10. Hukuk Dairesi 2018/7163 E. , 2020/3263 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2016/71-2018/492 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit …
**10. Hukuk Dairesi 2018/7163 E. , 2020/3263 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2016/71-2018/492 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar, dairemizin 09.11.2015 günlü ve 2015/18757 E., 2015/18917K. Sayılı ilamıyla özetle “…..öncelikle olayın kurumca meslek hastalığı olarak kabul edilip edilmediği hususu netleştirilmeli, sonrasında meslek hastalığı olarak kabul edilmiş olması halinde hastalığının niteliği ve sigortalının daha önceden çalıştığı işyerlerindeki diğer hizmetleri de dikkate alınmak suretiyle dava dışı işverenler yanındaki çalışmaların sigortalıdaki sürekli iş göremezlik oranına etkisi de belirlendikten ve davalı işyerindeki çalışmaları ile hastalığın oluşması ve ilerlemesi bakımından, illiyet bağı olup olmadığı ve çalışılan işverenlerin kusurlu olduğu sonucuna varılacak olursa, birlikte kusurları olmayıp, ayrı zamanlarda ve ayrı ortamlarda meslek hastalığının oluşmasına birbirleriyle irtibatlı olmaksızın katkılarının bulunması nedeniyle, her işverenin sadece kendi kusuru oranındaki maddi zarar miktarından sorumlu tutulması gerektiği göz önünde bulundurulmak suretiyle, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. Ayrıca, meslek hastalığı hallerinde işveren, sigortalının işten ayrıldığı tarihteki meslekte kazanma güç kaybı oranı esas alınarak işverenlerin kusurunun belirlenmesi gerektiği husus da gözetilerek mahkemece, konunun uzmanı bilirkişilerden bu doğrultuda kusur raporu alınarak, hüküm verilmesi…” gereklerine işaret ederek, araştırma yapılmak üzere bozulmuştur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).