Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile .... Teknoloji İnş. Ve Sondaj Hizm.Ltd.Şti., arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve bu sözleşme dahilinde ticari kredi kartı, ticari kredili mevduat ve cari hesap alacağına karşılık gösterilerek, ipotek şerhi işlenen ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi, ...- ... Pafta, ... Parsel 5.kat 11 bağımsız bölüm nolu taşınmazın, paraya çevrilmesi istemi ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... e. Sayılı dosyadan takip başlatıldığını, şirketin
davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Tasfiye Halinde ... Ticaret A.Ş. hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2020/156 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davanın devam edebilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması amacıyla anılan şirketin tüzelkişiliğinin ihyası için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2020/156 esas sayılı dosyanın görülüp sonuçlandırılması ve verilecek kararın icrası işlemlerinin yapılabilme için şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında; ihyası istenen şirketin ticaret sicil kaydının 6102 sayılı TTK.'nun geçici 7. maddesi uyarınca 30/12/2019 tarihinde re'sen terkin edildiği anlaşılmaktadır. Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı kararı). Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir. Davacının iddiaları, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya kapsamına binaen; Müvekkili tarafından Tasfiye Halinde ... A.Ş hakkında Bakırköy 18. İş Mahkemesi 2020/156 esas sayılı dosya ile dava açıldığını ve halen derdest olduğunu, davanın devam edebilmesi ve taraf ehliyetinin sağlanması amacıyla ilgili şirketin tasfiye haline dönüşmesi ve tüzel kişiliğinin ihyası için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ve bu dosyada Tasfiye Halinde ... A.Ş'nin 30/12/2019 tarihinde terkin edildiğini, oysa ki bu davanın varlığı karşısında tasfiyenin gerçek anlamda tamamlandığı ve tasfiyenin hukuken sonuçlandırıldığının kabul edilemeyeceği anlaşılmakla haklı olan davanın kabulüne karar verilmiş, davada davalı ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi karşısında aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle; davanın kabulü ile 30.12.2009 tarihinde sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin Bakırköy 18. İş Mahkemesinin 2020/156 Esas sayılı dosyasına özgü olarak ihyasına, karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 07.05.2021 tarihli tavzih kararıyla, son tasfiye memuru davalı ...'un ek tasfiye için görevlendirilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesine rağmen müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılarak, davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.