11. Hukuk Dairesi 2023/2932 E. , 2024/5534 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/223 Esas, 2023/150 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/356 E., 2019/456 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine k
**11. Hukuk Dairesi 2023/2932 E. , 2024/5534 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/223 Esas, 2023/150 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/356 E., 2019/456 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “MEK” ibaresini ilk olarak 1986 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, davalı şirkete ait 2017/13856 sayılı “MEKE” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, mal ve hizmet sınıfının aynı olduğunu, bu durumun ve müvekkili markalarının tanınmışlığının iltibas ihtimalini kuvvetle muhtemel kıldığını, davalının müvekkillerine ait tanınmış “MEK” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şirketin, davalı şirketin müvekkiline ait “MEK” markalarına “e” harfini ekleyerek ve lider markası olan “TORKU” ibaresini kullanarak “TORKU MEKE” ibaresiyle ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirmeye çalıştığını, bu sayede dava konusu markanın tüketiciler nezdinde yarattığı ... ve haklı ünden faydalanma kastı ile başvuruda bulunduğunu, “TORKU” ibaresinin davalı şirketin lider markası olduğu için benzerlik incelemesinde dikkate alınmayacağını, ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacağını, ileri sürerek, 13.08.2018 tarih ve 2018-M-6503 sayılı YİDK kararının iptaline, 2017/13856 sayı ile tescil başvurusu yapılan “TORKU MEKE” ibareli markanın tüm sınıflar yönünden iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; benzerlik ve iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bölünüp parçalanmamasının ve markanın bütününün tüketici üzerindeki etkisinin dikkate alınmasının gerektiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzemediğini, iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacının davaya gerekçe olarak ileri sürdüğü bir diğer marka olan “MEK” markasına ilişkin müvekkilleri tarafından yapılan araştırmalarda kullanıma ilişkin veriye rastlanmadığını, dosya içinde de “MEK” markasının kullanıldığına ilişkin bir veri bulunmadığını, davacı tarafından “MEK” markasının tek başına kullanılmadığını, “MEK” markası ile “TORKU MEKE” markası arasında gerek görsel, gerek işitsel gerekse anlamsal olarak fark olduğunu, benzerlik, ilişkilendirme ve iltibas ihtimali olmadığını, davaya konu markaların benzer olmaması, iltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle davacının markalarının tanınmışlığının da davaya bir etkisi bulunmadığını, kötü niyet iddiasını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu edilen ve tescil talep etmiş olduğu markada yer alan 29, 30 ve 32. sınıftaki emtiaların tamamının, davacı adına tescilli önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ya da benzer oldukları, taraf markaları arasında görsel bir benzerlik bulunmadığı, zira davacı markalarının bir kısmında şekil unsuru yer almakla birlikte davalının dava konusu marka başvurusunda şekil unsuru yer almadığı, taraf markaları arasında anlamsal benzerliğin de bulunmadığı, genel izlenim ve bütünsel imaj bakımından farklı oldukları, ortalama tüketicilerin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayacağı, parçalara ayırarak algılamayacağı, bu markaları okuyan ortalama bir tüketicinin taraf markalarının birbirinden farklı markalar olduğunu kolaylıkla anlayacağı, günümüz tüketicilerinin gerek fiyatı gerekse kalite, sağlık kriterleri yönünden o kadar da dikkatsiz ve özensiz olmadıkları, başvurunun davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, idari ve ekonomik anlamda bağlantı algısının oluşmayacağı, SMK'nın 6/5. maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmediği, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili markasının tanınmışlığının ve sınıfsal benzerliğin iltibası artırıcı etki oluşturacağını, markalar arasındaki benzerliğin ayniyet derecesinde olduğunu, iltibas incelemesinin markalar arasındaki farklılığa odaklanılarak yapılmasının hatalı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre tüketicilerin markalardaki faklılıktan ziyade benzerliğe odaklanacaklarını, ortalama tüketicilerin sıkı bir denetim sonucu ürün tercihinde bulunduğu değerlendirmesinin de doktrindeki baskın görüşle çeliştiğini, tanınmışlık ve kötü niyet konusunda yanlış değerlendirme yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru "TORKU MEKE", davacının itiraza mesnet markaları ile "MEK", ETİ MEK", PEY MEK", KEKMEK", "MİNİMEK" ibarelerinden oluştuğu, buna göre, dava konusu başvurunun esas unsurunu "MEKE", itiraza mesnet markaların esas unsurunu ise "MEK", "PEY MEK", "KEKMEK" ibareleri oluşturduğu, taraf markalarında çatı markasını oluşturan ibareler benzerlik karşılaştırmasında dikkate alınmayacağı, bu hali ile taraf markalarını oluşturan ibareler arasında benzerlik bulunduğu, davacının "MEK" ibaresini taşıyan markaları bulunduğundan, başvurunun davacı markalarının serisi olarak algılanacağı, tüketiciler nezdinde markaların ilişkilendirilmesi ihtimali dahil karıştırılması ihtimalinin bulunduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.09.2022 tarih ve 2021/1696 E. - 2022/6400 karar sayılı ilamında da "MEKE" ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunduğu, işaret benzerliği şartının gerçekleştiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05.11.2019 gün ve 2018/356 E.-2019/456 K. sayılı kararının kaldırılmasına; davanın kabulü ile; YİDK'nın 13.08.2018 tarih ve 2018-M-6503 sayılı kararının iptaline; dava konusu 2017/13856 nolu "TORKU MEKE" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı başvurusu ile davalının itiraz konusu markaları, kavramsal, görsel, işitsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı markalar olduğunu, davaya konu başvuru ile davacı markasının benzemediği ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, "Meke" konya ovasında yer alan ve kurumuş bir krater gölü olduğunu, o bölgede Meke olarak anılan yerler ve kuş türlerinin bulunduğunu, anlamsız, uydurulmuş ya da mek ibaresine e eklenerek oluşturulmuş bir ibare olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010 yılında verdiği ve huzurdaki dosyayla aynı olmayan bir markaya ilişkin kararını hatalı olarak emsal alındığını, markaların benzemediğini, iltibasa yer vermeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.