10. Ceza Dairesi 2019/9267 E. , 2025/3414 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/233 E., 2015/160 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onanma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir d…
**10. Ceza Dairesi 2019/9267 E. , 2025/3414 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/233 E., 2015/160 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onanma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2014 tarihli ve 2014/147 Esas, 2014/338 Karar sayılı kararı ile suç tarihi 24.04.2014 ve iddianame tarihi 22.05.2014 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği; temyize konu dosyada ise sanık hakkında 15.05.2014 tarihli eylemi nedeniyle 12.11.2014 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre her iki eylem arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen dosyasının aslı veya onaylı örneği de bu dosya içine konularak her iki dosyadaki tüm deliller birlikte incelenip sanığın hukuki durumunun belirlenmesi, eylemlerin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle kurulan hükümde “kesinleşen cezanın sonuç cezadan mahsup edilerek ek cezanın infazına karar verilmesi", aksi halde “ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kabule göre; 2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkânının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığından olay tarihi itibarıyla 5271 sayılı CMK'nın 139/4. maddesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacı kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceğinden, öncelikle gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ve aynı maddede 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler göz önüne alınarak, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak, hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2025 tarihinde, oy birliği ile karar verildi.