T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/787 Esas KARAR NO : 2026/45 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/400 Esas- 2023/39 Karar TARİH: 19/01/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dos…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/787 Esas KARAR NO : 2026/45 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/400 Esas- 2023/39 Karar TARİH: 19/01/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı alacaklı müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten olan alacağını tahsili talebi ile İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığını, davalı borçlu şirketin itirazı ile icra takibinin durduğunu, tarafların 728 Ton... (... ispirto çözücü)'in sözleşme konusu malın davalı satıcı tarafından partiler halinde davacı alıcıya gönderilmesi karşılığında parçalar halinde toplam 400.000 USD'nin davalı satıcı ... Bankası A.Ş nezdindeki USD:TR ... ...iban numaralı banka hesabına gönderilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı satıcı şirketin anlaşma gereğince davacı alıcıya göndermesi gereken parası ödenmiş malları göndermediğini, bu malların gönderilmesi için davalı satıcının hesabına transfer edilen dava ve takip konusu paraları da davacı alıcıya iade etmediğini, davalı borçlu şirketin İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine vaki haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalı borçlu şirketin %20 icra tazminatına mahkum edilmesini, davalı borçlu şirketin taşınır taşınmaz malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin müvekkili şirket ile davacı arasında ticari bir sözleşmenin varlığından bahsettiğini, alacak iddiasına dayanak olarak da dava dilekçesinin ekinde bir kısım transfer belgeleri ile bir adet proforma faturanın ibraz edildiğini ve bu belgelere göre davacı şirketin takip tarihi itibari ile 160.160 USD alacaklı olduğunun iddia edildiğinin anlaşıldığını, bu iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı gibi davacı tarafın iddialarının da dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket vekili tarafından sunulan transfer belgeleri incelendiğinde ödemelerin açıklama kısmına ticaret, iş, kimyasal madde ithalatı gibi açıklamalar yazıldığını ancak hiçbirinde müvekkili şirket ile yapılan ... ispirto çözücü anlaşmasına ilişkin olarak keşide edilen faturaya atıf yapılmadığının görüldüğünü, ayrıca ödenen bedellerden bir kısmının müvekkili şirkete değil transferi gerçekleştirilen şirketlere ödenen transfer bedelleri olduğunu, bu bedellerinin müvekkili nam ve hesabına ödenmemiş olduğundan müvekkili şirketten talep edilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı da bulunmadığını, her iki şirketin ticari defterleri de incelendiğinde iki şirket arasında davaya konu olmayan para alış verişleri olduğunun açıkça anlaşılacağını, bu nedenle davacı şirket tarafından müvekkili şirket hesabına gönderilen bir kısım bedellerin cari hesaba ilişkin olarak yapılan borç ödemeleri olduğunu, tüm bu hususların dışında iki şirket tarafından yapılan cari hesap mutabakatı neticesinde bakiye bedelin davacı şirket tarafından yetkilendirilen kişiye Libya'da teslim edildiğini, dolayısı ile dava tarihi itibari ile davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir alacağı da bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/01/2023 tarih ve 2020/400 Esas- 2023/39 Karar sayılı kararında;"....Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı, taraflar arasında 728 ton... sözleşme konusu malın davalı satıcı tarafından partiler halinde davacı alıcıya gönderilmesi, bunun karşılığında parçalar halinde toplam 400.000,00 USD'nin davalı satıcının ... Bankası A.Ş nezdindeki iban numaralı banka hesabına gönderilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı satıcı şirketin anlaşma gereğince davacı alıcıya göndermesi gereken parası ödenmiş malları göndermediğini, bu malların gönderilmesi için davalı/satıcının hesabına transfer edilen dava ve takip konusu paraların da davacı alıcıya iade edilmediği belirterek başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın iptali talebi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı ise taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesine eklenen proforma faturada 400.400 USD ve 728 ton ifadeleri geçmekte ise de; bu proforma faturanın keşidecisinin dava dışı "... Ltd" ünvanlı şirket olduğunu, bu proforma faturanın taraflar arasında sözleşme yapıldığının delili olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından sunulan transfer belgelerinin açıklama kısmına "Ticaret, iş, kimyasal madde ihtalatı" gibi açıklamalar yazıldığı, ancak davalı şirket ile "... ispirto çözücüsü" anlaşmasına ilişkin keşide edilen faturaya atıf yapılmadığını, iki şirket tarafından yapılan cari hesap mutabakatı neticesinde bakiye bedelin davacı şirket tarafından yetkilendirilen kişiye Libya'da teslim edildiğini, davacının davalı şirket nezdinde herhangi bir alacağı da bulunmadığını beyan etmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacıya ait hesap hareketleri ve swift mesajlarının incelenmesi için ilgili banka şubesinde yerinde inceleme yapıldığı, raporun 11.sayfasında tablo halinde gösterilen tarihlerde davacı tarafından davalı adına belirtilen tarihlerde ilgili tutarların havale edildiğine dair mesajların detaylarının gösterildiği, buna göre davalının hesaplarına geçen tutarın 144.175,07 USD olduğu, davacı tarafça ayrıca 15.739,93 USD masrafın da talep edildiği ancak bununla ilgili masraf ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediğinden davacının talep edebileceği tutarın144.175,07 USD olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporu yeterli teknik incelemeyi içerdiğinden hükme esas alınmış olup yapılan ödemelere dayanak gösterilen dava dilekçesine ekli 08/02/2018 tarihli proforma faturada satıcının dava dışı ... Ltd Şirketi olarak yer aldığı, ancak proforma faturasındaki notta ilk bedelin ... Bankası A.Ş Libya İnternetional Kargo'ya yatırılacağı belirtilmiş olup, proforma faturanın satıcı ile alıcı arasında yapılan anlaşma ile ilgili her türlü detayı gösteren ön fatura olduğu, her ne kadar kesin fatura niteliği taşımaz ise de; proforma faturada anlaşıldığı üzere bilirkişi tarafından da tespit edilen bedellerin davalı adına yatırıldığı, bu kapsamda davacı adına yapılmış bir mal tesliminin bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, yine davalı tarafça cevap dilekçesinde davacı tarafından davalı şirket hesabına gönderilen bedellerin cari hesaba ilişkin olarak yapılan borç ödemeleri olduğunu belirtmiş ise de; buna ilişkin bir delil sunmadığı gibi davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede de davacı ile aralarında herhangi bir cari hesap ilişkisine rastlanmadığı, kaldı ki davalıya yapılan ödemelere dair swift mesajlarının açıklama kısmından ödemenin dava dilekçesine ekli proforma faturaya ilişkin olduğu anlaşıldığından davacının davasının bilirkişi raporunda belirtilen miktarla sınırlı olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi, mal alım satımına ilişkin anlaşma gereği ödenen paranın istirdatına yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;144.175,07 USD asıl alacak yönünden davalının İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin hükmedilen asıl alacak yönünden devamına ; Asıl alacağa takip talebindeki yıllık %6 Amerikan Doları faiz talebini aşmamak üzere takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a. Maddesi gereğince Merkez Bankasının yabancı paralar için ön gördüğü en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 207.119,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin; davacı şirket adına hüküm altına aldığı 130.847,31 TL nispi vekalet ücretini dava tarihi olan 07.08.2020 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru olan 1 USD = 7,1890 TL üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplandığını, hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru olan 1 USD = 18,8362 TL üzerinden TL’ye çevrilerek 144.175,07 USD X 18,8362 TL =2.715.710,45 TL üzerinden vekalet ücretine hesaplanması gerekirken 144.175,07 USD X 7,189 TL = 1.036.474,57 TL miktar üzerinden davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve kararın kaldırılarak vekalet ücretinin düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ticari defterinin incelenmeksizin sadece banka kayıtları ve proforma fatura dikkate alınarak proforma faturanın niteliğinin tartışılmadan karar verilmesinin, yine davacının delil olarak mail yazışmalarına dayanmasına rağmen söz konusu maillerin davalı tarafından davacıya atıldığının bilişim uzmanı bilirkişi tarafından değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya avans ödemesi olarak gönderilen para karşılığı malların teslim edilmediği iddiasıyla ödenen paranın istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı tarafından yukarıda belirtilen istinaf sebepleri yargılama aşamasında cevap dilekçesinde, beyan dilekçelerinde ve bilirkişi kök ve ek raporuna karşı itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, Mahkemece gerekçeli kararında her bir iddia ve savunma hakkında ne şekilde karar verildiği açıklanmıştır. Taraflar arasında davacı tarafından davalıya dava konusu paraların gönderildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu hususun bizzat davalının banka hesap hareketleri ile de sabit olduğu, swift mesajlarında paranın "..." ..." açıklamasını, para transfer amacında ise kimyasal kalemlerin ithalatının belirtildiği, buna göre gönderilen paranın proforma faturaya konu ürün karşılığı gönderildiğinin açık olduğu, dava dışı şirket tarafından düzenlenen proforma faturada ilk ödemenin davalı şirkete yapılacağının belirtildiği ve banka bilgilerine yer verildiği anlaşılmakla proforma fatura davalı tarafından düzenlenmemiş olsa dahi avans ödemesinin davalıya yapılması ve davalının ödemeyi kabul etmesi ile dava konusu ürünlerin davalı tarafından davacıya gönderileceği hususunda tarafların anlaşmaya vardığı sabittir. Yine herhangi bir şekil şartına tabi olmayan dava konusu satış sözleşmesine ilişkin yazılı bir sözleşme veya proforma fatura düzenlenmesi ya da düzenlenmemesinin sonuca etkisinin bulunmamaktadır. Davalı tarafından ödemelerin cari hesaba ilişkin olduğu savunulmuş ise de, bizzat kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı ile aralarında cari hesap ilişkisi bulunmadığı ve davacıdan alacaklı olduğuna ve söz konusu ödemelerin cari hesap alacağına mahsuben yapıldığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Davalı tarafından dava konusu ödemeler karşılığında malların teslim edildiği ve paranın iade edildiği yazılı deliller ile ispat edilemediğinden Mahkemece davacı alacağının hüküm altına alınması isabetlidir. Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak taraflar arasındaki yazışmaları da gösterdiği, ancak söz konusu yazışmaların dosyaya sunulmadığı, bilirkişi ve Mahkemece de taraflar arasındaki herhangi bir yazışmaya dayalı olarak tespit yapılmadığı gözetildiğinde dosyaya sunulmayan yazışmaların bilişim uzmanı bilirkişi marifeti ile incelenmesi fiziken mümkün olmadığı gibi karara dayanak olan deliller dikkate alındığında sonuca etkisi de bulunmamaktadır. HMK'nın 222. maddesine göre Mahkemece ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, taraflarca dilekçelerinde ticari defterlere delil olarak dayanıldığı ve Mahkemece de ibrazına karar verildiği ve davacı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Taraflar iddia ve savunmalarını uyuşmazlığın niteliğine göre yasanın ön gördüğü tüm deliller ile (kesin/takdiri) ispat etme hak ve yükümlülüğüne sahiptir. Davacı tarafından alacağın ispatı için ödeme dekontları, banka kayıtları, proforma fatura ve diğer deliller yanında takdiri delil olan tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanılmıştır. Davacının alacağının banka kayıtları ve dekontları ile ispat etmesi, davalının aksini ispat edememesi karşısında ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bu belgelerin ticari defterlere kaydedilmemesi bu delillere itibar edilemeyeceği/delillerin geçersiz olacağı ve alacağın ispat edilemediği sonucunu doğurmamaktadır. Davacının ticari defterlerinin ibraz edilmemesi sebebiyle usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil olup olmadığının somut uyuşmazlıkta tartışma yeri ve sonuca etkisi de bulunmamakta olup, davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece vekâlet ücretine hükmedilirken dava tarihindeki kur esas alınarak TL dava değerinin belirlenmesi, belirlenen ve harcı yatırılan bu bedel üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekâlet ücreti hesaplaması yapılması gerekmekte olup, Mahkemece dava tarihindeki Merkez Bankası USD efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 70.741,50 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 17.685,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 53.056,12 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.