1. Hukuk Dairesi 2013/3700 E. , 2013/4841 K. "" ESAS NO : MAHKEMESİ : ANAMUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 3.4.2012 Salı günü saat 9.30 da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üz…
**1. Hukuk Dairesi 2013/3700 E. , 2013/4841 K.** **"İçtihat Metni"** ESAS NO : MAHKEMESİ : ANAMUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 3.4.2012 Salı günü saat 9.30 da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi raporu okundu, düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak mirasbırakanı E.G.'nun 17.5.2003 tarihinde ölümü üzerine mirasçı olarak davacı ve davalı kızları ile dava dışı çocukları, A.A., F. H. H., ve M.F. ile torunu O.ı bıraktığı, kayden maliki olduğu 899 ada 18 parsel sayılı taşınmazını 21.11.2002 tarihli akitle davalı kızına satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakan tarafından yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı iddiaya karşı, murisin sağlığında mallarını çocuklarına dağıttığını, davacıya da arsa verdiğini, daha sonra sağlık problemleri çıkınca dava konusu taşınmazı satıp parasını aldığını belirtip paylaştırma savunmasında bulunmuştur. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706(TMK m.782), Borçlar Kanunun 213(TBK m.237) ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.