Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/15471 E. , 2024/10013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/15471 Karar No : 2024/10013 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin r
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/15471 E. , 2024/10013 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/15471 Karar No : 2024/10013 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun reddi yolundaki Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : HSK Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verildiği halde dava konusu karar ile aynı nedenle meslekten çıkarılmasının mükerrer cezalandırma yasağına aykırı olduğu, eylemin üzerinden dokuz yıl geçtiği ve adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkına aykırı olarak karar verildiği, Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurunun halen derdest olduğu, hakkındaki ceza kovuşturması sonucunun beklenmesi gerektiği, Anayasa ile güvence altına alınan haklarının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının eylemlerinin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının disiplin cezasına neden olan eylemi ile ilgili kovuşturma izni verildiği, hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması bulunduğu, bu nedenle zaman aşımı süresinin dolduğu iddiasına itibar edilmeyeceği, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yeniden inceleme talebinin reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun reddi yolundaki Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun "meslekten çıkarma" başlıklı 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacının HSK Genel Kurulu tarafından 24/08/2016 tarih ve 426 sayılı kararla FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı oldukları nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Beşinci Dairesince reddedildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun K:2022/2394 sayılı kararı ile de davacının temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur. Davacıya isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında, FETÖ/PDY terör örgütüne özel bir saikle hareket etmek suretiyle, 12/10/2014 tarihinde yapılan HSYK üyeliği seçiminde, oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayarak gün boyunca oda içerisinde ya da oda önünde beklemek suretiyle örgüt iradesi içinde destekleyerek aynı amaca hizmet gayesiyle bir organizasyon dahilinde, belli bir hiyerarşik yapı içerisinde hareket ettikleri, seçimi manipüle etme amacına matuf sandık kurulu başkanlığının işlerine müdahale boyutuna ulaşan eylemlerin gerçekleştirilmesine katkı sağladıkları, bu kapsamda 12/10/2014 tarihinde yapılan HSK üyeliği seçiminin yapıldığı günün sabahında Artvin adliyesinde sandık kurulunun seçim odası olarak belirlediği Artvin Adliyesi zemin katındaki Z05 nolu odaya Hâkimler E. Ö. Ş. ve Ö. Y. ile birlikte gelerek sandık kuruluna hitaben yüksek sesle “yemin yaptınız mı, tutanak düzenlediniz mi?" demesi üzerine sandık kurulu başkanının Yüksek Seçim Kurulu’nun belirlediği usul ve esaslara göre yemin ederek tutanak düzenlediklerini söylediği, akabinde oy kullanmak için tespit edilen odanın oy kullanmaya müsait olmadığına dair yazılı itiraz dilekçesi verdiği, yazılı itirazı alan sandık kurulu tarafından talep değerlendirdikten sonra Z05 nolu odanın fiziksel büyüklüğü, içerideki araç gereç, alet edevat ve yerleşim planının oy kullanmaya müsait olduğu, WC’lerin odanın karşısında değil koridorun çapraz kısmında bulunduğu gerekçe gösterilerek talebin yazılı olarak reddedildiği, oyunu kullandıktan sonra seçim odasını terk etmediği, oy kullanılan kabinin yanına sandalye koyarak oturmak istemesi üzerine, sandık kurulu başkanının bu hareketinin yanlış olduğunu belirterek kendisini ikaz etmesi üzerine bu kez sandık kurulunun yanındaki boşluğa sandalyesini çekip oturduğu ve oradan seçimi izlediği, yaşanan gerginlikler üzerine sandık kurulu başkanına hitaben “biz Hâkimler ve Savcılar buradan kol kola çıkacağız, bu iş senin başına patlayacak” sözünü söylediği, Yusufeli eski hâlen Turhal Hâkimi İ. D. D.’nin oy kullanmak üzere Artvin Adliyesi zemin katındaki seçim odasında gelip sandık kuruluna kimliğini ibraz ve cep telefonunu teslim ettiği sırada, oy vermeyi düşündüğü Yargıda Birlik Platformu adaylarının sıra numaralarını cep telefonuna kaydetmiş bulunması ve cep telefonunun da kendisinden alınacak olması nedeni ile oy vereceği kişilerin sıra numarasını karıştırmamak maksadına binaen oy vermeyi düşündüğü adaylardan ilk ikisi olan 3 ile 7 numarayı sesli olarak telaffuz ettiği, sandık kurulu başkanı tarafından uyarılan Hâkim İ. D. D.’nin sesli tekrarı bıraktığı ve kapalı kabine girip usulüne uygun oy pusulasına işaretleme yaptıktan sonra zarfı sandığa attığı, sandık kurulunca kullandığı oyun geçerli sayıldığı, oy kullanılan salonda bulunan ve Hâkim İ. D. D.’nin oy vermeyi düşündüğü 3 ve 7 numaraların sesli telaffuzunu kastederek ısrarla tutanak tutulmasını istemesi sonucu psikolojik olarak etkilenen Hâkim İ. D. D.’nin “müdahale edilecek çok şey var ama zamanı geldiğinde müdahale ederiz” şeklinde cümle sarf etmesi üzerine “sen kimsin, erkeksen gel” diye yüksek sesle bağırdığı, sandık kuruluna yönelip masayı yumrukladığı, kısa süreliğine salon dışına çıktığında diğer iki hâkime çok dikkatli olmaları konusunda uyarılar yaptığı dolayısıyla seçimi manipüle etme amacına matuf sandık kurulu başkanlığının işlerine müdahale boyutuna ulaşan eylemlerin gerçekleştirilmesine katkı sağladıkları iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. Anılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "...İsnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ... Dairemizin 22/03/2018 tarih ve 2018/133 Karar sayılı kovuşturma sonucunun beklenmesi kararından oy birliği ile vazgeçilmesine karar verilerek ve masumiyet karinesi gözetilerek ilgililer hakkında verilip henüz kesinleşmeyen mahkûmiyet hükümleri dışlanmak suretiyle yapılan incelemede; ... Somut olayda; ilgililerin Artvin adliyesinde görev yapmalarından kaynaklanan ve hayatın olağan akışı içerisinde makul karşılanabilecek seçim sonucunu merak etmenin ötesinde meslekten ihraçlarına gerekçe yapılan mensubiyetleri, iltisakları ve irtibatları olduğu FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensupları lehine özel bir saikle, 12/10/2014 günü yapılan Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu üyeliği seçimlerinde sandık kurulu başkanlığının işlerine müdahale boyutuna ulaşan eylemlerde bulundukları, bu kapsamda seçiminin yapıldığı günün sabahında Artvin adliyesinde sandık kurulunun seçim odası olarak belirlediği Artvin Adliyesi zemin katındaki ... nolu odaya birlikte gelerek sandığı takibe aldıkları, ilgili hâkim ...'nın; Artvin adliyesinde sandık kurulunun seçim odası olarak belirlediği zemin kattaki ... nolu odaya Hâkimler E. Ö. Ş. ve Ö. Y. ile birlikte intikal ederek sandık kuruluna hitaben yüksek sesle “yemin yaptınız mı, tutanak düzenlediniz mi?" demesi üzerine sandık kurulu başkanının Yüksek Seçim Kurulu’nun belirlediği usul ve esaslara göre yemin ederek tutanak düzenlediklerini söylediği, akabinde oy kullanmak için tespit edilen odanın oy kullanmaya müsait olmadığına dair yazılı itiraz dilekçesi verdiği, yazılı itirazı alan sandık kurulu tarafından talep değerlendirdikten sonra ... nolu odanın fiziksel büyüklüğü, içerideki araç gereç, alet edevat ve yerleşim planının oy kullanmaya müsait olduğu, WC’lerin odanın karşısında değil koridorun çapraz kısmında bulunduğu gerekçe gösterilerek talebin yazılı olarak reddedildiği, oyunu kullandıktan sonra seçim odasını terk etmediği, oy kullanılan kabinin yanına sandalye koyarak oturmak istemesi üzerine, sandık kurulu başkanının bu hareketinin yanlış olduğunu belirterek kendisini ikaz ettiği, bu kez sandalyesini sandık kurulunun yanındaki boşluğa çekip oturduğu ve oradan seçimi izlediği, yaşanan gerginlikler üzerine sandık kurulu başkanına hitaben “biz Hâkimler ve Savcılar buradan kol kola çıkacağız, bu iş senin başına patlayacak” dediği, Hâkim İ. D. D.’nin oy kullanmak üzere Artvin Adliyesi zemin katındaki seçim odasında gelip sandık kuruluna kimliğini ibraz ve cep telefonunu teslim ettiği sırada, oy vermeyi düşündüğü Yargıda Birlik Platformu adaylarının sıra numaralarını cep telefonuna kaydetmiş bulunması ve cep telefonunun da kendisinden alınacak olması nedeni ile oy vereceği kişilerin sıra numarasını karıştırmamak maksadıyla oy vermeyi düşündüğü adaylardan ilk ikisi olan 3 ile 7 numarayı sesli olarak telaffuz ettiği, sandık kurulu başkanı tarafından uyarılan Hâkim İ. D. D.’nin sesli tekrarı bıraktığı ve kapalı kabine girip usulüne uygun oy pusulasına işaretleme yaptıktan sonra zarfı sandığa attığı, sandık Kurulunca kullandığı oyun geçerli sayıldığı, oy kullanılan salonda bulunan ve Hâkim İ. D. D.’nin oy vermeyi düşündüğü 3 ve 7 numaraların sesli telaffuzunu kastederek ısrarla tutanak tutulmasını istemesi sonucu psikolojik olarak etkilenen adı geçen hâkimin “müdahale edilecek çok şey var ama zamanı geldiğinde müdahale ederiz” şeklindeki sözleri üzerine “sen kimsin, erkeksen gel” diye yüksek sesle bağırdığı, sandık kuruluna yönelip masayı yumrukladığı, kısa süreliğine salon dışına çıktığında diğer iki hâkime çok dikkatli olmaları konusunda uyarılar yaptığı soruşturma dosyası kapsamındaki delillerle sabittir. Örgüte mensubiyet duygularıyla hareket eden igililerin Türk Yargısı için hayati değerde önem arz eden bir seçimde sergiledikleri davranışlarla hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınmak yerine bilâkis görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini açıkça ortaya koydukları, görevlerini, olayların değerlendirilmesi temelinde ve hukuka uygun, adil, herhangi uygunsuz etkiden bağımsız olarak icra etme, hukuki ve sosyal gelişmeler hakkında, bireysel veya belli bir kesimin çıkarlarının etkisinde kalmama, tarafsız ve uygun kanıtların mesleki değerlendirmesi temelinde kararlar alma gibi hukukun evrensel ilkelerini ihlal ettikleri, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği anlaşıldığından ilgililerin eylemlerinin "Suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiiller suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulunun ... Tarih ve ... Karar sayılı kararıyla meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve fiilen görevi başında bulunmamasından dolayı hakkında 2802 sayılı yasanın 74/2. maddesinin uygulanması konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun reddi yolundaki Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararın iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın, Dairemizin 19/10/2020 tarih ve E:2016/45055, K:2020/4475 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/06/2022 tarih E:2021/3116, K:2022/2394 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralına yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir. Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" bölümünde de ayrıntısıyla belirtildiği üzere, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde; davacının, 12/10/2014 tarihinde yapılan HSK üyeliği seçiminde, meslekten çıkarılmasına gerekçe gösterilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne özel saikle, oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayarak, sandığın bulunduğu odanın fiziksel durumuna itiraz etmesi, sandık kurulu başkanına hitaben “biz Hâkimler ve Savcılar buradan kol kola çıkacağız, bu iş senin başına patlayacak” demesi ve gün boyunca oda içerisinde ya da oda önünde beklemek suretiyle aynı amaca hizmet gayesiyle bir organizasyon dahilinde belli bir hiyerarşik yapı içerisinde hareket etmesi, sonuç olarak seçimi manipüle etme amacına matuf sandık kurulu başkanlığının işlerine müdahale boyutuna ulaşan eylemlerin gerçekleştirilmesine katkı sağladığı görülmüştür. Netice itibarıyla, davacının kendisine isnat edilen eylemleri ile FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda eylem ve işbirliği içerisinde hareket ettiği ve bu yönüyle, eylemlerinin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" bulunduğu sonucuna varılan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararına karşı yapılan itiraz başvurusunun reddi yolundaki Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.