1. Hukuk Dairesi 2010/4966 E. , 2010/5300 K. "" MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalının maliki olduğu dava konusu 229 ada 2 parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı-kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapunun iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece "onanmış tar…
**1. Hukuk Dairesi 2010/4966 E. , 2010/5300 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalının maliki olduğu dava konusu 229 ada 2 parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı-kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapunun iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece "onanmış taraf vekillerince karar düzeltme istemi üzerine bu kez 5841 Sayılı Yasa uyarınca hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalılara ait dava konusu 229 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 08.02.1972 tarihinde yapıldığı ve 21.11.1972 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın ise, 25.03.2005 tarihinde açıldığı kayden sabittir. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12.maddesinin üçüncü fıkrasına "Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır." cümlesi ve aynı Yasanın 3.maddesi ile de 3402 Sayılı Yasaya "Bu Kanunun 12.maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.