Başvuru, ilçede polis memuru olarak görev yapan kişiler ile yaşanan tartışma sırasında tehdit edilme ve küçük düşürücü muameleye maruz kalma iddiasıyla yapılan şikâyet sonucunda eksik araştırma ve yanlış delil değerlendirmesi yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 36. ve 40. maddelerinin ihlali iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ilçede polis memuru olarak görev yapan kişiler ile yaşanan tartışma sırasında tehdit edilme ve küçük düşürücü muameleye maruz kalma iddiasıyla yapılan şikâyet sonucunda eksik araştırma ve yanlış delil değerlendirmesi yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle Anayasa’nın , ve maddelerinin ihlali iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/2/2014 tarihinde Görele Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/3/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 21/3/2016tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Giresun ili Görele ilçesinde bir lokanta sahibidir. 31/8/2013 tarihinde akşam 00 sıralarında polis memuru T.T. lokantaya gelerek amiri İ.Y.ye götürmek üzere pet şişe içinde çorba istemiş; başvurucunun çalışanı H.Ç. çorbayı pet şişe içine koyamayacaklarını beyan ederek alüminyum kase içine çorbayı koyarak teslim etmiştir. Polis memuru T.T.nin İ.Y.ye kendisini lokantada beklettiklerini ve ilgilenmediklerini söylemesinden bir süre sonra İ.Y. bir başka polis memuru N. ile birlikte lokantaya gitmiştir. İ.Y., çalışan H.Ç.yi sormuş, başvurucunun sebebini öğrenmek istemesi üzerine tartışma yaşanmıştır. Başvurucunun çalışanı H.Ç., polis memurları ile birlikte karakol binasının girişindeki merdivenlere gitmiş ve burada aralarında bir konuşma geçmiştir. Başvurucu, 15-20 dakika sonra polis memurları ve çalışanının yanına gitmiştir. Başvurucunun gitmesi ile çalışan H.Ç. olay yerinden ayrılmış, başvurucunun iddiasına göre emniyet amiri kendisini kara listeye almakla ve sürekli ceza yazmakla tehdit etmiş ayrıca eline vurarak ve bağırarak "Defol git." demiştir. Başvurucu, Cumhuriyet savcılığına verdiği dilekçe ile emniyet amiri İ.Y. ve polis memurları N. ile T.T. hakkında şikâyetçi olmuştur. Şikâyet dilekçesinde başvurucu; İ.Y.nin kendisini kara listeye almakla, rahat bırakmamakla ve sürekli ceza yazmakla tehdit ettiğini, karakolun merdivenlerinde herkesin duyabileceği şekilde bağırarak "Defol git." dediğini ve eline vurduğunu ifade etmiştir. Başvurucu şikâyet dilekçesinde ayrıca çalışanı H.Ç.nin suç isnadı olmaksızın polis aracına bindirilip götürülmesinden ve yine H.Ç.ye karakol binası önünde hakaret edilmesinden şikâyetçi olmuştur. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakaret ve basit tehdit isnadıyla başlatılan soruşturma kapsamında İ.Y., N. ve T.T.nin şüpheli sıfatıyla ifadeleri, başvurucu ve çalışanı H.Ç.nin müşteki sıfatıyla beyanları alınmıştır. Başvurucu, Savcılık tarafından alınan beyanında " ... İ.Y'nin elime vurarak" kes, sizinle görüşeceğiz, bundan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacak, bu dükkanın kapısına rahat rahat araba çekilmeyecek, size her türlü cezayı keseceğim'', "sizi karakola götüreceğim, sizinle orada görüşeceğiz.'' ve ''Defol git.'' şeklinde sözler söylediğini belirtmiş, bağırıp çağırarak kendisini, çalışanlarını ve işyerinde bulunan müşterilerini rahatsız eden polis memurlarından, aynı zamanda eline vurarak sert bir şekilde "Kes sesini." diyerek hakaret ve tehdit içerikli beyanlarda bulunan İ.Y.den şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Polis memurları; tehdit ve hakaret fiillerini kabul etmemişler, yalnızca müşteri olarak hizmet talep ettiklerini, bekletilmelerinden dolayı rahatsız olduklarını, konuşmak istediklerini, lokantadaki müşterileri rahatsız etmemek içi dışarı çıktıklarını ve yağmur yağması nedeniyle lokantaya çok yakın olan polis merkezinin merdivenlerinde konuştuklarını beyan etmişlerdir. Yürütülen soruşturma sonucunda 30/10/2013 tarihli ve S.No. 2013/1395, K.2013/879 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir: " [İ.Y.nin] Süleyman'a ve [H.Ç.ye] sair tehditte bulunduğunun ve hakaret ettiğinin iddia edildiği,Süleyman'ın diğer müşteki şüpheliler [N. ve T.T.den] şikâyetçi olduğu ancak herhangi bir atfı cürümde bulunmadığı,...Süleyman ve H.Ç.'nin [İ.Y.'nin] üzerine atılı hakaret ve tehdit iddiasıyla ilgili olarak, soyut anlatımlar dışında bağımsız ve tarafsız başkaca tanık anlatımı olmadığı, [İ.Y.] hakkında dava açılabilecek yeterli şüphe oluşmadığı,..." Başvurucu anılan karara, lokantadaki müşterilerin tanık olarak dinlenilmediği, olay yeri krokisi tanzim edilmediği ve çalışanı H.Ç. hakkında adli rapor aldırılmadığı hususlarını belirterek itiraz etmiş; Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/1645 Değişik İş sayılı kararıyla itiraz reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı başvurucuya 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir."