(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/516 E. , 2013/13721 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, y…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/516 E. , 2013/13721 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek ... gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Vakıfbank Merter Şubesine ait, keşidecisi katılan ... olan, 20/10/2008 keşide tarihli, 3.300 TL bedelli çekin, 25/06/2008 tarihinde müşteki ...'nun kullandığı araçtan boş olarak çalınan çeklerden birisi olduğu, suça konu çekin sanık tarafından borcuna karşılık olarak, cirolanıp kaşe basılmak suretiyle mağdur ...'e verildiği, mağdurun da çeki cirolayarak tanık Danyal aracılığıyla tahsil için bankaya gönderdiği, banka tarafında yapılan incelemede çekin çalıntı olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu çeki, birinci ciranta sahibi ... Yılmaz isimli kişiden aldığını belirterek dosyaya fatura suretini ibraz ettiği, yapılan kriminal incelemede, sanığın ve mağdurun ciranta imzalarının kendilerine ait olduğunu, keşideci imzası ile ... Yılmaz'a ait birinci ciranta imzasının sanığa ve mağdura ait olmadığının belirlendiği, böylece sanığın çalıntı çeki sahte olarak imzalayarak ya da imzalatarak düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; 1-Sanık, suça konu çeki sattığı mal karşılığında ... Yılmaz isimli kişiden aldığını, miktarın düşük olması nedeniyle bankaya sorma gereği duymadığını belirterek 25/09/2008 tarihli ve ... Yılmaz adına kesilen fatura fotokopisini dosyaya ibraz ettiği, öncelikle sanığın ifadesinde belirttiği ilk ciranta sahibi ... Yılmaz isimli kişinin gerçekte var olup olmadığının faturada bulunan ayrıntılı adresinden de sorulmak suretiyle araştırılması, böyle bir kişinin var olduğunun tespiti halinde ifadesine başvurularak, sanığa çeki kendisinin verip vermediğinin sorulması, yazı ve imza örneklerinin usulüne uygun olarak alınmak suretiyle çekteki keşideci imzası, birinci ciranta imzası ve diğer yazı ve rakamların kendisine ait olup olmadığı hususunda ekspertiz raporu alınması, katılan, keşideci imzasının kendisine ait olmadığını belirtmiş ise de, bu konuda raporda açıklık bulunmadığı dikkate alınarak, bu imzanın katılana ait olup olmadığı hususunda da ek ekspertiz raporu alınması, çekin keşide tarihinin 20/10/2008, fatura tarihinin ise 25/09/2008 olduğu dikkate alınarak, sanığa ait şirketten fatura kayıtlarının getirtilmesi, ibraz edilen faturanın gerçek olup olmadığı, suçun ortaya çıktığı 22/10/2008 tarihinden geriye doğru, faturanın düzenlendiği tarihe kadar başka fatura kesilip kesilmediğinin araştırılması, sanık ile ... Yılmaz isimli kişi arasında, gerçekte bir ticaret yapılıp yapılmadığının, sanığın şirket kayıtları ve tespit edilmesi halinde ... Yılmaz'ın kayıtlarına göre araştırma yapılması, varsa her iki kişinin belge ve faturaları arasında karşılaştırma yapılarak, uygunluk olup olmadığının tespit edilmesi, çekin, sanık tarafından mağdura önceden ... bir borç nedeniyle verilip verilmediğinin araştırılması, varsa buna dair sözleşme veya diğer belgelerin dosyaya konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra fatura, dip koçan ve dosyanın bir suretinin bilirkişi kuruluna tevdiinin sağlanarak, faturanın gerçek olup olmadığı, hangi hukuksal ilişki kapsamında alındığı hususlarında rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olup çekin unsurlarının tespiti gerektiği hususu da göz önüne alınarak, suça konu çek aslının celbi sağlanıp incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması ile toplanan tüm deliller bir bütün halinde değerlendirildikten sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması, 3- Çek karnesini iade etmeme suçunun, 5941 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkartıldığı ve silinme koşullarınında oluştuğu dikkate alınarak tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 4-Silinme koşulları oluşan sabıkadan başka sabıkası bulunmayan sanığın soruşturma aşamasında mağdurun zararını giderdiği, olumlu kanaat oluştuğu gerekçesiyle cezalarının TCK'nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine de karar verildiği dikkate alınarak, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5-5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanunun 53/1 maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.