Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/1144 E. , 2024/2418 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1144 Karar No : 2024/2418 DAVACI : ... Sendikası VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ..., Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Sandığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal …
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/1144 E. , 2024/2418 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1144 Karar No : 2024/2418 DAVACI : ... Sendikası VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ..., Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Sandığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin; 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler” ibaresinin; 31. maddesinin birinci fıkrasının; 32. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur” cümleleri ile ikinci fıkrasında yer alan “Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine” ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik; a) 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresi yönünden; Anayasa Mahkemesinin 28/11/2013 tarih ve E:2013/46, K:2013/140 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan “belirlilik” ilkesine göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ya da kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesinin gerekli olduğu, belirlilik ilkesinin hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyin kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisi verdiğini bilmesini zorunlu kıldığı; anılan Karara göre bireyin kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilmesi ve davranışlarını belirlemesinin ancak belirlilik ilkesinin varlığı halinde mümkün olduğu, hukuk güvenliğinin normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı; Anayasa Mahkemesinin 20/10/2011 tarih ve E:2010/28, K:2011/139 sayılı kararında ise; suç ve cezada yasallık ilkesinin uygulama alanının sadece ceza hukuku alanına giren suçlarla ilgili olmadığını ve bu ilkenin idari yaptırımlarda ve disiplin suçlarında da uygulanması gerektiğinin vurguladığı; Sandık çalışanlarının hangi fiillerine karşılık hangi disiplin cezasının uygulanacağının ilgili kanun veya Ana Statüde düzenlenmeyerek hukuki belirsizliğe ve Sandık yönetiminin keyfine bırakılması hukuki belirlilik ve suçta yasallık ilkeleriyle bağdaşmayacağından iptali istenen düzenlemenin Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu, dava konusu kuralın bu haliyle disiplin uygulamaları ile ilgili olarak genel ilkeleri ortaya koymadığı, disiplin cezalarını gerektiren hal ve durumları belirlemediği; ayrıca kuralda, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar, disiplin cezası verilmesinde zamanaşımı ve karar verme süreleri, disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı başta olmak üzere Sandık çalışanlarının hakları, cezaların tatbik edilme şekli ve disiplin cezalarının hangi hallerde özlük dosyasından silinebileceğine ilişkin kuralların ve buna dair usul ve esasların kanunda düzenlenmeyerek, yönetmelikle düzenlenmesinin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. b) 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden; Normlar hiyerarşisine göre Yönetmeliklerin üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı, ancak kanun ve tüzükle düzenlenmiş alanlarda ayrıntılara ilişkin düzenleme yapabileceği, söz konusu ana statü hükmü ile 4357 sayılı Kanun'un 11. maddesinde sınırlı olarak sayılan Sandık üyelerinin genişletildiği, yapılan değişikliğin hukuki güvenlik, hukuki belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, yapılan düzenleme ile 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinde sayılan diğer istihdam statülerinin (4/C ve 4/D) Bakanlık bütçesinden maaş almalarına rağmen dava konusu ana statü düzenlemesine dahil edilmediği, gerçekte Sandık üyeliği ihtilaflı ve tartışmalı olan 4/B statüsünde istihdam edilen kamu görevlilerini Sandık üyesi kılmak suretiyle zorunlu Sandık üyeliğine ilişkin kanun maddesinin değiştirilmek istendiği, ilkokul öğretmenliğinin sınıf öğretmenliği olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme olmadığının Danıştay Birinci Dairesinin 14/04/1999 tarih ve E:1999/56, K:1999/70 sayılı kararıyla ortaya konulduğu, 4357 sayılı Kanun’da sayılmayan ve tanımlanmayan öğretmenlerin üst hukuk normlarına aykırı bir şekilde Sandık üyesi olarak sayıldığı; iş bu dava konusu düzenlemenin dayanağını oluşturan hukuk kuralının 4357 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla halen Anayasa Mahkemesince incelenmekte olup, bu durumun bekletici mesele yapılmasının uygun olacağı öne sürülmüştür. c) 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “...657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler...” ibaresi yönünden; Yapılan değişiklikle 657 sayılı Kanun'un disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyelerin Sandık organlarında ve seçim kurullarında görev alma haklarının ellerinden alındığı, dava konusu kuralla üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapanların iki seçim dönemi geçmedikçe tekrar başkan seçilemeyecekleri belirtilerek bu görevlerini sürdürmekte olanların gelecek için öngöremedikleri bir engellemenin getirildiği, üyeler yönünden “seçme”, adaylar yönünden “seçilme” hakkına müdahale oluşturmakta olup, demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacağı ileri sürülmüştür. ç) 31. maddesinin birinci fıkrası yönünden; “Üçüncü şahıs” kavramının tanımlanmadığı, denetim sonucunda veya esnasında hukuka ve kanuna aykırı bir durumdan haberdar olmaları ve Sandığı zarara uğratan bir işlem tesis etmeleri halinde Sandık yöneticilerine, temsilcilere, üyelere ve adli makamlara bilgi verme ve ihbar etme yükümlülüklerinin bulunduğu, söz konusu değişiklikle, Sandık üyelerinin sandık işleri hakkında denetçiler eliyle bilgi edinme hakkının ellerinden alındığı, gerek 4357 sayılı Kanun'da, gerek Dernekler Kanunu'nda ve Türk Medeni Kanunu'nun derneklere ilişkin hükümlerinde, denetleme kurulu üyelerine, görevlerini yaptıkları sırada öğrendikleri hususları üçüncü şahıslara açıklayamayacakları yönünde bir hüküm getirilmediği, hukuk sistemimizde denetleme kurulu üyeleri ve denetçiler yönünden tek kısıtlamanın, kurumu (Sandığı) ve üyeleri zarara uğratmaya yönelik bilgi ve belge verilmesi hususu olduğundan, dava konusu düzenlemenin hukuka ve kanuna aykırı olduğu ileri sürülmüştür. d) 32. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan; “....Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine...” ibaresi yönünden; Yapılan değişiklikle Sandığın zarara sokulması hallerinde, bu hal dolayısıyla zarar gören üyelerin ilgili kanun hükümlerine göre, ilgililer hakkında dava açma hakkına sahip olmalarına rağmen tazminat miktarının Sandık tüzel kişiliği tarafından karşılanacağı, ilgiliye rücu etmenin ancak yönetim kurulu kararı ile olacağının kurala bağlandığı, 4357 sayılı Kanun'un 14. maddesinde sandığın malvarlığı ve alacaklarının Devlet mallarına ait hak ve rüçhanlar gibi işlem göreceğinin hüküm altına alındığı, bu itibarla Sandığın zarara uğraması halinde “kamu zararı” gibi değerlendirilmesi ve bu doğrultuda işlem yapılmasının gerektiği, zararın Sandık tüzel kişiliği tarafından değil, zarar sorumlusu tarafından tazmin edilmesi gerektiği, her iki fıkranın çelişkili olduğu, ilk fıkrada Sandığın zarara uğraması halinde üyenin dava açma hakkına sahip olduğu öngörülmekte iken, dava konusu düzenleme ile bahse konu dava sonucunda hükmolunacak tazminatın Sandık tarafından karşılanacağı düzenlemesine yer verildiğinden, Sandığın uğramış olduğu zararın yine Sandığa tazmin ettirildiği, Anayasa Mahkemesinde, 4357 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilkokul öğretmenleri” ibaresiyle ilgili davadan bahisle, Anayasa Mahkemesi kararının ihtiyari bekletici mesele yapılmasının gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI … BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ : Anayasa Mahkemesi kararlarında; … Sandığı (…)’nın kamu kurumu olduğu, kamu gücüne dayanan bir statüye sahip olduğu, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olarak Milli Eğitim Bakanlığının vesayeti altında bulunduğunun ifade edildiği, aynı şekilde Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da Sandık üyeliği ile ilgili davaların görüm ve çözümünde uygulanacak yargı yolunun idari yargı olduğuna ilişkin kararlarının mevcut olduğu, bu nedenle davacının Sandık üyeliğinin özel hukuk niteliğinin ağır bastığı, buna dayanılarak 4357 sayılı Kanun'un 11. maddesinin sözleşme özgürlüğüne müdahale olduğu ve bu özgürlüğünü kullanılamaz hale getirdiğine ilişkin yorumların hukuken isabetsiz olduğu savunulmuştur. İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik; a) 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresi yönünden, Anayasa’nın “belirlilik” ilkesine aykırılığının söz konusu olmadığı, hiçbir duraksamaya veya kuşkuya sebep olmadığı gibi, açık, net ve uygulanabilir nitelikte olduğu, Ana Statü'nün bu hükmünde Sandık çalışanlarının hizmete alınmalarında aranacak nitelikler ve şartlar, uymak zorunda oldukları kurallar, yükselme ve tecziye şekillerini bir yönetmelikle belirleneceğinin açıkça ortaya konulduğu ve dolayısıyla yönetmelikte açıkça belirli bir şekilde hangi fiillere karşılık hangi disiplin cezasının uygulanacağının önceden belirlendiği savunulmuştur. b) 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden; Ana Statü’nün 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden, a) Sınıf öğretmenleri, b) Aday/stajyer/sözleşmeli olarak çalışan sınıf öğretmenlerinin Sandık üyesi oldukları, bu düzenlemenin Kanun'a aykırılık teşkil etmediği; 4357 sayılı Kanun'un 1943 tarihli olup, bu tarihten günümüze kadar pek fazla düzenleme yapıldığı, örneğin; Kanun'da ilkokul öğretmeni olarak geçen kavramın sınıf öğretmeni olarak düzenlendiği, benzer şekilde daha önce olmamasına rağmen Bakanlık bünyesinde sözleşmeli personel istihdam edilmeye başlandığı, 4357 sayılı Kanun'un genişletici mahiyette olmadığı, aksine Ana Statü’de Kanun'da olmayan teknik unvanların yer aldığı savunulmuştur. c) 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “...657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler...” ibaresi yönünden; Ana Statü’nün 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “...657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler...” ibaresinin, Kanun'a aykırılığı söz konusu olmadığı gibi, seçme ve seçilme hakkını engellemesinin söz konusu olmadığı ve sadece seçilebilme şartlarını belirlediği savunulmuştur. ç) 31. maddesinin birinci fıkrası yönünden; Bu maddede yer alan düzenleme ile denetleme kurulu üyelerinin görevlerini yaptıkları esnada öğrendikleri hususları üçüncü şahıslara açıklayamayacakları hükmünün getirildiği, bu hüküm gereğince denetleme kurulu raporunu düzenleyerek ilgili makam olan Yönetim Kurulu'na sunulacağı ve Yönetim Kurulunca gereğinin yapılacağı, ancak üçüncü şahıslara açıklayamayacakları, bu durumun denetleme kurulu üyelerinin yükümlülükleri ile çelişmediği, aynı şekilde bilgi edinme hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmadığı, bu sebeple düzenlemenin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunulmuştur. d) 32. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan; “....Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine...” ibaresi yönünden; İlk fıkradaki düzenlemelerin, 4357 sayılı Kanun'a ve Türk Ticaret Kanunu'na aykırılık teşkil etmediği, Sandığın zarara uğratılması hallerinde üyelerin dava açma hakkına sahip oldukları ve üyelerin zararının öncelikle Sandık tarafından ivedilikle giderilmesi ve daha sonra zarara sebep olan ilgiliye rücu edilmesinin düzenlendiği; ikinci fıkrada ise, ilgili kanun hükümlerine göre yönetim kurulu üyeleri hakkında temsilciler kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine denetleme kurulunca dava açılacağının hükme bağlandığı, eski düzenlemede "Türk Ticaret Kanunu hükmü uyarınca" ibaresi yer almakta iken bu Kanun'un yürürlükten kaldırılması üzerine bu ibarenin kaldırılıp, "ilgili kanun hükümlerine göre" ibaresi konularak yapılan düzenlemenin hukuka aykırı olmadığı; Anayasa Mahkemesinde görülen 4357 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilkokul öğretmenleri” ibaresi ile ilgili davadan bahisle, Anayasa Mahkemesi kararının ihtiyari bekletici mesele yapılmasının davanın karara bağlanmasının engellemesi veya ertelenmesi sonucunu doğuracağı savunulmaktadır. DAVALI YANINDA MÜDAHİL … (…)'IN SAVUNMASININ ÖZETİ: Dava konusu Ana Statü'nün 14. maddesinin birinci fıkrasındaki; "...ve tecziye" ibaresinin Anayasa'daki "belirlilik" ilkesine aykırı olmadığı gibi, hiçbir duraksamaya veya kuşkuya yer bırakmadan açık ve net uygulanabilir nitelikte olduğu, Ana Statü'nün 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin üst hukuk normu olan 4357 sayılı Kanun'a aykırılık taşımadığı gibi, Kanun hükmünü genişletici mahiyette olmadığı, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin zedelenmediği, Ana Statü'nün 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki; "...657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler..." ibaresi ile seçilme hakkının üyelerin elinden alınmış olmadığı, sadece seçilme yeterliliği şartlarını belirlediği, aynı şekilde Ana Statü'nün 31. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme ile denetleme kurulu üyelerinin görevlerini yaparlarken öğrendikleri hususları sadece ilgili makama sunacağı, üçüncü şahıslara açıklayamayacaklarına ilişkin düzenlemenin hukuka ve hayatın doğal akışına da uygun olduğu; Ana Statü'nün 32. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” ifadesi ile ikinci fıkrasında yer alan; “....Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine...” ibaresinin Kanun'a aykırılık taşımadığı, bu düzenleme ile Sandığın zarara uğraması halinde üyelerin dava açma hakkına sahip oldukları ve üyelerin zararının öncelikle Sandık tarafından giderilmesi, daha sonra zarara sebep olan kişiye rücu edilmesinin düzenlendiği, yine kanun hükümlerine göre denetleme kurulunca dava açılabileceği hükmünün hukuka uygun olduğu, Anayasa Mahkemesindeki davanın iş bu dava için "bekletici mesele" yapılması talebinin anlaşılabilir olmadığı, davanın uzamasına yönelik bir talep ve girişim olduğu, bu talebin hukuka uygun olmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, bozma gerekçesi doğrultusunda, dava konusu İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin birinci fıkrası yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Davacı Sendika tarafından, İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin, 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 20. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler” ibaresinin, 31. maddesinin 1. fıkrasının, 32. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” cümleleri ile 2. fıkrasında yer alan “Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine” ibaresinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onikinci Dairesince, dava konusu İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali, aynı Ana Statü'nün 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 20. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler” ibaresinin, 31. maddesinin 1. fıkrasının, 32. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” cümleleri ile 2. fıkrasında yer alan “Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine” ibaresi yönünden ise davanın reddi yolunda verilen karar, davacı Sendika vekilince, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası yönünden, davalı idarece ise, iptale ilişkin hüküm fıkrası yönünden temyiz edilmiş, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davacı Sendikanın temyiz istemi reddedilmiş, davalı idarenin temyiz istemi ise, davacı Sendikanın, Tüzüğe göre, eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet gösterdiği ve hizmet koluna dahil kamu kurum ve kuruluşları işyerlerinde çalışan kamu görevlilerini üye olarak kabul ettiği, dava konusu Ana Statü'nün 14. maddesinin ise Sandık personeli hakkında düzenlemeler içermekte olduğu, 4688 sayılı Kanun uyarınca, davacı Sendikanın, sadece üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak yetkisine sahip olması, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçi statüsünde görev yapan İlksan personelinin kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kamu görevlisi niteliğinin bulunmaması ve dolayısıyla davacı Sendikaya üye olmaması karşısında, Ana Statü'nün 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali istemi yönünden davacı Sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı, bu itibarla, davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, anılan düzenlemenin esasının incelenmesi suretiyle iptal edilmesine ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilerek bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunludur. Açıklanan nedenle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına uyularak, bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi, yukarıda anılan Yasa hükmü gereği olduğundan, anılan Kurul kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Dairemizin 25/03/2021 tarih ve E:2018/8378, K:2021/1693 sayılı dava konusu İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin birinci fıkrası yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptaline, aynı Ana Statü'nün 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri; 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “...657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler...” ibaresi; 31. maddesinin birinci fıkrası; 32. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur.” ibaresi ile ikinci fıkrasında yer alan; “....Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine...” ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kararına karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulması sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2022 tarih ve E:2022/512, K:2022/3338 sayılı kararıyla; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü, davacının temyiz isteminin reddi ile Dairemiz kararının redde ilişkin kısmının onanması, iptale ilişkin kısmının ise bozulması üzerine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozma kararına uyularak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra bozulan kısım hakkında işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde değişiklikler yapılmış olup, anılan Ana Statü'nün 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin; 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 20. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri kapsamında aylıktan kesme cezası veya daha üst bir disiplin cezası almış olan üyeler” ibaresinin; 31. maddesinin 1. fıkrasının; 32. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ancak tazminat miktarı Sandık hükmi şahsiyetince karşılanır. İlgiliye rücu Yönetim Kurulu kararı ile olur” cümleleri ile 2. fıkrasında yer alan “Temsilciler Kurulunun bu yolda alınan kararı üzerine” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetlerine ilişkin olarak "Üyelerin idare ile doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini ve mirasçılarını, her düzeyde ve derecede yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak." kuralına yer verilmiş, bu yetkiyle sendikalar üyelerinin ortak hak ve menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açma hakkına sahip kılınmıştır. İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendine göre İlksan personeli, İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Genel Müdürlüğü merkez ve bağlı birimlerinde 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışan belirli/belirsiz süreli sözleşmeli personeli ifade etmektedir. İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Personel Yönetmeliği'nin 89. maddesinde ise bu Yönetmelik'te yer almayan konularda İş Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davacı Sendika, Tüzüğü'ne göre, eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet göstermekte ve hizmet koluna dahil kamu kurum ve kuruluşları işyerlerinde çalışan kamu görevlilerini üye olarak kabul etmektedir. Dava konusu Ana Statü'nün 14. maddesi ise Sandık personeli hakkında düzenlemeler içermektedir. 4688 sayılı Kanun uyarınca, davacı Sendikanın, sadece üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak yetkisine sahip olması, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçi statüsünde görev yapan İlksan personelinin kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kamu görevlisi niteliğinin bulunmaması ve dolayısıyla davacı Sendikaya üye olmaması karşısında, Ana Statü'nün 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali istemi yönünden davacı Sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu Ana Statü'nün 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali istemi yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddi gerekmektedir KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsü'nün, 27/08/2017 tarih ve 30167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı Ana Statüsünde Değişiklik Yapılmasına Dair Ana Statü ile değişik 14. maddesinin birinci fıkrası yer alan “ve tecziye” ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Dava kısmen ret, kısmen ehliyet ret şeklinde sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. İlk aşamada davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden bu aşamada yeniden hükmedilmemesine, 4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve davalı yanında müdahile ayrı ayrı iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi