğu, hemen her market rafında bulunan ürünlerden haberdar olmadığını düşünmek hayatın olağan akışı ile örtüşmediğini, dava konusu markanın SMK madde 6/9 hükmü uyarınca da hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 24/01/2025 tarih ve 2022/1416 Esas, 2025/111 sayılı kararıyla, SMK'nın 6/1 maddesinin 29, 30 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden uygulanma koşullarının mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın bu sınıflar bakımından kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bununla birlikte dosya kapsamındaki deliller uyarınca davacının ''...'' ibareli markalarının SMK'nın 6/5 hükmü kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmadığı, bu nedenle farklı mal ve hizmetler yönünden haksız yarar sağlanabileceği, markanın itibarının zedelenebileceği veya ayırt edici karakterinin zarar görebileceği yönünde bir ispat bulunmadığı, aynı şekilde SMK'nın 6/6 ve 6/9 hükümleri kapsamında kötüniyet şartlarının da somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 20/10/2025 TARİH VE 2025/1618 ESAS, 2025/6376 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, taraf markalarının kelime unsuru olarak ''...'' ibaresini taşıdığı, bu ibarenin Türkçe’de sıklıkla kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalı markasında yer alan ''...'' ibaresinin markayı tamamen ayırt edici hâle getirecek ölçüde güçlü olduğu, bu itibarla, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, davacının markalarıyla davalı markası arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/10/2025 tarih 2025/1618 esas 2025/6376 karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamına göre, YİDK kararının iptali istemli davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı adına tescil başvurusu yapılan ''...'' ibareli marka ile davacının itirazına mesnet ''...'' ve ''... ...+şekil'' ibareli markalar arasında, SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca karıştırılma ihtimali (iltibas) bulunup bulunmadığına ilişkin bulunduğu, SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan bir markanın, tescilli veya daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ya da benzer olması ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzer bulunması hâlinde, halk tarafından karıştırılma ihtimali yaratıyorsa, bu karıştırılma ihtimali markalar arasında ekonomik veya ticari bir bağlantı bulunduğu izlenimini de kapsıyorsa tescil edilemeyeceği, markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin varlığının belirlenmesinde, işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları bütünsel izlenimin esas alınması gerektiği, somut olayda, davacının ''...'' ve ''... ...+şekil'' ibareli markalarını gerekçe göstererek davalı adına yapılan “...” başvurusuna itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından reddedildiği, Kurulun, markaların bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları, ''...'' ibaresinin zayıf ayırt edici nitelikte olduğu ve davalı markasının özgünlük kazandıran ''...'' ibaresi ile görsel ve kavramsal farklılık yarattığı gerekçesiyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine vardığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek ölçüde bir benzerlik ya da ayniyet bulunmadığı, dava konusu ''...'' markası ile davacıya ait ''... ...'' ve ''... +şekil'' ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik veya iltibas tehlikesi bulunmadığı, ayrıca davacı markalarının taraf markalarında ortak unsur olan ''...'' ibaresine bağlı olarak tanınmışlık düzeyine ulaşmadığı ve bu nedenle davacının tanınmışlıktan doğan yüksek ayırt edicilik gücünden yararlanamayacağı kanaatine varıldığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede taraf markalarının kelime unsuru olarak ''...'' ibaresini taşıdığı, bu ibarenin Türkçe’de sıklıkla kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalı markasında yer alan ''...'' ibaresinin markayı tamamen ayırt edici hâle getirecek ölçüde güçlü olduğu, bu itibarla, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, davacının markalarıyla davalı markası arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 677,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı şirket tarafından temyiz aşamasında yapılan 275,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.308,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan 85,00-TL posta gideri ile 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.118,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın, davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/02/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.